SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cumhurbaşkanı Erdoğan

Bursa Haberim - Cumhurbaşkanı Erdoğan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhurbaşkanı Erdoğan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hiçbir güç Türkiye'ye parmak sallayamaz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hiçbir güç Türkiye'ye parmak sallayamaz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı'na parmak sallayamaz" dedi. Ayrıca, yumuşak başlı olmalarını ‘uysal koyun’ olarak yorumlayan kimsenin olmaması gerektiğini belirtti. Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kendisine yönelik ithamlarına ve tehditlerine de cevap vererek, kimsenin Türkiye Cumhurbaşkanı’nı tehdit edemeyeceğini ifade etti. Ayrıca, barış görüşmeleri noktalarında gerekli girişimlerde bulunduklarını söyledi. Cumhurbaşkanı, "Milletimizin huzuru ve devletimizin güvenliği için şehadete yürüyen tüm kahramanları rahmetle yad ediyorum" diyerek 14-20 Nisan'ın Şehitler Haftası olduğunu hatırlattı. Şanlıurfa’daki silahlı saldırı hakkında da konuşan Erdoğan, "Dün Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede meydana gelen ve milletçe hepimizi yaralayan olaydan duyduğum üzüntüyü paylaşmak istiyorum" dedi. Saldırıyla ilgili soruşturmaların başlatıldığını, bir kişinin gözaltına alındığını ve dört yöneticinin görevden uzaklaştırıldığını belirtti. Enerji bağımsızlığına ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan, "Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlı bir şekilde sabırla, azimle, kararlılıkla ilerliyoruz" dedi. 2028'de 16-17 milyon hanenin doğalgazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz diye ekledi. Cumhurbaşkanı, "Türkiye kısa sürede tarih yazan, destan yazan, vatandaşlarıyla birlikte tüm mazlumların iftihar vesilesi olan bir seviyeye ulaştı" ifadelerini kullandı. İsrail’in bölgede barış istemediğini ve kanla beslendiğini vurgulayan Erdoğan, "Bölgedeki barışın Siyonist rejime rağmen sağlanması gerektiğini" söyledi. Son olarak, Cumhurbaşkanı, "Yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış ilkesiyle barışın sesi olmaya, barış çabalarına öncülük etmeye her zaman hazırız" diyerek sözlerini tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur!" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur!"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Eğitim Ailesi ile İftar Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale Zaferi’nin 111. yıldönümünde tüm şehitleri rahmetle ve şükranla andı. Öğretmenlere saygıda kusur edilememesi gerektiğini de söyleyen Erdoğan, öğretmenlerin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceklerinin belirtti. "Ramazan Bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslam dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum" Bir taraftan Ramazan ayını uğurlamanın burukluğunu yaşarken diğer taraftan da Ramazan Bayramı’na kavuşmanın sevincini yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bildiğiniz gibi Ramazan’a girerken duamız hep şuydu; Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif’e kavuşturduğun gibi Ramazan Bayramı’na da kavuştur. Ve şimdi Ramazan-ı Şerif’i geride bırakırken hoş geldin Ramazan diyorduk, şimdi elveda Ramazan diyoruz. Ramazan Bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslam dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı. "Çanakkale, dünya durdukça Türk milletinin hürriyet tutkusunun, yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır" Günün bir değer anlamının Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıldönümünü olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 sene geçti. Kahramanlıkları tarihe sığmayan ordumuzun, tarih kitaplarına sığmayan Çanakkale Zaferinin 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle şükranla iade ediyorum. Muhterem hatıralarını gönlümüzün en mutena köşesinde yaşatacağımız o serden geçtikleri merhum Mehmet Akif’in şu muhteşem mısralarıyla bugün bir kez daha selamlamak istiyorum; ‘Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker, gökten ecdad dinerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i, Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın.’ Rabbim hepsinin ruhlarını şad, mekanlarını inşallah cennet eylesin. Merhum Akif İstiklal Marşımızda ‘sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı’ diyerek milletimizin neredeyse her ferdenin şehit ahfadı, şehit evladı, şehit yakını olduğunu söylüyor. Anadolu her ocağından, her ailesinden şehit veren mübarek toprakların adıdır. Dikkat edin Anadolu, Babadolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahfadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conkbayırı’dır, Gelibolu’dur, Çanakkale’dir ve dost düşman iyi bilir ki Çanakkale geçilmez. Çanakkale, dünya durdukça Türk milletinin hürriyet tutkusunun, yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır" diye konuştu. "Son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakarlıklarını asla unutmayacağız" Türkiye’nin sadece 783 bin kilometre kareden ibaret olmadığının en büyük şahidinin Çanakkale olduğunu belirten Erdoğan, "Çanakkale’yi geçilmez kılan iradedir, ittihat fikridir, mücadele azmidir. Çanakkale’de Anadolu’nun her ili bir ilçesi vardır, Çanakkale’de Saraybosna vardır, Çanakkale’de Balkanlar vardır, Çanakkale’de Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale’de gönül ve kültür coğrafyamızın hemen her köşesinin duası, niyazı, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Burada milletimizin seciyesini anlatan şu gerçeği de belirtmek isterim; Çanakkale, Bedir’in aslanlarıyla aynı yüreği taşıyan aslanların, Akif’in ‘Asımın nesli’ diye adlandırdığı o mübarek neslin bize bıraktığı mirastır, bir destandır. Zaferler silsilesinin altın halkalarından biridir. Çanakkale Savaşı epik bir kahramanlık hikayesi olduğu kadar aynı zamanda dramatik bir hikayedir. ‘Çanakkale içinde Aynalı Çarşı, anne ben gidiyorum düşmana karşı’ türküsü henüz bıyığı terlememiş delikanlıların lise ve Darülfünun talebelerinin türküsüdür. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi talebelerinin tamamı Çanakkale’de şehit olduğu için mezun verememiştir. Milli şairimiz Akif, ‘şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda’ derken işte bu acı hakikati dile getiriyor. ‘Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor’ derken sadece Türk şiirinin en güzel mısralarından birini terennüm etmiyor. Bununla birlikte aziz ve asil milletimizin umut güneşi olan gençlerin sönen ocakların destanını da haykırıyor. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakarlıklarını asla unutmayacağız. Çanakkale Zaferimizin 111. Sene-i devriyesinde bizlere bu cennet vatanı miras bırakan bu büyük Cumhuriyeti emanet eden bütün İstiklal kahramanlarımızı bütün şehitlerimizi gazilerimizi rahmetle anıyor, aziz hatıralarını bir kez daha kemali hürmetle yad ediyorum" ifadelerine yer verdi. "Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak kaldıraç şüphesiz nitelikli milli ve zamanın ruhunu yakalamış bir eğitim sistemidir" Güçlü toplum olmanın en önemli etkenlerinden birinin güçlü eğitim sistemine sahip olmak olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Göreve geldiğimiz günden beri bu hassasiyetle çalışıyor eğitime önem ve öncelik vermeyi imal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı iyi eğitim almış, güçlü bir içtimai bünyeyle gerçekleştirebileceğimizin farkındayız. Biliyoruz ki bugünün ve yarının dünyasında ilerlemenin kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak kaldıraç şüphesiz nitelikli milli ve zamanın ruhunu yakalamış bir eğitim sistemidir. Bu yolda son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi nitelikli reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere eğitimde anlamsız yasakları ve katsayı vari adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Ders müfredatlarını ve kitaplarını gözden geçirerek çağ dışı ve vesayetçi unsurları temizledik. Bunları bilimsel bir anlayışla yeni baştan hazırladık. ‘Köklerden Geleceğe’ şiarıyla hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeliyle çalışmalarımızı daha kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimizi her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza eğitim yılı başında ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı spor salonları, dijital kütüphaneler, laboratuvarlar, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Atamaların yanı sıra öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kayda değer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Daha burada saymaya kalksak belki de saatlerimizi alacak nice hizmeti öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin istifadesine sunduk" diye konuştu. "Devletleri ve medeniyetleri yapan da yıkan da muallimlerdir" Türkiye’nin son 23 yılda eğitimde önemli bir mesafe aldığını ve bunun mimarlarının da öğretmenler olduğunu dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Merhum Nurettin Topçu’nun öğretmenin ne manaya geldiğini anlatan şu veciz ifadelerini burada altını çizerek hatırlatmak istiyorum. Merhum Topçu şöyle diyor; ‘Ademoğlunu beşikten alarak mezara kadar götürüp teslim eden dünyanın en büyük mesuliyetine sahip insan muallimdir. Kaderimizin hakikatinin işleyicisi, karakterimizin yapıcısı, kalbimizin çevrildiği her yönde kurucusu odur. Fertler gibi nesiller de onun eseridir. Farkında olsun olmasın her ferdin şahsi tarihinde muallimin izleri bulunur. Devletleri ve medeniyetleri yapan da yıkan da muallimlerdir. Evet, muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda işte böyle hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından işte böyle bir anlam ifade etmektedir." "Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir" Öğretmenlere saygının bir gelenek olduğunu ve onlara yönelik şiddetin her daim karşısında olacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültürümüzde anne babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Biz de çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük. Öğretmene saygıda kusur etmemeyi gördük. Dolayısıyla öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük bir saygısızlığı dahi kabul etmemiz, hoş görmemiz mümkün değildir. En son Fatma Nur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarının lanetlediğimizi, bunları tasvip etmediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Şunu bir defa herkes bilmeli ve anlamalıdır; Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Türkiye’nin aydınlık yarınlarını, kızıl elmamız olan Türkiye Yüzyılını inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz" dedi.

Erdoğan’dan İBB’ye: "2019 sonrası bahane siyaseti" Haber

Erdoğan’dan İBB’ye: "2019 sonrası bahane siyaseti"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İş siyaset yapmaya, iş istismar etmeye gelince Atatürk’ün adını güya dillerinden düşürmeyenler, Gazi Mustafa Kemal’in mirasına da Tıp Tarihi Müzesi’ne de sahip çıkmadı; tam tersine sırtlarını döndüler. Biz bunların hiçbirine aldırmadan çalışmalarımıza kararlılıkla devam ettik" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi 1. Etap Temel Atma Töreni ile Üniversitenin 16 Eğitim ve Yurt Binasının Toplu Açılış Töreni'ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm sağlıkçıların 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutladı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin dönüşüm çalışmalarından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin dönüşüm çalışmaları Büyük Marmara Depremi akabinde başlatılmış fakat ne yazık ki son derece yetersiz ve sınırlı diyebileceğim bir noktada kalmıştı. Güçlendirme ve yeniden inşa faaliyetlerini daha etkin bir hale getirmek üzere 2013 yılında yeni bir süreç yönetimi planladık. Hastanemizi hem başka bir yere taşımamız hem de depreme dayanıksız olan eski binayı yıkıp aynı yere yenisini inşa etmemiz gerekiyordu. 2018'den itibaren tüm bu çalışmalar yeni kurulan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa bünyesinde devam etti. Proje üç etaplı tasarlandı ve eş zamanlı olarak hem inşaata başlanması hem de eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan devam ettirilmesi hedeflendi. Bu amaçla normalde son etap olarak inşası planlanan alana yaklaşık 40 bin metrekare büyüklüğünde 23 adet çelik konstrüksiyon bina inşa edildi. Böylelikle hem burada öğrenim gören gençlerimizin eğitimleri kesintisiz şekilde devam etti hem de vatandaşlarımıza sunulan sağlık hizmetlerinin devamı sağlandı" dedi. "Binlerce eser gün yüzüne çıkarılıp tasnif edilerek İstanbul'umuzun kültür varlığına yenileri eklenmiş oldu" Çalışmalar sırasında çok sayıda eserin gün yüzüne çıkartıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tabii bu süreçte hızımızı kesen gelişmelerle de karşılaştık. Hastanemiz arkeolojik sit alanı içinde yer aldığı için burada kazı çalışmaları da yapıldı. Kültür Bakanlığımızın koordinasyonunda yürütülen bu kazılar sonucunda binlerce eser gün yüzüne çıkarılıp tasnif edilerek İstanbul'umuzun kültür varlığına yenileri eklenmiş oldu. Bin yılı aşkın bir tarihe sahip ve yaklaşık 200 metre büyüklüğündeki su sarnıcı da bunlardan biriydi. Çok özel ve yeni teknikler kullanmak suretiyle bu yapıları Cerrahpaşa'da bulunan başka bir alana taşıdık. Arkeloloji literatüründe örnek gösterilen bu işlem neticesinde ilk kez İstanbul'da 3 boyutlu bir tarihi yapı bir yerden başka bir yere başarıyla nakledildi. Öte yandan tüm bu süreçte karşımıza çıkan üzücü olayı da sizlerin ve aziz milletimizin takdirine bırakıyorum. Burada Türkiye'nin ilk ve en büyük tıp müzesi olan Cerrahpaşa Tıp Tarihi Müzesi de yer alıyor. Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemin'nin en önemli eserlerini barındıran bu müzenin restorasyonu biz merhum Kadir Topbaş döneminde imzalanan protokolle 2019 yılında tamamlamıştık. Yani 3 yıl içinde verilen sözler tutuldu. Gazi Mustafa Kemal'in de emaneti olan bir mirasa sahip çıkıldı. Ancak protokol, restorasyonla birlikte müze envanterinin bakım, tasnif ve sergilenmesiyle ilgili süreçleri de kapsıyordu. 2019'dan sonra ne mi oldu? İstanbul'un başına gelenler protokolün de başına geldi. Temel atmama, iş yapmama, bahane üretme siyasetinin kurbanı oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi maalesef yükümlülüklerinin hiçbirini yerine getirmedi. Bundan dolayı müzedeki 40 bini aşkın eserin teşhir ve tanzimi için gerekli çalışmalar uzun süre yapılamadı. İş siyaset yapmaya, iş istismar etmeye gelince Atatürk’ün adını güya dillerinden düşürmeyenler, Gazi Mustafa Kemal’in mirasına da Tıp Tarihi Müzesi’ne de sahip çıkmadı; tam tersine sırtlarını döndüler. Biz bunların hiçbirine aldırmadan çalışmalarımıza kararlılıkla devam ettik" dedi. "Yeşilköy Profesör Doktor Murat Dilmener Acil Durum Hastanesini Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin kullanımına verdik" Kovid salgının ardından Yeşilköy Profesör Doktor Murat Dilmener Acil Durum Hastanesini Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin kullanımına verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan; "Asrın felaketini yaşadığımız 6 Şubat’tan sonra ise Marmara Depremi’nin ardından güçlendirilmiş olanlar dahil buradaki betonarme binaları devre dışı bıraktık. Kovid-19 salgınında 45 gün gibi çok kısa bir sürede tamamlayıp hizmete açtığımız Yeşilköy Profesör Doktor Murat Dilmener Acil Durum Hastanesini Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin kullanımına verdik. Şu anda buradaki depreme dayanıklı yeni binalarımız asli fonksiyonlarını sürdürürken, Cerrahpaşa Tıp Fakültemiz de Atatürk Havalimanı'nın yanı başındaki acil durum hastanesinde sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. Cerrahpaşa’daki eski binalar birbirinden ayrı ve uzak noktalara inşa edilmişti. Hastalar, özellikle ileri yaştaki vatandaşlarımız buradaki yokuşları tırmanmakta güçlük çekiyordu. Röntgen çektirecek hastalar ambulansları kullanmak zorunda kalıyordu. Otopark alanı yok denecek kadar azdı. Yaşanan ulaşım sıkıntılarının önüne geçebilmek için son dönemde önemli yatırımları hayata geçirdik. Bölgeyi tamamen revize ederek sahil yolundan Samatya’ya karayolu bağlantısını sağladık. Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistem hattını yenileyerek hizmete aldık. Bu hat üzerinden Cerrahpaşa’ya ulaşımı kolaylaştırmak üzere Yenikapı ile Samatya arasına Cerrahpaşa İstasyonunu ekledik. Diğer taraftan Yenikapı Marmaray İstasyonu ile Cerrahpaşa’yı Halkalı’dan Anadolu Yakası'na uzanan konforlu ulaşımın merkezi haline getirdik" dedi. "900 hasta yatağı ve 40 ameliyathanesi bulunan güçlü ve İstanbul’a yakışır bir kampüs kurmuş olacağız" Birinci etap temeli atılan yeni Cerrahpaşa Tıp Fakültesi binasının son teknolojiye sahip ve yüksek standartlı bir hastane olarak hizmet vereceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah buradaki projemizi tamamladığımızda toplam 650 bin metrekare kapalı alana sahip, 150’si yoğun bakım olmak üzere 900 hasta yatağı ve 40 ameliyathanesi bulunan, 3 bin araç kapasiteli kapalı otopark, helikopter pisti, eğitim ve yurt binalarının da yer aldığı modern, güçlü ve İstanbul’a yakışır bir kampüs kurmuş olacağız. Birazdan birinci etap temelini atacağımız yeni Cerrahpaşa Tıp Fakültesi binası son teknolojiye sahip ve yüksek standartlı bir hastane olarak vatandaşlarımıza sağlık hizmeti sunacak. Proje kapsamındaki tüm hastane binalarımızı sismik izolatörle donatılmış ve depreme dayanıklı olacak şekilde tasarladık. Bugün dört farklı yerleşkede toplam 190 bin metrekare kapalı alana yayılan 16 hizmet binasının da resmi açılışını yapacağız. Üniversitemizin Avcılar Yerleşkesi’nde Rektörlük ve İdari Bilimler binası, fakülte, enstitü ve meslek yüksekokulu, öğrenci kültür merkezi ile kano, kürek ve su sporları tesisinin de yer aldığı toplam 12 yapıyı hizmete veriyoruz. Cerrahpaşa Yerleşkesi’nde tarihi başhekimlik ve klinik bilimler binalarını, Büyükçekmece Yerleşkesi’nde güçlendirme çalışmaları tamamlanan 350 öğrenci kapasiteli kız öğrenci yurdumuzu ve Bakırköy Yerleşkesi’nde ise yine güçlendirme işlemleri tamamlanan Sağlık Bilimleri Fakültemizi hizmete alacağız. Bu binalarımız geniş otopark imkanlarıyla, amfileri, derslikleri, laboratuvarları, spor tesisleri, eğitim seminer ve toplantı salonlarıyla, kütüphaneleri, idari ofisleri ve daha pek çok sosyal alanlarıyla üniversitemize önemli bir değer katacak. Proje nihayete erdiğinde Abayi Mescidi, Hubyar Mescidi, Etyemez Mirza Baba Tekkesi, Bekar Bey Tekkesi, Muvakkithane, tarihi çeşmelerimiz ve çok sayıda ecdat yadigarı eserimiz de inşallah ihya edilmiş olacak. Bunların da hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türk’ün hürriyetine dokunulamaz!" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türk’ün hürriyetine dokunulamaz!"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "En son İsrail’in tahrikleriyle komşumuz İran’a karşı başlatılan savaş, hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, konuşmasına toplantının Türkiye’ye, Türk milletine ve demokrasiye hayırlara vesile olmasını dileyerek başladı. İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’nci yıl dönümü olduğuna değinen ve milli marşın yazıldığı dönemin zorlu şartlarına dikkati çeken Erdoğan, dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey’in sözlerine atıfta bulunarak, "O günlerde cepheler arka arkaya çökmekteydi. Eskişehir’in sükutu, hatta Ankara’nın istilası dahi gün meselesiydi. Hükümetin Sivas’a kadar çekilmek hesabı vardı. Ordu her an Sakarya gerisine çekilmek üzereydi. Askerlerimizin maneviyatı son derece sarsılmıştı" dedi. "İstiklal Marşı son devletimizin kurucu belgesi ve yapı taşıdır" Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklal Marşı’nın 12 Mart 1921’de TBMM’de tekrar tekrar okunduğunu ve alkış ile gözyaşları eşliğinde kabul edildiğini hatırlatan Erdoğan, "Bu topraklarda ezelden ebede hür yaşamış milletimizi esir etmeyi amaçlayan emperyalist kuşatmaya karşı verilen milli mücadele, kahraman ordumuza ithaf edilen İstiklâl Marşımızın kabulüyle kelimelerden mürekkep bir sancağa kavuşmuştur. İstiklal Harbimizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal, Meclis Başkanı sıfatıyla gözyaşlarının sel olup aktığı o tarihi günlerde bu hakikati şöyle dile getirmiştir: ’Bu marş bizim inkılabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı’nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır.’ En beğendiğim yeri şu mısralardır: ‘Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal.’ Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Bu demektir ki efendiler Türk’ün hürriyetine dokunulamaz’. Sadece yazıldığı günler bakımından değil, muhteviyatı itibarıyla İstiklal Marşı son devletimizin kurucu belgesi ve yapı taşıdır. Aynı zamanda milletimizin bağımsızlık beyannamesi ve hürriyet iradesinin manifestosudur. Bunun için İstiklal Marşımız, Peygamber Efendimizin çetin ve çileli hicret günlerinde yol arkadaşı Hazreti Ebubekir’e seslenişinden ilhamla ‘korkma’ diye başlar. Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak/Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak/O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak/O benimdir, o benim milletimindir ancak" ifadelerini kullandı. "Vatan topraklarında inşallah kıyamete kadar hür yaşayacağız" Türk milletinin hiçbir zaman korkmadığını ve korkmayacağını kaydeden Erdoğan, "Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında nasıl bin yıldır alnımız ak, başımız dik bir şekilde hür yaşadıysak, inşallah kıyamete kadar yine hür yaşayacağız. Kendisi muazzam bir şair olmasının yanı sıra hayatı da muhteşem bir şiir olan Mehmet Akif, İstiklal Marşı ile ilgili şunları ifade etmişti: ’O şiir bir daha yazılmaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir, o milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın.’ Ben de bugün Cenab-ı Allah bu ülkeye ve bu aziz millete bir kere daha İstiklal Marşı yazmayı gerektirecek şartlar göstermesin diyorum" dedi. "Yayınladıkları rezil bildirilerle milletin inanç değerlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşımızı bir kez daha okumalarını tavsiye ediyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Burada özellikle önceki hafta yaşanan süfli ve seviyesiz tartışmalar babında yayınladıkları rezil bildirilerle devletimizin kurucu kodlarına ve milletin inanç değerlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşımızı bir kez daha okumalarını, anlayana kadar tekrar tekrar okumalarını kendilerine tavsiye ediyorum. Bilhassa şu mısralar Türk milletinin asli kimliğinin ne olduğunu, Türkiye’yi hangi iradenin kurduğunu, bu devletin hangi esaslar üzerine bina edildiğini anlamalarına çok yardımcı olacaktır: ‘Ruhumun senden İlahi, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli. Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.’ Milli Mücadele’yi zafere ulaştıran, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini atan, Türk milletinin mayasını çalan asli değerler işte bunlardır. Ezandır, Kur’an’dır, şehadettir, bayraktır, hürriyettir ve her gönülde yaşayan İ’lâ-yi Kelimetullah davasıdır. Merhum Nurettin Topçu’nun İstiklal Marşımızın müellifi ile ilgili yaptığı ’Türk’ün Müslümanlıktan ayrılmayacağını bize Akif öğretti’ tespiti sadece malumun ilamı değil midir? Üstat Necip Fazıl’ın ’İçi alev alev Müslüman, dışı pırıl pırıl Türk ve içi dışına hakim, dışı içine köle’ ifadesinde vücut bulan hakikat bu değil midir? Bugün Asya’dan Afrika’ya, Kafkaslar’dan Balkanlar’a Türkiye denilince, Türk milleti denilince akla ilk neyin geldiği belli değil midir? Allah aşkına bu değişmez gerçeklere gözlerini kapamak, bu hakikatlere sırt çevirmek mümkün mü? Sırf birilerinin işine gelmiyor diye aslımızı, neslimizi, ruh kökümüzü inkar mı edelim? Nesli tükenmekte olan üç-beş kart yobaz rahatsız oluyor diye bizi biz yapan kurucu değerlerimizi yok mu sayalım? Beyefendiler istemiyor diye ’Allah Allah’ nidalarıyla üç kıta yedi iklimde at koşturan kahraman ecdadımızı ret mi edelim? Kimse kusura bakmasın, biz bunu yapmayız, yapamayız. Biz aslımıza da ceddimize de sırtımızı asla dönmeyiz. Kim ne derse desin, kim hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın, bizi biz yapan hasletlere sıkı sıkıya sarılacağız. Hiçbir dahili ve harici bedhahın, hiçbir gücün bu hasletlere zarar vermesine; inancımızı ve irademizi kırmasına, bu milleti sahte ve sanal korkularla esir almasına müsaade etmeyeceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, 86 milyonun hep beraber Türkiye Cumhuriyeti’nin hukukuna canı pahasına sahip çıkacağını ifade ederek, hem İstiklal Marşı’na hem de istiklale son nefese kadar sahip çıkılacağının altını çizdi. "Savaş, hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu" Türkiye’nin etrafında uzun bir süredir krizlerin ve çatışmaların ardı arkasının kesilmediğini ve mevcut çatışmaların sona ermeden her gün bir yenisinin eklendiğini vurgulayan Erdoğan, "En son İsrail’in tahrikleriyle komşumuz İran’a karşı başlatılan savaş, hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu. Sorunların masada çözülme imkan ve ihtimali varken; yanlış hesaplar, yanlış değerlendirmeler ve elbette gözünü kan bürümüş bir şebekenin kışkırtmaları neticesinde bölgemiz yeniden kan ve barut kokusuyla kaplandı. Saldırının başladığı ilk gün bir ilkokulda maalesef 175 kız öğrenci katledildi. İran’da hayatını kaybedenlerin sayısı iki bine ulaştı. Bu arada dini lider Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey İranlılar suikast yoluyla öldürüldü. Komşumuz İran’ın altyapısına ağır zayiat verdirildi. Ekonomik ambargo ve ağır yaşam koşulları altındaki İran halkı şimdi de her gün devam eden bombardımanla hayatta kalma mücadelesi veriyor. Kadın, çocuk, yaşlı, sivil ayrımı yapmadan topyekun bir halka gelişmelerde hiçbir sorumluluğu yokken ağır bedeller ödetildiğini üzülerek görüyoruz. Petrol üretim tesislerinin, su ve enerji altyapısının, ulaştırma altyapısının vurulduğuna, insanların cezalandırıldığına şahit oluyoruz. Öte yandan İran’a yönelik saldırılar, başta petrol fiyatlarının artması olmak üzere küresel ekonomi üzerinde de ciddi baskı kuruyor. Şimdiden sadece savaşın bizzat içindeki ülkeler değil, bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor. Bu anlamsız, kuralsız ve hukuksuz savaşın devam etmesi durumunda daha fazla can ve mal kaybı olacağını, küresel ekonominin faturasının daha da kabaracağını hepimiz şimdiden görüyoruz" açıklamasında bulundu. "Biz krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan, gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükümetiz" Türkiye’nin çevresindeki krizlere duyarsız kalan, kriz anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ zihniyetiyle hareket eden nemelazımcı bir ülke hiç değiliz. Tam tersine biz krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan, gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükumetiz. Nitekim gerilimin çatışmaya dönüşmesini engellemek, meselenin müzakere ile çözülmesini sağlamak için yıllardır çaba sarf ediyorduk. Çatışmaların başladığı günden bugüne hem İran hem Amerika Birleşik Devletleri hem de ilgili bölge ülkeleriyle temaslar kurduk. Bu kapsamda 20’nin üzerinde telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Diğer arkadaşlarımız aynı şekilde muhataplarıyla sürekli temas içinde oldular. Elbette şu anda da silahların susması için umudumuzu halen kaybetmedik. Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekala mümkündür. Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz" diye konuştu. İçinde bulunulan sürecin hassasiyetine binaen çok dikkatli konuştuklarını ve kelimeleri özenle seçtiklerini dile getiren Erdoğan, Türkiye’yi rotasında tutmak ve etrafını saran ateşten korumak için son derece temkinli hareket ettiklerini bildirdi. "İran halkına ’bu Şii’dir, bu Sünni’dir, bu Türk’tür, bu Kürt’tür’ diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz" Başta mezhep kavgası olmak üzere bölgede sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri aldıklarını söyleyen Erdoğan, "Biz, bölgemizin tamamına olduğu gibi kardeş İran halkına da ’bu Şii’dir, bu Sünni’dir, bu Türk’tür, bu Kürt’tür’ diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz. Millet olarak bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii, Sünni değil, sadece insan vardır. İster yanı başımızda ister dünyanın öbür ucunda olsun; haksızlığa uğrayan, mağdur edilen, sıkıntı çeken kim varsa biz onun yanındayız. Daha önce komşumuz Irak’ta bunu yaptık. 15 sene evvel kıtlıkla boğuşan Somali’de bunu yaptık. 13,5 yıl boyunca komşumuz Suriye’de bunu yaptık. 5. yılına giren Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta bunu yapıyoruz. Sudan’da, Lübnan’da, Yemen’de, Libya’da ve daha pek çok yerde bunu yaptık, yapmaya da devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bizim tek bir dinimiz var, o da İslam" Cumhurbaşkanı Erdoğan, ırk, mezhep, din, dil ve köken ayrımını reddettiklerini aktararak, sözlerine şöyle devam etti: "Bizim Sünnilik, Şiilik gibi bir dinimiz yok. Bizim tek bir dinimiz var, o da İslam. Bizi bütünleştiren ortak paydamız yine İslam. Mezheplerimizden, kökenlerimizden önce hepimiz insanız ve Müslümanız. Hazreti Ali bizim, Hazreti Ömer de bizim. Hazreti Osman bizim, Hazreti Hasan ve Hüseyin de bizimdir. Hazreti Ayşe validemiz bizim, Hazreti Zeynep annemiz de bizimdir. Özellikle bu dönemde bir annenin çocukları anlamına da gelen ’ümmet’ kavramının temsil ettiği manaya daha sıkı sarılmamız gerekiyor. Son günlerde sosyal medyada mezhepçiliğin körüklendiğine, asırlık tartışmaların yeniden ısıtılmak istendiğine şahit oluyoruz. Savaşın bir cephesi olarak gördüğümüz bu tehlikeli tartışmalara karşı hem milletimizi hem de bölgedeki tüm kardeşlerimizi dikkatli olmaya çağırıyorum. Menşei bundan 13-14 asır öncesine uzanan muhataralı meselelerin bugün tekrar gündeme getirilmesi asla tesadüf değildir. İster dini, ister siyasi, ister tarihi olsun; bugün bize faydası olmayan, aksine nefreti körüklemesi, fitneyi büyütmesi sebebiyle kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardan uzak durulmalıdır. Şiiler, Sünniler olarak; Araplar, Türkler, Kürtler ve Farslar olarak bütün farklılıklarımıza rağmen yüzlerce yıldır bir arada yaşıyoruz. İnşallah bu çatışma ve savaşlar bittikten sonra da yine bir arada, barış içinde yaşamaya, aynı coğrafyayı ve aynı kaderi paylaşmaya devam edeceğiz. Bölge halkları olarak zaten mağduru olduğumuz bir çatışmanın daha büyük yaralar açmasına müsaade etmemeliyiz. Siyonist katliam şebekesinin elin taşıyla elin kuşunu vurma oyununa kesinlikle gelmemeliyiz."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Dava Arkadaşım Gençlerdir" Haber

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Dava Arkadaşım Gençlerdir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iftarda bir araya geldiği sporcu ve gençlere hitap ederek, "Eski Türkiye’nin imtiyazlılarının, çatışma ve gerilimden beslenenlerin aranıza nifak sokmasına lütfen müsaade etmeyin. Siyasette tek sermayesi felaket tellallığı olan kifayetsizlerin hayallerinizle aranıza girmesine lütfen izin vermeyin" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KYK öğrencileri, sporcular ve gençlerle iftar programında bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen iftar programında konuşan Erdoğan, siyasi kariyeri boyunca her zaman gençlerle çalıştığını ve bundan da gurur duyduğunu söyledi. Gençlere Türkiye’ye sahip çıkmalarını da öğütleyen Erdoğan, Türkiye’nin onların omuzunda yükseleceğini söyledi. "Ramazan’ın zengin, manevi atmosferi bu yıl maşallah bir başka yaşanıyor" Ramazan ayının tüm Müslüman ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini, barışa huzura vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ecdadımızın bir şefkat ve adalet medeniyeti inşa ettiği bu topraklarda Ramazan’ın zengin, manevi atmosferi bu yıl maşallah bir başka yaşanıyor. İnsanlarımız arasındaki mesafeler daralıyor. Halkımız birbiriyle daha fazla kaynaşıyor, kucaklaşıyor. Yaralar el birliğiyle sarılırken ihtiyaç sahiplerine daha fazla el uzatılıyor. Bu çalışmaların birçoğunda hamdolsun gençlerimiz öncü rol oynuyor. Yoksulun ihtiyaç sahibinin kimsesizin daha çok hatırlandığı bu mübarek günleri, gençlerimizin çok farklı şekilde ruhuna ve manasına uygun şekilde idrak ettiklerini görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sizlerin nezdinde tüm gençlerimizi tebrik ediyor. Allah kendilerinden razı olsun diyorum" ifadelerini kullandı. "Gençlerle dava ve mücadele arkadaşlığı yapmaya önem verdim, değer verdim" Siyasi hayatı boyunca daima gençlerle yol yürüdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerle dava ve mücadele arkadaşlığı yapmaya önem verdim, değer verdim. Açıkçası bir siyasetçi olarak bundan onur duydum. Siz gençlerimizin coşkusu, enerjisi, dinamizmi ve samimi desteği siyasi mücadelemizin her döneminde en büyük motivasyon kaynağımız oldu. Tüm imkansızlıklara rağmen kazandığımız İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde yanımızda en çok gençler vardı. Okuduğumuz bir şiirden dolayı Pınarhisar Cezaevine girerken bizi yolcu eden insan selinin arasında en çok gençler vardı. 14 Ağustos 2001’de milletin umudu olarak AK Partimizi kurduğumuzda yanımızda en fazla gençler vardı. 3 Kasım 2002’den itibaren sadece seçimlerde değil girdiğimiz her zorlu mücadelede de yanımızda hep gençler vardı. Sizlerle nice engelleri birlikte açtık. Nice badireleri birlikte atlattık. Nice saldırıları birlikte püskürttük. Nice hayali birlikte gerçeğe dönüştürdük. Ekonomiden, ticarete, turizmden, spora, eğitimden, hak ve özgürlüklere, Türkiye’ye tarihinin en büyük atılımlarını sizlerle birlikte yaşattık. Kalp kalbe verdik. Tek yürek, tek bilek olduk ve Türkiye’yi siz gençlerimizle birlikte işte bu günlere getirdik. Şahsım için bu anlamlı günde bize yol ve mücadele arkadaşlığı yapan tüm gençlere en kalbi şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. "Ülkemiz maziden aldığı ilham ve cesaretle istikbalini inşa ediyor" Türkiye’nin son yıllarda pek çok ülkenin gıptayla takip ettiği büyük atılımlar gerçekleştirdiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayinden turizme, eğitimden ticarete, sağlıktan teknolojiye hemen her alanda ülkemizde tarihi bir dönüşüm yaşanıyor. Ülkemiz maziden aldığı ilham ve cesaretle istikbalini inşa ediyor. Vatan savunmasında olduğu kadar Türkiye’nin kalkınmasında, ekonomik olarak ilerlemesinde daha müreffeh, daha itibarlı bir ülke olmasında siz gençlerimiz çok önemli paya sahip. İHA ve SİHA’lardan uzay çalışmalarına yapay zekadan büyük teknoloji girişimlerine ülkemizin elde ettiği her kazanımda bu topraklarda yetişen genç mühendislerin genç araştırmacıların girişimcilerin alıntıları var. Savunma sanayimizdeki 3 bin 500’ü aşkın firmada çalışan, emek veren, ter döken gençlerle mülaki oldukça inanın göğsüm kabarıyor. Aynı şekilde sporun farklı dallarında bayrağımızı gururla göndere çektiren, İstiklal Marşı’mızı tüm dünyada gururla dinleten bu ülkenin gençleri Teknofest gençliği azmini, inancını ve heyecanını kırmayı amaçlayan türlü kirli kampanyalara rağmen inşallah gürül gürül yatağında akıyor. Biz de enerji ve potansiyelinizi en üst seviyede kullanabilmeniz için daima siz gençlerin destekçisiyiz" açıklamasında bulundu. "Eğitim, siyaset, spor, sanayi, teknoloji dahil her alanda siz gençlerin yanında olmaya, sizin önünüzü açmaya çalıştık ve çalışıyoruz" İktidara geldikleri ilk andan itibaren gençlere yatırım yapmaya başladıklarını belirten ve bu yatırımlardan bazılarından bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlik merkezlerimizi bu amaçla ülkemiz geneline yaygınlaştırdık. Göreve geldiğimizde gençlik merkezlerimizin sayısı 9’du. Bugün bu sayı 570’e ulaştı. Yüksek Öğretimde 132 yeni üniversite açarak toplam üniversite sayımızı 208’e çıkardık. Yüksek Öğrenim yurtlarımızın sayısını 190’dan aldık 875’e yükselttik. Bir milyon yatak kapasitesine sahip konforlu, güvenli ve modern yurtlarımızı öğrencilerimizin hizmetine sunduk. Genç arkadaşlarımızın siyasette ve ülkenin kaderine yön veren karar alma mekanizmalarında hak ettikleri şekilde temsil edilmesi için seçilme yaşını önce 30’dan 25’e ardından 18’e düşürdük. Ülkemizin spor altyapısına çok ciddi yatırımlar yaptık. 81 ilimizin tamamına modern stadyumlar, kapalı spor salonları, yüzme havuzları, atletizm pistleri inşa ettik. Toplam spor tesisi sayımız 1575’ten bugün 4 bin 562’ye yükseldi. Katıldığımız olimpiyatlarda elde ettiğimiz derecelerle tarihimizin en fazla madalya sayısına ulaştık. Kadın sporcuların katılımını özellikle teşvik ettik ve milli takımlardaki kadın sporcu oranını yüzde 45’in üzerine çıkardık. Yani eğitim, siyaset, spor, sanayi, teknoloji dahil her alanda siz gençlerin yanında olmaya, sizin önünüzü açmaya çalıştık ve çalışıyoruz" diye konuştu. "Eski Türkiye’nin imtiyazlılarının çatışma ve gerilimden beslenenlerin aranıza nifak sokmasına lütfen müsaade etmeyin" Gençlere "Siz bu milletin istikbalisiniz" diyerek sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ülkeyi yarın sizler yöneteceksiniz. Yeni Türkiye büyük ve güçlü Türkiye sizlerin omuzlarında yükselecek. Her biriniz farklı alanlarda çok önemli sorumluluklar üstlenecek, önemli görevlere geleceksiniz. İnanıyorum ki her biriniz aşkla, heyecanla, tutkuyla cennet vatanımıza hizmet edeceksiniz. Bizden devralacağınız bayrağı inşallah daha yukarılara taşıyacaksınız. Türkiye’nin gençleri olarak birlik içinde sevgiyle, kardeşlikle, muhabbetle, dostlukla bu ülkenin geleceğini sizler kuracaksınız. Şunu lütfen hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın sevgili gençler; Türkiye Cumhuriyeti sizin öz yurdunuzdur. Her karışında bir yiğidin yattığı bu ülke sizin öz vatanınızdır. Sizler, hepiniz, her biriniz bu milletin öz ve öz evlatlarısınız. Ne size ne de bu ülkenin 86 milyon vatandaşına artık kendini milletten üstün gören hiç kimse üvey evlat muamelesi, parya muamelesi yapamaz. Hiç kimse kendi topraklarınızda, kendi öz yurdunuzda kılık kıyafetinizden, inancınızdan, siyasi görüşünüzden dolayı size parmak sallayamaz. Eski Türkiye’nin imtiyazlılarının, çatışma ve gerilimden beslenenlerin aranıza nifak sokmasına lütfen müsaade etmeyin. Siyasette tek sermayesi felaket tellallığı olan kifayetsizlerin hayallerinizle aranıza girmesine lütfen izin vermeyin. Her birinizden ülkenize milletinize aziz milletimizin kadim ve köklü değerlerine sahip çıkmanızı istiyorum. Sizlerden çok çetin mücadeleler neticesinde elde ettiğimiz ülkemizin 23 yıllık kazanımlarını koruyup kollamanızı rica ediyorum. Sizden size emanet edilen Türkiye’yi daha yüksek seviyelere çıkarmanızı özellikle istirham ediyorum. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak sizlere güveniyorum. Cenabı Allah yar ve yardımcınız olsun" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni yaşına girmesi vesilesiyle kendisini kutlayanlara da teşekkür ederek şöyle konuştu: "Telefon açarak, mesaj yayınlayarak, çiçek göndererek veya bizzat ziyaret ederek bu anlamlı günümüzü kutlayan devlet ve hükümet başkanlarına başta Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere siyasi partilerimizin genel başkanlarına, milletvekillerimize partimizin fedakar ve vefalı mensuplarına, dostlarımıza, arkadaşlarımıza ve bilhassa dualarını bizden esirgemeyen tüm vatandaşlarıma en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Rabbim bizleri aziz milletimize ve güzel memleketimize hizmet yolundan ayırmasın diyor. Sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum."Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KYK öğrencileri, sporcular ve gençlerle iftar programında bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen iftar programında konuşan Erdoğan, siyasi kariyeri boyunca her zaman gençlerle çalıştığını ve bundan da gurur duyduğunu söyledi. Gençlere Türkiye’ye sahip çıkmalarını da öğütleyen Erdoğan, Türkiye’nin onların omuzunda yükseleceğini söyledi. "Ramazan’ın zengin, manevi atmosferi bu yıl maşallah bir başka yaşanıyor" Ramazan ayının tüm Müslüman ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini, barışa huzura vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ecdadımızın bir şefkat ve adalet medeniyeti inşa ettiği bu topraklarda Ramazan’ın zengin, manevi atmosferi bu yıl maşallah bir başka yaşanıyor. İnsanlarımız arasındaki mesafeler daralıyor. Halkımız birbiriyle daha fazla kaynaşıyor, kucaklaşıyor. Yaralar el birliğiyle sarılırken ihtiyaç sahiplerine daha fazla el uzatılıyor. Bu çalışmaların birçoğunda hamdolsun gençlerimiz öncü rol oynuyor. Yoksulun ihtiyaç sahibinin kimsesizin daha çok hatırlandığı bu mübarek günleri, gençlerimizin çok farklı şekilde ruhuna ve manasına uygun şekilde idrak ettiklerini görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sizlerin nezdinde tüm gençlerimizi tebrik ediyor. Allah kendilerinden razı olsun diyorum" ifadelerini kullandı. "Gençlerle dava ve mücadele arkadaşlığı yapmaya önem verdim, değer verdim" Siyasi hayatı boyunca daima gençlerle yol yürüdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerle dava ve mücadele arkadaşlığı yapmaya önem verdim, değer verdim. Açıkçası bir siyasetçi olarak bundan onur duydum. Siz gençlerimizin coşkusu, enerjisi, dinamizmi ve samimi desteği siyasi mücadelemizin her döneminde en büyük motivasyon kaynağımız oldu. Tüm imkansızlıklara rağmen kazandığımız İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde yanımızda en çok gençler vardı. Okuduğumuz bir şiirden dolayı Pınarhisar Cezaevine girerken bizi yolcu eden insan selinin arasında en çok gençler vardı. 14 Ağustos 2001’de milletin umudu olarak AK Partimizi kurduğumuzda yanımızda en fazla gençler vardı. 3 Kasım 2002’den itibaren sadece seçimlerde değil girdiğimiz her zorlu mücadelede de yanımızda hep gençler vardı. Sizlerle nice engelleri birlikte açtık. Nice badireleri birlikte atlattık. Nice saldırıları birlikte püskürttük. Nice hayali birlikte gerçeğe dönüştürdük. Ekonomiden, ticarete, turizmden, spora, eğitimden, hak ve özgürlüklere, Türkiye’ye tarihinin en büyük atılımlarını sizlerle birlikte yaşattık. Kalp kalbe verdik. Tek yürek, tek bilek olduk ve Türkiye’yi siz gençlerimizle birlikte işte bu günlere getirdik. Şahsım için bu anlamlı günde bize yol ve mücadele arkadaşlığı yapan tüm gençlere en kalbi şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. "Ülkemiz maziden aldığı ilham ve cesaretle istikbalini inşa ediyor" Türkiye’nin son yıllarda pek çok ülkenin gıptayla takip ettiği büyük atılımlar gerçekleştirdiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayinden turizme, eğitimden ticarete, sağlıktan teknolojiye hemen her alanda ülkemizde tarihi bir dönüşüm yaşanıyor. Ülkemiz maziden aldığı ilham ve cesaretle istikbalini inşa ediyor. Vatan savunmasında olduğu kadar Türkiye’nin kalkınmasında, ekonomik olarak ilerlemesinde daha müreffeh, daha itibarlı bir ülke olmasında siz gençlerimiz çok önemli paya sahip. İHA ve SİHA’lardan uzay çalışmalarına yapay zekadan büyük teknoloji girişimlerine ülkemizin elde ettiği her kazanımda bu topraklarda yetişen genç mühendislerin genç araştırmacıların girişimcilerin alıntıları var. Savunma sanayimizdeki 3 bin 500’ü aşkın firmada çalışan, emek veren, ter döken gençlerle mülaki oldukça inanın göğsüm kabarıyor. Aynı şekilde sporun farklı dallarında bayrağımızı gururla göndere çektiren, İstiklal Marşı’mızı tüm dünyada gururla dinleten bu ülkenin gençleri Teknofest gençliği azmini, inancını ve heyecanını kırmayı amaçlayan türlü kirli kampanyalara rağmen inşallah gürül gürül yatağında akıyor. Biz de enerji ve potansiyelinizi en üst seviyede kullanabilmeniz için daima siz gençlerin destekçisiyiz" açıklamasında bulundu. "Eğitim, siyaset, spor, sanayi, teknoloji dahil her alanda siz gençlerin yanında olmaya, sizin önünüzü açmaya çalıştık ve çalışıyoruz" İktidara geldikleri ilk andan itibaren gençlere yatırım yapmaya başladıklarını belirten ve bu yatırımlardan bazılarından bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlik merkezlerimizi bu amaçla ülkemiz geneline yaygınlaştırdık. Göreve geldiğimizde gençlik merkezlerimizin sayısı 9’du. Bugün bu sayı 570’e ulaştı. Yüksek Öğretimde 132 yeni üniversite açarak toplam üniversite sayımızı 208’e çıkardık. Yüksek Öğrenim yurtlarımızın sayısını 190’dan aldık 875’e yükselttik. Bir milyon yatak kapasitesine sahip konforlu, güvenli ve modern yurtlarımızı öğrencilerimizin hizmetine sunduk. Genç arkadaşlarımızın siyasette ve ülkenin kaderine yön veren karar alma mekanizmalarında hak ettikleri şekilde temsil edilmesi için seçilme yaşını önce 30’dan 25’e ardından 18’e düşürdük. Ülkemizin spor altyapısına çok ciddi yatırımlar yaptık. 81 ilimizin tamamına modern stadyumlar, kapalı spor salonları, yüzme havuzları, atletizm pistleri inşa ettik. Toplam spor tesisi sayımız 1575’ten bugün 4 bin 562’ye yükseldi. Katıldığımız olimpiyatlarda elde ettiğimiz derecelerle tarihimizin en fazla madalya sayısına ulaştık. Kadın sporcuların katılımını özellikle teşvik ettik ve milli takımlardaki kadın sporcu oranını yüzde 45’in üzerine çıkardık. Yani eğitim, siyaset, spor, sanayi, teknoloji dahil her alanda siz gençlerin yanında olmaya, sizin önünüzü açmaya çalıştık ve çalışıyoruz" diye konuştu. "Eski Türkiye’nin imtiyazlılarının çatışma ve gerilimden beslenenlerin aranıza nifak sokmasına lütfen müsaade etmeyin" Gençlere "Siz bu milletin istikbalisiniz" diyerek sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ülkeyi yarın sizler yöneteceksiniz. Yeni Türkiye büyük ve güçlü Türkiye sizlerin omuzlarında yükselecek. Her biriniz farklı alanlarda çok önemli sorumluluklar üstlenecek, önemli görevlere geleceksiniz. İnanıyorum ki her biriniz aşkla, heyecanla, tutkuyla cennet vatanımıza hizmet edeceksiniz. Bizden devralacağınız bayrağı inşallah daha yukarılara taşıyacaksınız. Türkiye’nin gençleri olarak birlik içinde sevgiyle, kardeşlikle, muhabbetle, dostlukla bu ülkenin geleceğini sizler kuracaksınız. Şunu lütfen hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın sevgili gençler; Türkiye Cumhuriyeti sizin öz yurdunuzdur. Her karışında bir yiğidin yattığı bu ülke sizin öz vatanınızdır. Sizler, hepiniz, her biriniz bu milletin öz ve öz evlatlarısınız. Ne size ne de bu ülkenin 86 milyon vatandaşına artık kendini milletten üstün gören hiç kimse üvey evlat muamelesi, parya muamelesi yapamaz. Hiç kimse kendi topraklarınızda, kendi öz yurdunuzda kılık kıyafetinizden, inancınızdan, siyasi görüşünüzden dolayı size parmak sallayamaz. Eski Türkiye’nin imtiyazlılarının, çatışma ve gerilimden beslenenlerin aranıza nifak sokmasına lütfen müsaade etmeyin. Siyasette tek sermayesi felaket tellallığı olan kifayetsizlerin hayallerinizle aranıza girmesine lütfen izin vermeyin. Her birinizden ülkenize milletinize aziz milletimizin kadim ve köklü değerlerine sahip çıkmanızı istiyorum. Sizlerden çok çetin mücadeleler neticesinde elde ettiğimiz ülkemizin 23 yıllık kazanımlarını koruyup kollamanızı rica ediyorum. Sizden size emanet edilen Türkiye’yi daha yüksek seviyelere çıkarmanızı özellikle istirham ediyorum. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak sizlere güveniyorum. Cenabı Allah yar ve yardımcınız olsun" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni yaşına girmesi vesilesiyle kendisini kutlayanlara da teşekkür ederek şöyle konuştu: "Telefon açarak, mesaj yayınlayarak, çiçek göndererek veya bizzat ziyaret ederek bu anlamlı günümüzü kutlayan devlet ve hükümet başkanlarına başta Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere siyasi partilerimizin genel başkanlarına, milletvekillerimize partimizin fedakar ve vefalı mensuplarına, dostlarımıza, arkadaşlarımıza ve bilhassa dualarını bizden esirgemeyen tüm vatandaşlarıma en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Rabbim bizleri aziz milletimize ve güzel memleketimize hizmet yolundan ayırmasın diyor. Sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.