SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eğitim

Bursa Haberim - Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eğitimde bildiri krizi: Yusuf Tekin'den ‘Gözdağı’ gibi dava! Haber

Eğitimde bildiri krizi: Yusuf Tekin'den ‘Gözdağı’ gibi dava!

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile sivil toplum, sanat ve akademi dünyası arasında süregelen "Laiklik" ve "Değerler Eğitimi" tartışması, 168 isim hakkında açılan dava ile hukuki sürece girdi. Bakan Yusuf Tekin’in “Eğitim politikalarımıza yönelik bir müdahale söz konusu” açıklamasıyla başlayan süreç, Türkiye’de eğitim sisteminin temel ilkeleri üzerine yoğun bir tartışmayı yeniden gündeme getirdi. İşte “Maarifin Kalbinde Ramazan” programından adliye koridorlarına uzanan sürecin tüm detayları: Tartışmanın Merkezi: “Maarifin Kalbinde Ramazan” Programı Nedir? MEB tarafından başlatılan bu program, Ramazan ayı boyunca okullarda dayanışma, yardımlaşma, merhamet ve adalet temalı çeşitli etkinliklerin düzenlenmesini hedefliyor. Bakanlığın Bakış Açısı: Bu etkinlikler, sosyal sorumluluk bilincini güçlendiren ve kültürel değerleri gelecek nesillere aktaran bir “değerler eğitimi” çalışmasıdır. Eleştirmenlerin Görüşü: Kamusal eğitim alanında dini içerikli uygulamaların artması, anayasal bir ilke olan laikliğe ve bilimsel eğitim anlayışına uygun değildir. 168 İmza ve Geniş Yankı “Laikliği Birlikte Koruyalım” başlığı altında yayınlanan bildiri, başlangıçta 168 kişilik bir liste ile kamuoyuna duyuruldu. Kısa sürede dijital platformlarda 20 binin üzerinde imzaya ulaşan bildiri, MEB’in hukuki sürecinde ilk 168 ismin hedefi haline geldi. Dava Edilenler Kimler? Bakanlığın suç duyurusunda bulunduğu isimler, Türkiye’nin kültür-sanat ve akademi dünyasının önde gelen isimlerinden oluşuyor: Edebiyat ve Sanat: Ataol Behramoğlu, Müjde Ar, Rutkay Aziz, Ayşe Kulin, Onur Akın, Sabahat Akkiraz. Akademi ve Hukuk: Prof. Dr. Korkut Boratav, İlhan Cihaner. Medya ve STK: Merdan Yanardağ, Şenal Sarıhan. Kurumlar: TMMOB, KESK ve Eğitim-Sen gibi önemli sivil toplum örgütlerinin yöneticileri. Bakan Yusuf Tekin’den “Yasal İşlem” Kararı Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bildirinin basit bir eleştiri olmadığını, bakanlığın eğitim politikalarına karşı bir “atak” olduğunu belirtti. Tekin, yargının vereceği karara saygı duyduklarını ve sürecin hassasiyetle takip edileceğini vurguladı. Zıt Görüş: Bildiriye imza atanlar ise yaptıkları açıklamalarda, anayasal bir ilkeyi (laiklik) hatırlattıklarını ve demokratik eleştiri hakkını kullandıklarını savundular. Hukuki Süreçte Beklentiler Neler? Suç duyurusunun ardından dosya savcılığa sevk edildi. Önümüzdeki süreçte: İfade İşlemleri: İmzacıların emniyet veya savcılık tarafından ifadeye çağrılması olasılığı bulunuyor. İddianame Hazırlığı: Savcılık, bildiride suç unsuru tespit etmesi halinde “kamu görevlisine hakaret” veya “halkı kin ve düşmanlığa teşvik” gibi suçlamalarla iddianame hazırlayabilir. Dava Aşaması: İddianame kabul edilirse, Türkiye’nin önde gelen sanatçı ve akademisyenleri “eğitim politikalarını eleştirmek” suçlamasıyla yargılanacak. Bu Dava Ne Anlama Geliyor? Bu dava, sadece 168 kişinin yargılanması değil; Türkiye’de “Eğitimin amacı ve içeriği ne olmalı?” sorusunun mahkeme salonlarında tartışılması anlamına geliyor. Bir cephede “Milli ve manevi değerler”in önemi vurgulanırken, diğer cephede “Laik ve bilimsel eğitim” talebi yükseliyor.

Ahlat’ta okul müdürlerine saldırının kamera kayıtları ortaya çıktı! Haber

Ahlat’ta okul müdürlerine saldırının kamera kayıtları ortaya çıktı!

Bitlis’in Ahlat ilçesinde geçtiğimiz gün veliler tarafından iki okul müdürüne yönelik gerçekleştirilen saldırı kamuoyunda yankı uyandırırken, olaya ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri de ortaya çıktı. Ahlat’ta geçtiğimiz gün veliler tarafından iki okul müdürüne yönelik saldırıya ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Eğitim Bir Sen Bitlis Şubesi de saldırıyı protesto etmek amacıyla olayın yaşandığı Abdurrahman Gazi İlkokulu önünde basın açıklaması yaptı. Sendika yönetiminden Abdurrahman Yaşasın tarafından okunan açıklamada, "Ahlat’ta görev yapan okul müdürü üyelerimize yönelik gerçekleştirilen menfur saldırıyı kınamak, eğitim camiasına yönelen şiddete karşı duruşumuzu göstermek ve dayanışmamızı ifade etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Eğitim kurumları; bilginin, emeğin, sabrın ve geleceğin inşa edildiği kutsal mekânlardır. Bu kurumların yöneticileri ve çalışanları ise toplumun yarınlarını yetiştirmek gibi ağır bir sorumluluğu omuzlarında taşıyan fedakâr insanlardır. Böylesine kutsal bir görevi yerine getiren eğitim yöneticilerine yönelik şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz ve hiçbir şekilde kabul edilemez. Ahlat’ta okul müdürü üyelerimize yönelik gerçekleştirilen saldırı yalnızca bireylere yapılmış bir saldırı değildir. Bu saldırı; eğitime, kamu hizmetine, devlet otoritesine ve toplumun ortak değerlerine yönelmiş açık bir tehdittir. Eğitim çalışanlarının görevlerini huzur ve güven ortamı içerisinde yerine getirememesi, doğrudan doğruya geleceğimizin zarar görmesi anlamına gelmektedir. Şiddeti meşrulaştıran ve sorun çözme yöntemi olarak gören anlayış toplumsal barışa zarar vermekte, kamu düzenini zedelemektedir. Eğitim kurumlarında görev yapan yöneticilerimizin ve öğretmenlerimizin güvenliği sağlanmadan sağlıklı bir eğitim ortamından söz etmek mümkün değildir. Nitekim Eğitim-Bir-Sen’in girişimleriyle Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda eğitimcilere yönelik şiddet suçlarına verilen cezalar artırılarak caydırıcılık güçlendirilmiştir. Bizler eğitim çalışanları olarak sorunların diyalogla, hukuk çerçevesinde ve karşılıklı anlayışla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Şiddetin hiçbir türünü kabul etmiyor, eğitim camiasına yönelen her türlü saldırının karşısında kararlılıkla durduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Yetkili mercilerden beklentimiz; bu saldırının tüm yönleriyle araştırılması, sorumluların hukuk önünde gerekli cezayı alması ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için caydırıcı tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesidir. Eğitim çalışanlarının güvenliğinin sağlanması yalnızca bireysel bir hak değil, aynı zamanda kamusal bir zorunluluktur. Bugün burada sergilediğimiz birlik ve dayanışma, eğitim çalışanlarının yalnız olmadığının en güçlü göstergesidir. Eğitim camiasına yönelen her türlü saldırının karşısında durmaya, meslektaşlarımızın yanında olmaya ve hukuki sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Unutulmamalıdır ki; eğitim çalışanına uzanan el, toplumun geleceğine uzanmış sayılır. Bu vesileyle saldırıya maruz kalan okul müdürü üyelerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, kendilerine ve tüm eğitim camiasına geçmiş olsun diyoruz. Şiddetin olmadığı, güvenli ve saygı temelli bir eğitim ortamı için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.