İmamoğlu'ndan 'tahliye' talebi

İBB'ye yönelik 'yolsuzluk' suçlamasıyla açılan davada aralarında seçilmiş İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 68 tutuklu ve tutuksuz sanıklar duruşmanın 13. haftasında hakim karşısına çıkacak. Bugün görülecek 50'nci duruşmada sanık savunmalarının alınmasına devam edilecek.

Haber Giriş Tarihi: 15.06.2026 15:04
Haber Güncellenme Tarihi: 15.06.2026 15:04

Cumhuriyet'ten Engin Deniz İpek'in haberine göre, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı, seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 68'i tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davası 50'nci gününde devam ediyor.

Geçen hafta Medya AŞ'nin eski genel müdürleri Elif İpek Atayman ve Fatoş Pınar Türker gibi isimlerin de aralarında olduğu tutuklu sanıkların savunmaları ve sorgularıyla tamamlanmıştı.

Yeni hafta ise, Fatoş Ayık'ın yarım kalan sorgusu, Serap Karay ve Taner Çetin'in savunmalarıyla devam ediyor.

GEÇEN HAFTA NELER YAŞANDI?

Davada geçen hafta, kadın tutukluların savunmaları kamuoyunda büyük tartışmalara yol açtı. İBB Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, savunmasında maruz bırakıldığı çıplak arama uygulamasını ve savcının baskısını anlatırken İçişleri Bakanlığı olay hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı çıplak arama iddialarını yalanlarken bakanlık, iddiaların araştırılması için mülkiye müfettişi ve polis müfettişi görevlendirildiğini duyurdu.

Davada henüz savunmasını tamamlamayan 17 tutuklu sanık kalırken bu hafta İPA Genel Müdürü Buğra Gökce ve İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten gibi üst düzey bürokratların savunma yapacak. Önceki hafta savunmasına başlayan ancak konuştuğu esnada rahatsızlanarak savunmasını yarıda bırakan Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Çolak'ın da bu hafta savunma yapması bekleniyor.

18 Haziran Perşembe günü davadaki üçüncü tutukluluk incelemesi yapılacak.

SAĞLIK DURUMLARI TARTIŞMALI

Diyabet ve kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıklara sahip olan Çolak'ın yanında tutuklu iş insanı Bulut Aydöner de son duruşmada söz alarak böbrek rahatsızlığına dikkat çekti.

Davanın ilk haftasında savunma yapan Aydöner, yaklaşık iki aydır böbrek rahatsızlığı olduğunu, bu sebeple ameliyat olması gerektiğiyle ilgili raporları mahkemeye sunduğunu ancak cezaevi ortamının bu sürece uygun olmadığını belirterek tahliye talebinde bulundu. Mahkeme başkanı ise bu perşembe yapılacak tutukluluk incelemesi öncesi sağlık konularını yakından takip ettiklerini ifade etti.

İşte İBB davasının 50. gününde dakika dakika yaşananlar...

16.50 | İKİNCİ ARA VERİLDİ

Taner Çetin'in savunmasının ardından duruşmaya ikinci ara verildi.

İmamoğlu, salondan çıkarken Kars'tan kendisine destek için gelen ve izleyici kısmında yer alan belediye başkanlarına teşekkür etti.

16.00 | 'BU KADAR ÇOK DENETİMİN OLDUĞU YERDE...'

Çetin, iddianamede kendisine yöneltilen suçlamaların dışında ilk olarak, kendisi aleyhine kamuoyunda oluşturulan magazin içerikli haberlere dikkat çekti. Tutuklandıktan sonra Silivri'ye gönderildiğini ancak daha sonra İzmir'e nakledildiğini hatırlattı.

"Sevkim sürecinde ne aileme ne avukatlarıma haber vermeme izin verildi. Gizlilik var dendi ama ben daha yola çıkmadan bazı basın organlarında nakledildiğim haberleri yer aldı" diye konuştu.

Gözaltı ve tutukluluk sürecinde, kendisi aleyhine kamuoyunda oluşturulan magazin içerikli haberlere dikkat çekerek, uzun yıllara dayanan belediyecilik ve kültür çalışmalarını anlattı.

Silivri, Avcılar ve Beylikdüzü belediyelerinde görev yaptıktan sonra İBB'de Kültürel Etkinlikler Müdürü, ardından Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı olarak görev aldığını belirten Çetin, "Ben buraya yalnızca bir ceza soruşturmasının muhatabı olarak değil, özel hayatımla ilgili haberlerle hedef gösterilmiş bir insan olarak çıktım" dedi.

Suçlandığı ihale süreçlerine ilişkin de konuşan Çetin, iddianamedeki 12 ihaleden sorumlu tutulmasına rağmen süreçlerin tek bir kişi veya birimin iradesiyle yürütülmediğini vurguladı.

Çetin, özellikle ihale komisyonları ve denetim mekanizmaları üzerinden yapılan suçlamalara itiraz ederken "12 ihaleden sorumluyum deniliyor ama her ihale komisyonu beş kişiden oluşuyor. Toplamda 60 komisyon üyesi var. 58 kişi nerede? Doğru olan da zaten burada bulunmamaları" dedi.

İhalelerin EKAP üzerinden yürütüldüğünü, isteklilerin itiraz ve şikayet haklarının bulunduğunu belirten Çetin, "Kamu İhale Kurumu'na itiraz edilebilir, idari yargı yolları açıktır. Ancak bu dosyada böyle bir itiraz da yok" dedi.

"SAYIŞTAY BİR ŞEY TESPİT ETMEDİ AMA BURADAYIZ"

Kurum içi işleyişte Sayıştay ve diğer denetim süreçlerine dikkat çeken Çetin, İBB'deki işlemlerin düzenli olarak denetlendiğini söyledi.

"Her sene Sayıştay denetimini geçiririz, Sayıştay gelir, her şeyimizi didik didik inceler. Ben biraz kıl bir daire başkanıyım, her sene Sayıştay'a hazır olmak için denetim isterim" diyen Çetin, 2019-2025 yılları arasında yapılan denetimlerde herhangi bir suç duyurusu bulunmadığını vurguladı.

Sayıştay'ın kamu zararı veya suç unsuru tespit etmesi halinde bunu bildirmekle yükümlü olduğunu hatırlatan Çetin, "Bugüne kadar bir Sayıştay denetiminden geçmiş miyiz? Evet. Bu süreçte bir tane suç duyurusu var mı? Yok" diye konuştu.

Çetin, bilirkişi raporlarının idarenin işleyişini ve denetim mekanizmalarını yeterince dikkate almadığını da belirtirken çok sayıda kurumun ihale süreçlerinde aktif rol alıp denetleme yaptığını aktararak "Bu kadar çok denetimin olduğu yerde hile yapılabilir mi?" diye sordu:

"Ben hiçbir evraka, hiçbir olumsuzluğa, hiçbir fesata, hiçbir menfaate, hiçbir hileye imza atmadım. Bugün tahliye olayım, yarın göreve döneyim, yine ne yaptıysam aynı şekilde yaparım. Bakanlıklardan cumhurbaşkanlığına tüm mal ve hizmet alımları bu şekilde yapılıyor. Organizasyon gibi zor işlerde bu ihalelerin tek elden yapılması kamu yararınadır."

"HERHALDE BOŞ KONTENJAN VARDI"

Hakkındaki "örgüt üyeliği" suçlamalarına ilişkin de konuşan Çetin, iddianamedeki örgüt şemasında İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in altında konumlandırıldığını belirterek "Fatih Bey'le hiç görüşmedim. Ben bir daire başkanıyım o da bir kulübün başkanı. Talimat alıp verecek bir konumda değiliz. Herhalde Fatih Bey'de boş kontenjan vardı, bir boşluk vardı ve beni oraya yazmışlar" diye konuştu.

15.30 | 'ZATEN SENİN BAŞKANIN EKREM'İN DE DİPLOMASI YOK'

Kariyeri ve tutuklanma sürecinden bahsederek savunmasına başlayan Çetin, 20 Mayıs 2025'te gözaltına alınması ve devamındaki savcılık sürecini şu sözlerle anlattı:

"Bizim operasyonu jandarma yapmıştı. Diğer arkadaşlara göre daha rahat geçirdim bu süreci. Daha sonraki günlerde savcılığa götürüldüm. Oğlum var 40 yaşında. Oğlum yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir savcı ilk olarak 'Gel bakalım Taner' dedi ve içeriye girdim. Elindeki tespihi göğsünün üzerinde çekerek 'Sen 63-64 yaşına gelmişsin. Burdan çıkamazsın. Suçların belli, şansın yok.

Gel etkin pişmanlıktan faydalan ben de seni çıkarayım' dedi. Bana sosyal medyada çıkan, bazı kadın çalışma arkadaşlarımın isimlerini sorarak çirkin ifadelerde bulundu. 'Sen ne mezunuydun?' diye sordu sonra. 'Sen ilkokul mezunu muydun? Ne mezunusun diploman yok galiba' dedi sonra. Daha sonrasında dedi ki 'Zaten başkanın Ekrem'in de diploması yok. Senin gibi adamları doldurmuş oraya buraya' dedi."

15.15 | TANER ÇETİN SAVUNMASINA BAŞLADI

Serap Karay'ın savunma kısmının tamamlanmasının ardından İBB Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin, savunmasına başladı.

14.40 | SERAP KARAY'IN AVUKATI KEREM DONAT: "SUÇLAMALAR KOPYALA-YAPIŞTIR GİBİ"

Serap Karay'ın avukatı Kerem Donat savunmasını sundu. Mahkeme heyetine kapsamlı bir savunma sundu.

"Ortada ne bir menfaat temini ne de ihale sürecini yönlendiren gizli bir yapı vardır" diyen Donat, ihale süreçlerinin EKAP sistemi üzerinden tamamen şeffaf yürütüldüğü vurgulandı.

Donat, özellikle bilirkişi raporlarındaki rekabet ve ihale yapısına ilişkin tespitleri eleştirerek, mal ve hizmet alımlarının birlikte düzenlenmesinin iddia edildiği gibi hukuka aykırılık oluşturmadığını savundu.

"Kısmi teklif verilmemesi rekabeti engellemez, bu idareye tanınmış bir takdir yetkisidir" diyen Donat, Danıştay içtihatlarına da atıf yaptı. Donat, 2015 ve 2022 yıllarına ait idari şartnameleri karşılaştırarak, benzer iş tanımlarının zaman içinde genişletildiğini ve bunun rekabeti daraltmak değil, aksine katılımı artırmak amacı taşıdığını ifade etti.

Karay'ın suçlandığı eylemlerde idarenin takdir yetkisini cezai sorumluluğa dönüştürdüğünü belirten Donat, EKAP üzerinden yürüyen ihale süreçlerinde hangi firmanın ihaleye katılacağının önceden bilinemeyeceğini belirtirken "Dört firmanın doküman indirip bir firmanın teklif vermesi rekabetin engellendiği anlamına gelmez" ifadelerini kullandı.

Suçlamaların "kopyala-yapıştır" görünümünde olduğunu belirten Donat, Karay'ın bu kadar eylemin içinde bulunmasının nedenini personel eksikliğiyle açıklayarak "Birçok ihalede görev alması olağandışı ya da suç değil. Personel eksikliğinden kaynaklanıyor" ifadelerini kullandı.

14.30 | ARA SONA ERDİ... İMAMOĞLU: 'METRONUZ HAYIRLI OLSUN'

İBB Davası aranın ardından devam ediyor. İmamoğlu salona gelirken izleyici sıralarındaki partililer "Sultanbeyli burada başkanının yanında" sözleriyle tezahürat yaptı.

Bunun üzerine ayağa kalkan İmamoğlu sıralara "Metronuz hayırlı olsun" diye bağırdı. Duruşma Serap Karay'ın avukatı Kerem Donat'ın beyanlarıyla sürüyor.

12.50 | DAVAYA İLK ARA: İMAMOĞLU, AKPOLAT'A SESLENDİ

Karay'ın savunmasının ardından hakim ve savcının savunmasıyla ilgili kısa sorularının ardından duruşmaya ilk ara verildi. Aradan sonra Karay'ın avukatı savunma yapacak.

İmamoğlu, duruşma salonundan ayrılırken izleyici kısmında oturan Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ı gördü.

Adalar Belediyesi'ne geçen hafta başlatılan incelemeye yönelik konuşan "Geçmiş olsun başkanım. Adalar'a selam" dedi. Akpolat, "Seninle gurur duyuyoruz" diye bağırırken İmamoğlu "En yüksek cesaretle..." diyerek salondan ayrıldı.

12.15 | SERAP KARAY SAVUNMASINA BAŞLADI

Fatoş Ayık'ın avukatı Güner'in savunmasını tamamlamasının ardından tutuklu İBB Halkla İlişkiler Müdürü Serap Karay, savunmasına başladı.

Karay, yaklaşık 20 yıldır yerel yönetimlerde görev yaptığını, 17 yıldır devlet memuru olduğunu belirterek, 2021 yılında İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı'nda müdür yardımcısı olarak göreve başladığını, 2024 yılında ise Halkla İlişkiler Müdürü olarak atandığını söyledi.

Kamu görevinde birçok denetimden geçtiğini ifade eden Karay, "Bu denetim ve incelemelerin hiçbirinden idari bir soruşturma geçirmedim, hiçbir şekilde yargılanmadım. Bugün burada ihaleye fesat karıştırma suçuyla yargılanmaktayım" dedi.

Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nün görev alanına ilişkin bilgi veren Karay, belediye hizmetlerinin tanıtımı, vatandaş taleplerinin ilgili birimlere iletilmesi, iletişim çalışmaları ve organizasyon süreçlerinin müdürlüğün sorumluluğunda olduğunu anlattı. Müdürlük olarak ihtiyaç duyulan mal ve hizmet alımları için ihale hazırlığı yaptıklarını belirten Karay, teknik ve idari şartnamelerin hazırlanması ile ihale sonrası muayene kabul komisyonlarında görev aldıklarını söyledi.

BİRİMİME AİT OLMAYAN İHALEYLE SUÇLANIYORUM

İhale süreçlerinde karar yetkisinin kendisinde olmadığını vurgulayan Karay, iddianamede 11 eylemle suçlandığını ancak 105 numaralı eylemin kendi çalıştığı birimin ihalesi olmadığını söyledi.

Hakkındaki suçlamalara konu ihalelerin tanıtım, organizasyon ve etkinlik hizmetleri olduğunu belirten Karay, bu işlerin geçmiş yıllardaki uygulamalar doğrultusunda devam ettirildiğini söyledi.

Bilirkişi raporlarında yer alan rekabet ilkesinin ihlal edildiği yönündeki değerlendirmelere itiraz eden Karay, "İddianamede, üzerime atılı ihaleye fesat karıştırma suçunu nasıl işlediğime dair hiçbir delil sunulmamıştır. Bu tahmine ve varsayıma dayalı bilirkişi raporlarını asla kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı.

Karay, ihalelerde kısmi teklif alınmamasının ve mal-hizmet alımlarının birlikte yapılmasının işin niteliğiyle ilgili olduğunu savundu.

Etkinliklerde sahne kurulumu, teknik ekipman, tanıtım materyalleri ve vatandaşlara yönelik hizmetlerin bir bütün olarak yürütüldüğünü belirten Karay, farklı yükleniciler olması halinde koordinasyon sorunları yaşanabileceğini söyledi. "Tek yüklenici, idari olarak bizim için hem daha verimli bir çalışma ortamı hem de zaman tasarrufu sağlamış oluyor" diyen Karay, yapılan düzenlemelerin yalnızca kamu yararı amacı taşıdığını ifade etti.

GÖZLERİ DOLDU

Karay, savunmasının sonunda ailesinden bahsederken gözleri doldu. Kısa savunmasını şu sözlerle noktaladı:

"Sayın Başkanım, 13 ay uzun bir süre. İnsan 13 ay boyunca birçok şey öğreniyor. Ben de bu süreçte cezaevinin ne olduğunu öğrendim. Hayatım boyunca hiçbir zaman bir suçun içinde olmadım. Hiçbir zaman karakol kapısından girmeyen, mahkeme koridorlarında dolaşan ya da cezaevinin nasıl bir yer olduğunu bilen bir insan olmadım. Hatta ilk adli vakama tutuklanarak başladım diyebilirim. Bugün ise gecelerimi, hayat hikayeleri benim hayatımdan tamamen farklı insanlarla aynı koğuşta geçiriyorum. Cezaevinde geçen her gün, insanın yalnızca özgürlüğünden değil, alıştığı hayattan da ne kadar uzaklaşabileceğini gösteriyor. Bazen düşünüyorum; 20 yılı aşkın kamu hizmetinin sonunda kendimi burada, bu şartlar altında suçsuzluğumu anlatmaya çalışırken bulacağım aklıma gelseydi inanmazdım. Bir kadın olarak zaman zaman kendimi güvende hissetmediğim, tedirgin olduğum, korktuğum anlar yaşıyorum. Ancak bütün bunlardan daha ağır gelen şey, her akşam koğuş kapısı kapandığında ertesi sabah yine aynı çaresizliğin içinde uyanacak olduğumu bilmek. Çünkü ben burada bir cezai infaz etmiyorum. Ben hala yargılanıyorum ve hakkımda henüz kesinleşmiş hiçbir hüküm bulunmuyor. Buna rağmen 13 ayda hayatımın en ağır günlerini yaşadım.

Benim çocuğum yok Sayın Başkanım. Eşim yok. 20 yıl önce babamı kaybettik. O günden sonra da en büyük ailem annem, kardeşim ve şu an 18 yaşında olan yeğenim oldu. Bugün 80 yaşına yaklaşan annemle doğduğum günden beri aynı hayatı paylaşıyorum. Bu yaşa gelmiş bir annenin benim adıma duyduğu endişeyi anlatmaya kelimeler yetmez. Ben burada her gün onun için kaygılanıyorum, o da dışarıda her gün benim için kaygılanıyor. İnsanın özgürlüğünü kaybetmesi çok ağır ama bazen insanı en çok yaralayan şey, sevdiklerinin yaşadığı çaresizliğe uzaktan bakmak zorunda kalmasıdır. Hayatın bize birlikte geçireceğimiz ne kadar zaman bırakacağını bilmiyorum. Bu nedenle özgürlüğümü yalnızca kendim için değil, yıllardır aynı hayatı paylaştığım ailemle geçirebileceğim kalan zaman için de talep ediyorum. Teşekkür ederim."

11.55 | 'HEM TAHLİYE HEM BERAATİN MÜJDECİSİ'

Çapraz sorgunun tamamlanmasının ardından Ayık'ın Uğur Güner, savunmasına başladı.

"15 aydır tutukluyuz, bundan önce sadece 15 dakika konuştuk" diyen Güner, "İnsan haklarına, insan onuruna aykırı şeyler oldu. İfademizi alan savcı, soruşturma savcısı değildi. Tutuklandıktan sonra önce Silivri'ye konuldu sonra Gebze'ye gönderildi. Avukatlarına bile haber verilmedi" ifadelerini kullandı.

Ayık'ın suçlandığı eylemlerden örnekler veren Güner, şöyle devam etti:

"Şimdi burada insanlardan beyanlar alınması için nelerin yapıldığını, ceza yargılama sistemimize nasıl kan ağlatıldığını hepimiz gördük başkanım, üzülerek dinledik. Tek bir kişi Fatoş Ayık hakkında olumsuz tek bir şey söylemiyor buna rağmen. Bunu artık dikkate almanız lazım başkanım. Bu yargılama, bu dava dosyası beyanlar üzerine inşa edilmiş bir dosyadır. Bunu eleştirmek bir hukukçunun görevi olmaktan öteye de geçmiştir bence, bir vatandaşlık görevi haline gelmiştir."

Güner, Ayık'ın suçlandığı eylemlerde kamu zararı lehine bir bulgu olmadığının altını çizerken, mahkemenin Medya AŞ iddialarından tutuklu kişilerden "ihaleye fesat karıştırma" suçlamasıyla ek savunma almasını hatırlatarak savunasının son kısmında şu ifadeleri kullandı:

"Bu durum aslında normal bir dosyada bu tahliyenin müjdecisidir bizim için. Bu dosyada sunduğumuz, anlattığımız hiçbir şeyi dikkate almasanız bunu dikkate almanız gerekir. Örgüt üyeliğinin artık enkazı bitmiştir. Zincirleme şekilde ihaleye fesat enkazı bitmiştir. 15 aydır tutuklu olan bir insanı ölçülülük ilkesiyle açıklayamazsınız tutukluluğunun devamını.

Şimdi Başkanım, normal düzende bu tahliyenin müjdecisi ama bu dosya özelinde bu aslında beraatin de müjdecisi. Çünkü açıkladım ihaleye fesat bakımından müvekkilim ve Medya A.Ş. çalışanları bakımından zaten suçun konusu yok. Yani doğrudan temin gelir getirici ihaleler, kısacası ihale yapmak zorunda değilsen ihaleye fesat karıştırma suçunun konusunun varlığından söz edemezsiniz. Burada ihaleye fesat suçundan ek savunma oluyorsak ki alıyorsunuz, bu ancak beraat kararı ile sonuçlanabilecek bir durumdur. Bu yüzden de artık tahliye kararını vermeniz gerekiyor sayın heyet."

11.45 | "HAZİNENİN GÖZÜ KAPALI TESLİM EDİLECEĞİ YÖNETİCİLERİ VE ÖZELLİKLE KADINLARI DİNLİYORSUNUZ"

Duruşma başlangıcında tahliye taleplerine ilişkin söz alan Ekrem İmamoğlu, daha sonra Ayık'a soru yöneltmek için tekrar söz aldı.

İmamoğlu, şu soruyu yöneltti:

"Sayın Başkan, sayın heyet; bu soruyu soruyorum çünkü sonuçta bu iddianamenin ana omurgası örgüt. Yani bir suç örgütü iddiası ortaya atılıyor ve benim çalışma arkadaşlarımı da bir yanıyla da kendimi eleştiriyorum, açıkçası buradaki ifadelerinde daha iyi tanıma fırsatı buluyorum. Fatoş Hanım da şu anda onlardan birisi ve kendi ifadesinde de öğrendiğim kadarıyla örgüt üyesi olarak suçlanıyor ve burada öğreniyorum bunu örgüt üyesi olarak. Tabii ki İBB'nin çalışma şeması ya da teşkilat yapısı ya da örgüt yapısı içerisinde olan kısmıyla bu tanımda bir sorun yok ama burada bir suç örgütü kurulu ve ben birçok örgüt üyesi, ki tanımadığım örgüt yöneticileri de var ama tanımadığım örgüt üyeleri de ya da vasıflı üyelerin de olduğunu görüyorum. Ben de şu soruyu sormak istiyorum. Keşke daha önce de daha uzun vakit geçirebilsek ama 100 bine yakın çalışanı ve binin üzerinde yöneticisi olan bir kurulda sizinle yüz yüze gelmenin, bazen el sıkışmanın dışında veya belki 1-2 toplantıda da olmuş olabilirsiniz bunun dışında bir irtibatımız, kurumsal çalışmadaki bütünlükçü yapımızın dışında bir irtibatımız oldu mu Fatoş Hanım?"

Fatoş Ayık: Hayır Başkanım, olmadı. Yani etkinliklerde karşılaşmak dışında olmadı.

Ekrem İmamoğlu: Ben tabii keşke olsaydı diye düşündüm..

Fatoş Ayık: Karşılaşma değil. Ben sizi görüyorum, siz beni görmüyorsunuz.

Ekrem İmamoğlu: Evet, doğru. Ben de keşke olsaydı diyerek sözümü tamamlamak istiyorum. Yani Sayın Başkan, ben huzurunuzda şunu söyleyeyim. Bu devletin, bu canım Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Hazinesi'nin gözü kapalı teslim edileceği yöneticileri ve özellikle hanımefendileri dinliyorsunuz. Teşekkür ederim.

11.30 | MURAT ONGUN SÖZ ALDI

İmamoğlu'nun girişte yaptığı konuşmanın ardından danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, duruşmada Fatoş Ayık'a Medya AŞ'deki ihale süreçleri ve Recep Taşçı'nın savcılık ifadesinde yer alan iddialarla ilgili sorular yöneltti.

Ongun, Taşçı'nın ihalelerin İletişim Koordinasyon Birimi'nde belirlendiği yönündeki beyanını hatırlatarak "Siz ihale işlemlerinizi Medya AŞ'de mi yoksa İletişim Koordinasyonu'nda mı gerçekleştiriyorsunuz?" diye sordu.

Ayık ise "Medya AŞ'de yapıyoruz" yanıtını verdi ve ihale süreçlerinin şirket merkezinde yürütüldüğünü belirtti.

Ongun, Taşçı'nın imzaların baskı altında atıldığı ve usulsüz işlemler konusunda uyarılarda bulunduğu yönündeki ifadelerini de gündeme getirdi.

Ayık, kendisi ya da başka yöneticiler tarafından herhangi bir baskı uygulanmadığını belirterek "Hayır, böyle bir baskı olmadı. Firmaları nasıl belirlediğimizi, hangi kriterlerden ve değerlendirmelerden geçtiğini detaylı şekilde açıkladım" dedi.

Reklam ihaleleri, ödemeler ve bazı firmalara kolaylık sağlandığı iddialarını da soran Ongun'a Ayık, ödemelerin Mali İşler Müdürlüğü'nün sorumluluğunda olduğunu söyledi. Ayık, "Hak ediş yapılmadan hiçbir şekilde fatura işleme alınmaz ve ödeme de yapılmaz" ifadelerini kullandı.

Dosyadaki firari Emrah Bağdatlı'nın yönlendirdiği firmalara ihale verildiği iddiasına ilişkin de Ayık, Bağdatlı'nın reklam ihalesi almışlığı olmadığını, davet edilen firmaların piyasada uzun süredir faaliyet gösteren şirketler olduğunu ifade etti.

Ongun'un tedarikçilerin ihale dönemlerinde şirketlerle iletişime geçmesine ilişkin sorusuna da yanıt veren Ayık, bunun olağan bir durum olduğunu belirterek "Tedarikçiler zaman zaman bizi ararlar. Aynı durum bizim için de geçerli; biz de Medya AŞ olarak iş takip ederiz, ihaleler yapılacak mı diye sorarız" dedi.

11.05 | İMAMOĞLU'NDAN TAHLİYE TALEBİ: 'AK PARTİ GRUP BAŞKANVEKİLİ'NİN DUYARLI İFADESİNİ ÖNEMSİYORUM'

Davaya geçen hafta savunmasını tamamlayan ve 2010 yılından, Kadir Topbaş döneminden bu yana İBB'de çalışan Medya A.Ş Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık'ın çapraz sorgusuyla devam ediliyor.

Duruşma başlamadan önce söz alan Ekrem İmamoğlu, tutukluluk incelemesi öncesi şu mesajları verdi:

"İyi haftalar, inşallah hayırlı bir çalışma haftası olur, sorgu süreci olur. 9 Mart'ta başlayan duruşma maratonumuzda, 3 ayı geride bıraktık Sayın Başkan. 4. aydan gün aldık. Bu haftanın duruşma bitiminde de tutuklu incelemesi olacak ifade ettiğiniz gibi. Gerçekten burada hepimize "asrın yolsuzluğu" diye yutturulmaya çalışılan bir süreçte neler yaşadığımız kamuoyunun önünde oluyor. Sizin de bunu yaşadığınıza ve bu absürt durumun farkına vardığınıza inanmak istiyorum. Bu vesileyle, perşembe günü heyetçe yapacağınız değerlendirmenin, karar verme sürecinin, sizin vicdanlarınızın en doğru şekilde sürece katkı sunmasını temenni ediyorum.

Özellikle sağlık sorunu olan arkadaşlarımızı ve kadın arkadaşlarımızı bu vicdan değerlendirmenizin en üst basamağında tutmanızı ve tabii ki burada savunma yapmış dostlarımızın durumunu da bu vesileyle en üst seviyede değerlendirmenizi umuyorum. Çünkü sizin de ifade ettiğiniz ve bazen herkesin yüzüne yansıyan yorgunluğu gördüğümüz üzere, normal bir yargılama süreci içinde değiliz. Şunu da ifade edeyim bir hatırlatma olarak: Artık 100 günü geçen bir süreç yaşıyoruz. Yani günler, haftalar değil, ayları yaşamış bir şekilde geçmişe dair savunmasını yapmış arkadaşlarımız var burada ve tutsak. Bunların da bir fırsat elde etmesini bu hafta önemsiyorum. Her ne kadar sizin bu konuda net bir tavrınız olsa da hani o net tavrınızı aşan bir süreç yaşadığımızı size hatırlatmayı ve bu talebi bir beyan olarak size sunmak istedim Sayın Başkan, Sayın Heyet."

"BU VAHİM BİR DURUM..."

"Tabii şunu söyleyeyim, ilginç bir durumu burada beyan etmek istiyorum. Belki şöyle düşünebilirsiniz, "Bizi ilgilendirmiyor bu konu" diye düşünebilirsiniz ama bir parçasıyla burada ifade veren arkadaşlarımızın da içinde olduğu şekliyle ilgilendirebilir düşüncesiyle iletmek isterim. Sayın Başkan, Sayın Heyet; Onur Gülüm Çeşme'de gözaltına alındı, tutuklandı. Arzu Can, bir asistan bu. 3 tane şoför; Çağatay, İlkay, Doğukan... Bunlar... Burada tutuklu yönetici arkadaşlarımız var, bugün Taner Bey mesela sizin huzurunuzda savunma verecek. Bunlar 13. ayını doldurdu Sayın Başkan.

13 aydır iddianameyi bırakın, ortada herhangi gezen bir şey de yok. Yani bu insanlar 13 aydır tutuklu ve tek bir kelime bunlarla ilgili konuşulmadı. Çok trajik bir durum. Burada hem kamuoyunun huzurunda hem bizi dinleyen herkesin huzurunda amam size de beyan ediyorum, belki yapacağınız bir husus vardır. Tekrar ifade ediyorum. Yani 3 tane şoför, 1 asistan ve bir dönem kurumumuzda müdürlük yapmış bir insan, 13 aydır tutuklu. Bakın; belediye başkanı şu bu basında yer buluyor ama bunlar bu dosyayla da ilişkili midir, değil midir? Bu vahim bir durum yani. Kuşkusuz bu salonda hepimiz Pınar Türker Hanım'ın ifadeleriyle de tüylerimiz ürpererek dinlediğimiz olayları yaşadık; ülke olarak yaşadık."

"İSTANBUL EMNİYETİ'NİN AKSİ AÇIKLAMASINA RAĞMEN..."

"İstanbul Emniyeti'nin aksi açıklamasına rağmen, AK Parti Grup Başkanvekili'nin duyarlı ifadesini önemsiyorum, Abdülhamit Gül'ün. Buna karşılık İçişleri Bakanlığı'nın da hassas bir şekilde bu süreci ele almasını yine önemsiyorum. Açıkçası teşekkür de ediyorum İçişleri Bakanlığı'nın bu tutumuna. Aynı hassasiyeti Adalet Bakanlığı'ndan da beklediğimizi ifade edeyim. Burada sadece emniyetteki utanç verici insan onuruna aykırı işlem anlatılmadı; bir savcının, bir anneyi çocuklarıyla tehdit ettiği de anlatıldı. Bunu bir iddia olarak görebilirler. İddianın ispatı çok kolay, SEGBİS kaydında bu görüşme izlenir, gerçekler ortaya çıkar. Çok kolay, çok hızlı sonuç alınacak bir soruşturma bu.

Bu anlamda Adalet Bakanlığı'nın bunu bildiği halde susmasını da gerçekten çok vahim bir durum olarak görüyorum. Yani bu iş faili meçhul değil, faili belli. Bu dönem, bir dönem birlikte çalıştığı bir insanın yaptığı bir olay. Bu konuda da Adalet Bakanlığı'nın da tutumunu hızlıca değiştirmesini ve bu hususta bir işlem başlatmasını önemsiyorum. Zira yürekleri sızlatan, sizin de bu anlamda bu duyguyu yaşadığınızı hissediyorum. Böyle bir olay ki bütün Türkiye bunu konuştu, yazıldı, çizildi. Üstü örtülecek bir olay değil. İfade ettiğim gibi, lütfen vicdanınızla güçlü bir haftayı kapatın. Bu, Türkiye için, milletin vicdanı için de kıymetli. Ve yine az önce ifade ettiğim gibi, zindanda unutulanlarla ilgili de sizin yapabileceğiniz bir şey varsa bunu da dikkatinize sunuyorum. Teşekkür ederim."

İBB DAVASI

Seçilmiş İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na yönelik yürütülen soruşturma tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı.

İddianamede 'Örgüt lideri' olarak suçlanan Ekrem İmamoğlu'nun; 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'Rüşvet', 'Suç gelirlerinin aklanması', 'Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık', 'Kişisel verilerin kaydedilmesi', 'Kişisel verileri ele geçirme ve yayma', 'Suç delillerini gizleme', 'Haberleşmenin engellenmesi', 'Kamu malına zarar verme', 'Rüşvet alma', 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma', 'İrtikap', 'Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama', 'İhaleye fesat karıştırma', 'Çevrenin kasten kirletilmesi', 'Vergi usul kanununa muhalefet', 'Orman kanununa muhalefet' ve 'Maden kanununa muhalefet' suçlarını işlediği iddia edildi.

İmamoğlu'nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İLK DURUŞMADAN BUGÜNE 42 SANIK TAHLİYE EDİLDİ

Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun'un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu'nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak'ın tahliyesine karar verdi.