SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Ekrem İmamoğlu'ndan kurultay ve yeni parti mesajı

Cumhuriyet Halk Partisi'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kendisine ve CHP'ye yönelik operasyonlar için "'Erdoğan sonrası' için birbiriyle köşe kapmaca oyunlarına başlayan sefil bir yapı var" değerlendirmesini yaptı, Kılıçdaroğlu'nu "dahili bedhah kayyım" olarak tanımladı ve "kâle almama" çağrısı yaptı. Kurultay ve yeni parti tartışmalarına ilişkin ise "CHP'lilerin talebi olan kurultay zorla engellenirse, milletin yürüyüşünü yavaşlatmak bir yana, giderek hızlandıracak yola siyaseten, ruhen ve bedenen hazırız. Bu iktidara bir seçimin daha hediye edilmesine izin vermeyeceğimizin bilinmesini isterim" dedi. Süreçle ilgili de konuşan İmamoğlu, bu sürecin sadece güvenlik perspektifi ile ele alınmasının yetersiz olduğunu ifade etti ve "Biz bu nedenle 'Terörsüz Türkiye' şeklinde adlandırılan bu sürecin 'Terörsüz ve Demokratik Türkiye' şeklinde genişletilmesini önerdik" diye konuştu.

Haber Giriş Tarihi: 16.06.2026 14:32
Haber Güncellenme Tarihi: 16.06.2026 14:32
Kaynak: İHA
Ekrem İmamoğlu'ndan kurultay ve yeni parti mesajı

Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, İlke TV'den Ahmet Ayva'ya gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kendisine ve CHP'ye yönelik yargı süreçlerini aynı siyasi operasyonun parçası olarak nitelendiren İmamoğlu, bu sürecin yargı, medya ve siyaset ayağı bulunduğunu belirterek, "'Erdoğan sonrası' için birbiriyle köşe kapmaca oyunlarına başlayan sefil bir yapı var" dedi.

CHP'de yaşanan mutlak butlan tartışmaları, Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığa dönüşü, kurultay süreci ve yeni parti iddialarına ilişkin de konuşan İmamoğlu, Kılıçdaroğlu'nu "dahili bedhah kayyım" olarak tanımladı ve yurttaşlara "kâle almama" çağrısı yaptı. CHP'nin milletin gündeminden koparılmak istendiğini ifade eden İmamoğlu, kurultayın zorla engellenmesi halinde yeni bir siyasi yol için "siyaseten, ruhen ve bedenen hazır" olduklarını söyledi.

Kürt meselesine ilişkin yürütülen sürece de değinen İmamoğlu, meselenin yalnızca güvenlik ve çatışmanın sona erdirilmesi başlığıyla ele alınmasının yetersiz olduğunu belirtti. Sürecin haklar, özgürlükler, demokrasi ve toplumsal barış ekseninde genişletilmesi gerektiğini söyleyen İmamoğlu, "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan sürecin "Terörsüz ve Demokratik Türkiye" başlığıyla ele alınmasını önerdiklerini ifade etti.

İmamoğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"19 MART DARBESİ DEVAM EDİYOR"

Siyaset içerisinde benim tutukluluğum ve CHP'ye yaşatılanlar üzerinden bütün ülkeyi esir almaya çalışan, rejim değişikliğine heveslenen ve 'Erdoğan sonrası' için şimdiden birbiriyle köşe kapmaca oyunlarına başlayan sefil bir yapı var.

Karşılarında ise milletiyle bağını her geçen gün daha fazla sağlamlaştıran bir siyaset, Türkiye için hayal kuran, hedefleri olan ve güçlü bir hareket var. Milletin umutları ve yarınları var. Türkiye'nin bir gün barış ve huzur içerisinde bir ülke olma imkanını sahiplenenler var.

Öyle bir süreç yürütülüyor ki milletin yaşayacağı tehlikeyi her gün canlı canlı gözlerimizle görüyoruz. HSK yeni adli yargı kararnamesini yayınladı işte. Yargıda binlerce savcı-hakimin, siyasetten emir alan, gruplaşmalara dahil olanların dahi yeri değişiyor. Neden? Çünkü 19 Mart'ta başlayan darbe hala sürüyor. Bu darbe bize değil, tüm Türkiye'ye yapılıyor. Bugün benim diplomamı alan yarın sizlerin bankadaki parasına, tapusuna, malına mülküne çöker demiştim. Aynı dediğim gibi oluyor. Şimdi de diyorum ki: Bugün sahadaki piyonlarıyla CHP'ye zorla çökenler, yarın bu ülkenin bütün partilerine, seçim kurullarına çöker ve çökecektir.

19 Mart'ta başladı bu darbe, Cumhurbaşkanı adaylığım engellenmek istendi. Fakat hazırlıklar, bu tarihten de önce başladı.

YARGI OPERASYONLARI

Hakkımda siyasi yasak istenen Ahmak Davası'nın yargıcı görevden alındı ve hakkımda mahkumiyet kararı verildi. Karar istinaftayken bütün yargıçlar değiştirildi ve böylece itirazım reddedildi.

Diploma ceza davasının yargıcı görevden alındı. Diploma idare davasına bakacak mahkeme 'yeniden' oluşturuldu ve hemen davamı reddetti. Kararı istinaf ettik, bu kez istinaf dairesinin mahkeme başkanı görevden alındı ve hemen ondan sonra talebim reddedildi.

19 Mart Darbesi'nin ürünü İBB iddianamesi için İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi baştan oluşturuldu.

Son kararname ile bu kez Casusluk Davasının mahkeme başkanı dosyadan alındı.

Yine son kararnameyle Tuzla Belediye Başkanının açtığı davanın, daha önce hakkımda beraat kararı veren yargıcı da görevden alındı.

Şimdi son kararnameyle bu zatın tüm yargıyı kendi ajandasına göre tasarladığını görüyoruz. Birlikte İBB iddianamesini hazırladıkları kişinin Ankara Başsavcısı yapılmasını bu millet nasıl yorumlasın yani? Koskoca Adalet Bakanlığı'nın, herhangi bir il başkanlığı zihniyetiyle ve ekipçiliğiyle yönetilmesini yargı mensupları ve hukukçular nasıl yorumlayacak?

Ben yargı mensuplarına ve hukukçulara sesleniyorum: Böylesi vahşi bir siyasi yargı düzeni oluşturanlara sesini çıkarmayanlar, kendisini nereye, nasıl konumlandıracak? 'Ama ses çıkaramazlar, konuşamazlar' bahanesini kabullenmek ve devletin yargısı adına bunu kaldırmak mümkün değildir. Bakın işte, sesini çıkarmayana, hatta onlardan emir alana bile tenzili rütbe uygulanıyor. Biliyorum ki bu ülkede namuslu, liyakatli, derdi milletine ve devletine hizmet olan şerefli yargı mensupları da var. Onlar konuşmadan, uyarmadan, sesini çıkarmadan, millet de devlet de bu kara düzenden kurtulamayacak.

Bunun adı 19 Mart darbesidir. Bu darbe bir rejim değişikliği operasyonudur. Hedefi milletin iradesini elinden almaktır. Bu operasyona dur diyecek olan da millettir. Milletin sesi olacak güçlü siyasettir. Biz insanımızın iradesini korumaya devam edeceğiz."

"DAHİLİ BEDHAH KAYYIMI KÂLE ALMAYIN"

"Dâhili bedhah kayyımın ne düşündüğünü bilmem, ilgilenmiyorum da. Milletimize de huzurlarının kaçmaması adına bu kişiyi kâle almamasını tavsiye ederim. Çünkü Türkiye'nin ondan çok daha önemli, çok daha ciddi meseleleri var.

Benim gördüğüm, Cumhuriyet Halk Partisi'nin milletin gündeminden koparılmak istendiğidir. İktidarın en büyük arzusu da bu zaten. Çünkü onlar Cumhuriyet Halk Partisi'nin emeklileri, gençleri, işsizleri, çiftçileri, kadınları, kaçıp giden yatırımları, açlığı, umutsuzluğu konuşmasını değil; hukuk maşa yapılarak sanki bir iç mesele varmış gibi onunla meşgul olmasını istiyor. Muhterisler, milyonlarca insanın umudunu büyüten, Türkiye'nin birinci partisi olmuş, iktidara yürüyen bir partiyi kendi içine kapatıyor, enerjisini milletin sorunlarından koparmaya çalışıyor.

DEVLET AKLI: "BECERİKSİZLİK İLE İÇİÇE GEÇMİŞ KÖTÜLÜĞÜN PERDESİ"

Türk devletinin aklı, milletinin aklını rehber edinirse anlam taşır. Devlet yönetimi ne zaman milletin aklından, halkın vicdanından, kamunun menfaatinden ve adaletten uzaklaşırsa, orada akıl kendini inkâr eder ve birilerinin hizmetine girer. Burada devlet aklı gider, vesayet aklı gelir.

Bunların 'devlet aklı' dediği, beceriksizlik ile iç içe geçmiş kötülüğün perdesi olarak kurgulanmıştır. Meşruiyetini yurt dışında arayan bir anlayış, devlet aklının yanından geçmez. Belki başka devletlerin aklı olabilir kastettikleri. Koltuk uğruna Cumhuriyeti, demokrasiyi ortadan kaldırmaya çalışan akıl, benim devletimin aklı olmaz.

"ERDOĞAN SONRASI İÇİN KÖŞE KAPMACA OYNAYAN SEFİL BİR YAPI VAR"

Siyaset içerisinde benim tutukluluğum ve CHP'ye yaşatılanlar üzerinden bütün ülkeyi esir almaya çalışan, rejim değişikliğine heveslenen ve 'Erdoğan sonrası' için şimdiden birbiriyle köşe kapmaca oyunlarına başlayan sefil bir yapı var. Bütün bu yaşananlar yalnızca CHP'ye değil Türkiye'nin geleceğine yöneliktir.

"KURULTAY ENGELLENİRSE HAZIRIZ"

CHP birdir, zorla esir alınmış ve CHP delegesinden değil, Erdoğan'dan medet umanların eline geçmiştir. Zor kullanarak, şaibeli yargı süreçleri oluşturarak, medyada iftira kampanyaları düzenleyerek işgal edilmiştir CHP. Bu operasyon, 19 Mart'ta başlayan darbenin ikinci adımıdır. Sahibi de Erdoğan'dır.

Partimizin delegesinin iradesi Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel'i lider olarak seçmiştir. Hukukun gereği olan kurultay kararının verilmesi halinde yine seçecektir. Fakat kayyım olmak için kırk takla atanlar gördüğümüz üzere kurultaydan adeta kaçmaktadır. CHP'nin delegesinden utanmaktadır. Genel merkez binamıza polisle girerek partiyi yönetebileceklerini zannetmiş ve adeta çöktükleri genel merkezimizde 'CHP'cilik' oynayacak hale gelmişlerdir.

İnanın, iktidarın onlara biçtiği rolü koşa koşa kabul edenlerin hiçbir önemi yok. Milletimiz de onlara bakıp hiç canlarını sıkmasın.

Şimdi bine yakın delegemiz kurultay için imzasını verdi. Biz hala kurultayımızın gerçekleşmesi için uğraşıyoruz. Fakat CHP'lilerin talebi olan kurultay zorla engellenirse, milletin yürüyüşünü yavaşlatmak bir yana, giderek hızlandıracak yola siyaseten, ruhen ve bedenen hazırız. Bu iktidara bir seçimin daha hediye edilmesine izin vermeyeceğimizin bilinmesini isterim.

Türkiye'de artık CHP değil, çok partili siyaset ve Cumhuriyet tehlike altındadır. Demokrasi ve adalet tarumar edilmiştir. Bizler bu sorumlulukla 86 milyon yurttaşımızın mücadelede azim ve kararlılığa sahip insanlarız.

"TERÖRSÜZ VE DEMOKRATİK TÜRKİYE"

Böyle bir iktidar anlayışı ile elbette bu süreç hiçbir yere varmaz. Bugün böyle bir süreç varsa bunun tek sebebi Kürt yurttaşların oy gücüdür. Bu işe sadece çatışmayı bitirme mantığıyla bakarak yol yürünemez. Türkiye olarak bu süreci yalnızca değişerek, dönüşerek ve demokratikleşerek başarıyla sonuçlandırabiliriz. 'Silahlar bırakılsın, barış olsun' buna kim itiraz edebilir. Burada çıkacak yasalar da silah bırakma aşamasından ileri gitmeyecektir. Güvenlik meselesini, terör meselesini ihmal etmeden Kürt meselesini haklar ve özgürlükler meselesi, demokrasi meselesi, millet olarak zenginleşme, refah ve kalkınma meselesi olarak ele almak gerekirdi. Bu yapılmayıp mesele terör parantezine sıkıştırıldıkça hem haklar ve özgürlükler kısıtlanmaya devam edecek hem de millet olarak demokrasimizden ve refahımızdan feda etmeye devam edeceğiz.

Biz bu nedenle 'Terörsüz Türkiye' şeklinde adlandırılan bu sürecin 'Terörsüz ve Demokratik Türkiye' şeklinde genişletilmesini önerdik. Fakat iktidarın, özellikle de bu süreci kendi çıkarına olacak biçimde dar tutma eğilimini de görüyoruz ve bunu değiştirmeye çalışıyoruz. İktidar açıkça demokrasiye ve hukuk devletine dönmek istemiyor. Bu dönüşümü varlıklarına, iktidarlarına bir tehdit olarak görüyorlar. Böyle bir yaklaşımla ancak liderlik düzeyinde bireysel pazarlıklar olur. Yurttaş lehine buradan bir şey çıkmasını bu haliyle çok zor görüyorum.

"ERDOĞAN BÜTÜN SÜRECİ KENDİ TAKVİMİNE BAĞLAMIŞ"

Erdoğan, bütün süreci kendi siyasi takvimine bağlamış bir şekilde yola devam ediyor. Elbette bölgemizde yaşananlar titizlikle hareket edilmesini gerektirir. Fakat özellikle sürecin toplumsallaşması nezdinde ne siyasette ne medyada ne de düşünce dünyasında bir adım bile hareketlenmenin olmaması, iktidarın niyetini gösterir."

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.