SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İsrail

Bursa Haberim - İsrail haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İsrail haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BM Güvenlik Konseyi İran'daki gelişmeleri ele aldı Haber

BM Güvenlik Konseyi İran'daki gelişmeleri ele aldı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İran’daki gelişmeleri ele almak üzere acil bir toplantı gerçekleştirdi. Bazı ülkeler İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgularken, bazı ülkeler ise İran’ın misilleme saldırılarına tepki gösterdi. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Fransa, Bahreyn ve Kolombiya'nın talebiyle "Orta Doğu’daki durum" gündemiyle toplanarak İran’daki gelişmeleri ele aldı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, konseye hitaben yaptığı konuşmada, BM Sözleşmesi’nden alıntı yaparak, "Tüm üyeler, herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç tehdidinden veya kullanımından kaçınmalıdır" ifadelerini kullandı. Sahadaki durumun oldukça değişken olduğunu ve doğrulanamayan birçok gelişme yaşandığını aktaran Guterres, "Birkaç üst düzey yetkilinin öldüğü bildiriliyor ve İsrail kaynaklarına göre İran’ın dini lideri Ali Hamaney de bunlar arasında. Ancak bunu doğrulayacak durumda değilim" diye konuştu. İran genelinde Tahran, İsfahan, Kum, Şahriar ve Tebriz dahil olmak üzere yaklaşık 20 şehrin saldırıya uğradığını hatırlatan Guterrez, İran medyasının saldırılarda çok sayıda kişinin öldüğünü duyurduğunu ifade etti. "Bu bölgenin barışa ihtiyacı var" Fransa’nın BM Daimi Temsilcisi Jérôme Bonnafont ise, Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Makron’un konseyin toplanmasını istediğini belirterek, "Bu bölgenin barışa ihtiyacı var. İran'ın uluslararası yükümlülüklerine saygı göstermesi gerekiyor" dedi. Gerilimin azaltılması çağrısında bulunan Bonnafont, "Uluslararası hukuka saygı, bölgede ve dünyada uzun vadeli güvenlik için bir koşuldur" değerlendirmesinde bulundu. İran'ın çeşitli ülkelere yönelik misilleme saldırılarını şiddetle kınayan Bonnafont, Fransa'nın talep halinde bu ülkeleri korumak için gerekli adımları atmaya hazır olduğunu ifade etti. Bahreyn’den İran’ın misilleme saldırılarına kınama Bahreyn’in BM Daimi Temsilcisi Jamal Fares Alrowaiei ise, ülkesinin İran’ın yaptığı gibi "haklı gerekçesi olmayan pervasız saldırılara" hedef olacağını asla beklemediğini söyledi. İran'ın saldırılarını şiddetle kınayan Alrowaiei, bu saldırıları Bahreyn'in egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün ihlali olarak nitelendirdi. Saldırıların uluslararası hukuku ve BM Sözleşmesi’ni açıkça ihlal ettiğini belirten Alrowaiei, Bahreyn'in bu tür saldırganca eylemlere karşı kararlı bir duruş sergileyeceğini ve bunun tüm bölgenin kolektif güvenliğine yönelik bir saldırı olduğunu ifade etti. Rusya: "Diplomasiye ihanet edildi" Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily A. Nebenzia, oturumun "Orta Doğu’daki durum" gündemiyle düzenlenmesine tepki göstererek, ülkesi ve Çin’in toplantının "Uluslararası barış ve güvenliğe yönelik tehditler" başlığı altında yapılmasını talep ettiğini hatırlattı. Bu talebin İran’dan gelen ilgili bir mektupta da yer aldığını vurgulayan Nebenzia, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını "BM Sözleşmesi ve uluslararası hukuka aykırı olarak, egemen ve bağımsız bir BM üyesi devlete karşı temelsiz bir başka silahlı saldırı eylemi" olarak niteledi. Nebenzia, bu düşüncesiz adımın bölge genelinde gerginliğe yol açtığını vurgulayarak, bunun "diplomasiye ihanet" olduğunu söyledi. Çin: "Saldırılar şoke edici" Çin’in BM Daimi Temsilcisi Fu Cong ise, ABD ve İsrail’in İran’ı hedef alan saldırılarını "küstahça" olarak tanımlayarak, uluslararası ilişkilerde güç kullanma tehditlerini kınadı. "İran'ın ve bölgedeki diğer ülkelerin egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyulmalıdır" diyen Cong, sivil kayıplardan duyduğu derin üzüntüyü dile getirerek tüm tarafları uluslararası hukuka riayet etmeye çağırdı. Güç kullanımının uluslararası anlaşmazlıkları çözmenin bir yolu olmadığını ve kimsenin çıkarına hizmet etmediğini vurgulayan Cong, "Anlaşmazlıkları çözmenin tek yolu diyalog ve müzakeredir. Çin, daha fazla gerilimi önlemek için askeri eylemlerin derhal durdurulmasını talep ediyor" dedi. Cong, ABD ve İran arasındaki diplomatik müzakerelerin ortasında ABD ve İsrail’in saldırı başlatmasını ise "şoke edici" olarak niteledi. "Güç hukukun yerini aldığında, uluslararası düzen zayıflar" Kolombiya'nın Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Zalabata Torres, çatışmalar nedeniyle yaşanan kayıplara dikkat çekerek, "İnsan hayatının korunması her zaman uluslararası kararların merkezinde olmalıdır" uyarısında bulundu. BM Sözleşmesi’nin bağlayıcılığına dikkat çeken Torres, buna aykırı her türlü askeri eylemi, kimden gelirse gelsin kınadıklarını söyledi. Hiçbir devletin tek taraflı olarak başka bir devlete saldırma hakkının olmadığını ifade eden Torres, "Güç hukukun yerini aldığında, uluslararası düzen zayıflar ve barbarlık onun yerini alır. Ve ilk kaybedenler siviller olur" değerlendirmesinde bulundu. Torres, İran'ın programının yalnızca barışçıl amaçlar için kullanılması gerektiğini de sözlerine ekledi. ABD, saldırılarının haklı olduğunu savundu ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, ülkesinin İran’a yönelik saldırılarının tehditleri ortadan kaldırmak üzere, belirli stratejik hedeflere yönelik olduğunu iddia etti. "ABD’nin operasyonu, İran rejiminin dünyayı nükleer silahlarla tehdit etmesini önlemeyi amaçlıyor" diyen Waltz, İran’ın Orta Doğu’daki vekilleri aracılığıyla uzun süredir istikrarsızlığa yol açtığını savundu. Waltz, "Devam eden saldırganlık eylemleri görmezden gelinemez. Hiçbir sorumlu ulus sürekli saldırganlığı ve şiddeti göz ardı edemez" diye konuştu. İran’ın füze yeteneklerini sürekli olarak geliştirmesini ve diplomatik fırsatlara rağmen nükleer emellerinden vazgeçmeyi reddetmesini "ciddi ve artan bir tehlike" olarak niteleyen Waltz, konseyin daha önce İran'ın eylemlerinin uluslararası barış ve güvenliğe tehdit oluşturduğu yönündeki "dünyanın ortak görüşünü" temsil eden kararlar aldığını hatırlattı. Pakistan bölgesel güvenlik riski konusunda uyardı Pakistan’ın DM Daimi Temsilcisi Asim Ahmed, ABD ve İsrail’in saldırılarının tüm bölgenin güvenliğini riske atabileceğine dikkat çekti. Ahmed, aynı zamanda İran'ın Suudi Arabistan, Bahreyn, Ürdün, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik saldırılarını kınadı. Pakistan'ın bu ülkelerle dayanışma içinde olduğunu vurgulayan Ahmed, İran’a yönelik saldırıların diplomatik çabaları baltaladığını ve diplomasiye olan güveni daha da zedelediğini ifade etti. "İran'ın asla nükleer silah geliştirmesine izin verilmemeli" İngiltere’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı James Kariuki, Orta Doğu’nun kırılgan bir dönemden geçtiğini belirterek, İran'a yönelik saldırılarda ülkesinin hiçbir rolünün olmadığını vurguladı. Buna rağmen, İran rejiminin doğası konusunda "hiçbir yanılsama içinde olmadıklarını" belirten Kariuki, "Bölgesel istikrar önceliğimiz olmaya devam ediyor" hatırlatmasında bulundu. İran’ın nükleer programına karşı olduklarını belirten Kariuki, "İran'ın asla nükleer silah geliştirmesine izin verilmemeli" dedi. İngiltere’nin diplomasiden yana olduğunu aktaran Kariuki, "Bölge için güvenlik ve istikrarı sağlayacak en hızlı çözümü görmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Kariuki, İran'ı daha fazla saldırıdan ve "korkunç" davranışlarından vazgeçmeye ve diplomasiye geri dönmeye çağırdı. İran: "Saldırı gerekçeleri hukuken, ahlaken ve siyasi olarak temelsiz" İran’ın BM Daimi Temsilcisi Amir Saeid Iravani ise ABD ve İsrail’in ülkesine karşı temelsiz ve planlı saldırılar başlattığını hatırlatarak, "Bu sadece bir saldırı eylemi değil; bir savaş suçu ve insanlığa karşı bir suçtur" ifadelerini kullandı. Sivil kayıpların olduğuna dikkat çeken Iravani, ABD’nin bu saldırıyı haklı çıkarmak için gerçekleri çarpıttığının altını çizdi. İran’a yönelik saldırıların "hukuki dayanaktan yoksun" olduğunu belirten Iravani, "Önleyici saldırı söylemleri, yakın tehdit iddiaları veya diğer temelsiz siyasi iddialar, hukuken, ahlaken ve siyasi olarak temelsizdir" dedi. Iravani, Fransa, İngiltere ve diğer Batılı ülkelerin temsilcilerinin İran'ın barışçıl nükleer programı konusundaki iddialarını da kesin bir dille reddetti. Ülkesine yönelik saldırıların BM Sözleşmesi ve uluslararası hukuka karşı açılmış bir savaş olduğunu söyleyen Iravani, İran’ın meşru müdafaa hakkının bulunduğunu hatırlattı. Iravani, ülkesinin komşularının egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymaya devam edeceğini ifade etti. İsrail: "Varoluşsal bir tehdidi durdurmak için harekete geçtik" İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Danny Danon, İran'daki İslam rejiminin 47 yıldır "İsrail'e ölüm, Amerika'ya ölüm" politikası güttüğünü belirterek, "Bu, radikal bir grubun öfkesi değil, devlet tarafından onaylanmış bir nefrettir" dedi. İran’ın nükleer ve füze programını sürdürdüğünü söyleyen Danon, "Bugün, ABD ile birlikte İsrail geri döndürülemez hale gelmeden önce varoluşsal bir tehdidi durdurmak için harekete geçti" diye konuştu. İran’la diplomatik çözüm çabalarının sonuçsuz kaldığını savunan Dannon, Tahran’ın uranyum zenginleştirmeyi durdurmaya ve tam denetime yanaşmadığını iddia etti. Dannon, bu gerçeklerin İsrail açısından "kabul edilemez" olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "üzüntü ve endişe duyuyoruz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "üzüntü ve endişe duyuyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Komşumuz İran’a yönelik Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz. İran’ın egemenliğini açıkça ihlal etme yanında dost ve kardeş İran halkının huzuruna kast eden saldırıları esefle karşılıyoruz. Aynı şekilde her ne sebeple olursa olsun körfezdeki kardeş ülkelerimize yönelik İran’ın füze ve dron saldırılarını kabul edilemez buluyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde AK Parti İl Teşkilatı İftar Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan programda yaptığı konuşmada, "Ramazan, hepinizin çok iyi bildiği gibi yardımlaşmanın, dayanışmanın ve hoşgörünün zirveye ulaştığı bir aydır. Belediyelerimiz, hayırseverlerimiz, sivil toplum örgütlerimiz bilhassa bu mübarek günlerde her zamankinden daha yoğun olarak yardımlaşma ve dayanışma faaliyetlerine ağırlık veriyor. AK Parti olarak biz de en tepeden mahalle temsilcimize kadar sahur ve iftar programlarında milletimizle beraber oluyoruz. Kimseyi ayırmadan, genç yaşlı demeden insanımızın derdiyle dertleniyor, muhabbetimizi güçlendiriyor, birlik ve beraberliğimizi perçinliyoruz. İstanbul teşkilatımızın da tam kadro sahada olduğunu, Ramazan-ı Şerif’i hakkını vererek idrak etme çabasında olduğunu memnuniyetle müşahede ediyorum. Teşkilatımızı yaptıkları güzel çalışmalardan, örnek faaliyetlerinden ötürü burada tebrik ediyor, her bir kardeşime teşekkür ediyorum" dedi. "Gazze başta olmak üzere Ramazan’ı buruk bir kalple karşılayan tüm kardeşlerimize dayanışma mesajlarımı gönderiyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ramazan ayında 86 milyon vatandaşımızla kucaklaşırken, gönül ve kültür coğrafyamızdaki kardeşlerimizi de elbette unutmuyoruz. Ne yazık ki bir taraftan Pakistan, Afganistan bir taraftan işte son günlerdeki İran, Körfez arasındaki savaşlar unutulur gibi değil. Türkiye Diyanet Vakfımız, TİKA’mız, Kızılay’ımız, ülkemizin yüz akı olan insani yardım kuruluşlarımız tam bir seferberlik ruhuyla ihtiyaç sahiplerinin kapısını çalıyor, ülkemizin yardım elini mazlum ve mağdurlara ulaştırıyor. Gazze’de, Sudan’da, Somali’de, Arakan’da ve daha pek çok yerde milletimizin katkılarıyla kurulan iftar sofralarında hamdolsun Türkiye için dualar ediliyor. Gazze başta olmak üzere gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde Ramazan’ı buruk bir kalple karşılayan tüm kardeşlerimize milletim adına dayanışma mesajlarımı gönderiyorum. Çekilen bunca acının, yaşanan bunca zorluğun verilen bu kahramanca mücadelenin er ya da geç kalıcı zaferle taçlanacağına yürekten inanıyorum. Milletimizin her bir ferdinden, paylaşma ve dayanışma ayı olan Ramazan-ı Şerif’te mazlum ve mağdur kardeşlerini hem dualarında hem de yardım çalışmalarında unutmamalarını özellikle rica ediyorum" ifadeleri kullandı. "Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından üzüntü ve endişe duyuyoruz" "Türkiye olarak bu mübarek günlerde bölgemizde ve İslam dünyasında huzur barış ve istikrar ortamının hakim olması çalışırken, komşumuz İran’a yönelik Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uzun bir süredir anlaşmazlıkların diyalog yolu ile çözülmesi için çok ciddi emek verdik. Özellikle bu süre içerisinde sayın Trump ve sayın Pezeşkiyan’la telefonda görüşmeler yaptım. Bölgemizdeki başka ülkeler de aynı şekilde ellerinden geleni yaptı. Hem taraflar arasındaki güven bunalımı aşılamadı hem de İsrail’in süreci zehirleme çabaları devam ettiği için istenen netice alınamadı. İran’ın egemenliğini açıkça ihlal etme yanında dost ve kardeş İran halkının huzuruna kast eden sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz. Aynı şekilde her ne sebeple olursa olsun körfezdeki kardeş ülkelerimize yönelik İran’ın füze ve dron saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz. Diplomasiye alan açılmazsa bölgemiz bir ateş çemberine sürüklenme riski ile karşı karşıyadır. Buna izin verilmemelidir. Savaşın daha da büyümemesi, bölgemizin daha büyük acılar yaşamaması için başta İslam dünyası olmak üzere tüm aktörlerin acilen harekete geçmesi gerekiyor. Biz Türkiye olarak ilk günden beri olduğu gibi sorunların suhulet ile çözülmesi noktasında üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz ve yapacağız. Tüm ilgili arkadaşlarımız muhatapları ile yoğun temas halindeler. Hudut güvenliğimiz ve hava sahamız açısından zaten bir sorunumuz yok. Ülkemizin ve milletimizin güvenliğini önceleyen bir politika ile inşallah bu hassas süreci başarıyla yöneteceğiz. Eş zamanlı olarak önce ateşkesin tesisi ardından müzakere masasına dönülmesi için diplomatik çabalarımızı hızlandıracağız. Devlet ve millet olarak bölgedeki tüm kardeş halkların yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

MHP Lideri Bahçeli: "ABD’nin İran’a beklenen saldırısı terör devleti İsrail tarafından yapıldı" Haber

MHP Lideri Bahçeli: "ABD’nin İran’a beklenen saldırısı terör devleti İsrail tarafından yapıldı"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Pakistan ile Afganistan arasındaki savaştan sonra ABD’nin İran’a beklenen saldırısı maşa devlet, haydut devlet, barbar devlet, terör devleti İsrail tarafından yapıldı" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Bahçeli, "Ülkü Ocakları, Türklük gurur ve şuurunun, İslam ahlak ve faziletinin eylem ve fikir membaı; Kızılelma ülküsüyle İ’la-yı Kelimetullah ruhunun erdem ve fazilet mektebidir. Bu mektep, ahlak ve edebin refakatinde, aklın ve gönlün refikliğinde kemale ermenin hevesinde olan serdengeçti yüreklerin, yani Ülkücü Türk gençliğinin hiç sönmeyecek meşalesidir" diye konuştu. "Bizim arifimiz de alimimiz de gıpta edilecek çokluktadır" Bahçeli, "Medeniyet ve millet mazimizin adeta toprak altına itilen cevherleri dikkatle tefrik ve tefsir edilip gün yüzüne çıkarıldığı takdirde görülür ki, bizim arifimiz de alimimiz de gıpta edilecek çokluktadır. 16’ıncı yüzyılda Batı toplumsal, siyasal, dini ve ideolojik çatışmaların göbeğinde bocalarken; Süleymaniye Külliyesi’nde kurulan tıp medresesinde matematik okutuluyor, insan fizyolojisiyle ilmin incelikleri öğretiliyordu. Kopernik’in, Batlamyus sistemiyle birlikte, o sisteme muvafık bir şekilde yerleşen Hıristiyan kainat görüşünü yıktığı anlatılır. Kepler’in gezegenlerin hareketleriyle ilgili kanunları bulduğu açıklanır. Ayrıca Galile’nin mutlak zamanın ölçülmesi ve düşmeye ait tecrübeleriyle Aristo fiziğini boşa düşürdüğünden bahsedilir. Batı’nın konuşup tartıştığı bütün konu başlıklarıyla ilgili çalışmaları hem usul hem de esas boyutundan asırlar evvel Türk-İslam filozofları basiret ve bilgelikle gerçekleştirmişlerdi" dedi. "Basiret; seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirler" Basiret kavramının seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirlediğini vurgulayan Bahçeli, "Basiret; seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirler. Cesaret olmadan basiretin açılacağı yer korkaklığın uçurumudur. Basiret olmadan cesaretin varacağı yer ise çılgınlığın ucudur. Bir fikir insanı, bir dava neferi, ilim ve hidayet yolcusu bir şahsın basiretle ve cesaretle eşzamanlı kuşanması elbet mecburidir. Günümüzde, bundan mahrum kimi sözde aydınlar, merhum Cemil Meriç’in işaret ve ifade ettiği üzere, Batılı dostları alınmasınlar diye hazinelerini gizlemeye çalıştılar. Sonra bu hazinelerini unuttular. Müteakiben düşman putlarını takdis ettiler, hayranlıkla benimsediler. Ne olduysa ondan sonra oldu, velhasıl devin papağan olmasına hizmet ettiler" şeklinde konuştu. "Doğru davranış doğru fikrin momentidir" Doğru davranışının doğru fikrin momenti olduğunu ifade eden Bahçeli, "Halbuki dava irfanımızı yeniden fethettiğimizde, bugünümüzü düne bağlayacak köprüler inşa ettiğimizde göz kamaştıran fikir ve düşünce sıçramalarını, muazzam buluş ve eserleri görmemiz kaçınılmazdır. Yine Cemil Meriç’in dediği gibi, fikir adamı için namus abeste direniş değil, hakikate teslimiyettir. Bu teslimiyet asil ve soylu bir teslimiyettir. Aklın zirvesi hakikat, adaletin zirvesi hakkaniyettir. Bu zirvelere tırmanmak, bu zirvelerde dünyayı Türkçe okumak sizlerin en temel ülküsü olmalıdır. Mananın yerine geçen elfazı bir yana bırakarak, içi boş sloganları bir kenara koyarak şunu unutmayınız ki, ülkücünün ülküsünde erimesi yüksek hedeflere kilitlenmesiyle mümkündür. Doğru davranış doğru fikrin momentidir" ifadelerini kullandı. "Eşyanın tabiatı kurumların özüdür" "Bu iki doğru üzerinde düz bir çizgiyle hayat planını yapanlar; insanı baskı altında tutan her neviden boyunduruğa karşı çıkmaktan, peşin yargıların maskesini yırtmaktan asla çekinmeyeceklerdir" diyen Bahçeli, "Neyin doğru, neyin yanlış; neyin değerli, neyin değersiz olduğunu bilmeyen bir insanın doğru davranışta bulunması, doğru bir fikrin etrafında buluşması eşyanın tabiatına aykırıdır. Peki bu eşyanın tabiatı nedir? Bundan ne anlaşılmalıdır? Eşyanın tabiatı, insanın toplum, çevre ve doğayla olan ilişkileri içinde oluşmaktadır. Değer-olgu; ideal-realite birliği eşyanın tabiatını teşkil etmektedir. Hukuk, eşyanın tabiatından kaynaklanan zorunlu ilişkilerdir. Kısaca diyebiliriz ki, eşyanın tabiatı kurumların özüdür" dedi. "Güçsüz adalet aciz, adaletsiz güç zulümdür" MHP Lideri Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Dünyaya bakınız, beşeriyetin hal-i pürmelalini ve sıcak gelişmeleri yorumlayınız; eşyanın tabiatına mugayir ne varsa tedavülde olduğunu fark edeceksiniz. Bununla mündemiç cevabını aramak zorunda olduğumuz sorular da şunlardır: Adalet nerededir? Akıl nereye gitmiştir? Ahlaka ne olmuştur? ‘Eğer adalet yoksa’ diyor Kant, insanların yeryüzünde yaşıyor olmasının bir değeri kalmayacaktır. Gündüz vakti elimizde fener alarak adalet mi arayalım? Ahlakın ilke ve esaslarını mı soruşturalım? Güçsüz adalet aciz, adaletsiz güç zulümdür. Adalet ile gücü eklemlemek ise fikir, düşünce ve siyaset insanlarının hedefi olmalıdır. Bugünkü çağımızın en mühim açığı insani değer ve mirastaki hüsran verici zayıflık ve zedelenmedir. Bu nedenle çağa ve zamana müdahil olacak dirayet, cesaret ve hamiyete malik olmak lazımdır.'' "ABD’nin İran’a beklenen saldırısı terör devleti İsrail tarafından yapıldı" "Dünyanın karmakarışık siyasi ve jeopolitik ortamında bizi biz yapan, bizi tarihin ve kültürün derin köklerine bağlayan değerler mecmuuna sıkı sıkıya bağlanmaktan başka seçenek yoktur" ifadelerini kullanan Bahçeli, "Etrafımızda kuşlar uçması gerekirken füzeler uçuyor. İnsanlık bir savaştan diğerine, bir çatışmadan bir başkasına sürükleniyor. Felaket senaryoları kuvveden fiile yavaş yavaş çıkıyor. Soykırım derseniz, en korkuncu yaşanıyor. Gözyaşları derseniz, kanla karışık oluk oluk akıyor. Ölüm sırasını bekleyen çocuklar merhamet ve vicdanları kavuruyor. Sabaha çıkar mıyım diye düşünen mağdur ve savunmasız insanlar hepimizin ciğerini dağlıyor. Pakistan ile Afganistan arasındaki savaştan sonra ABD’nin İran’a beklenen saldırısı maşa devlet, haydut devlet, barbar devlet, terör devleti İsrail tarafından yapıldı.'' "Askeri operasyonların haksız olduğunu değerlendiriyorum" ABD-İsrail ortak yapımı saldırılara yönelik İran’ın misillemesinin farklı ülkelerdeki ABD üslerini hedef aldığını belirten Bahçeli, "Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi, Kuveyt, Bahreyn ve kısmen de Katar ateşin içinde kaldı. İran’la yürütülen müzakerelerin sonucu beklenmeden ABD-İsrail eşgüdümünde icra edilen askeri operasyonların haksız, hukuksuz ve yaygın tehditlere açık olduğunu değerlendiriyorum. Ortalık kan revan içindedir. Zincirleme savaşlar derhal durmalı, aklı selim öne çıkmalıdır. Barış varken savaşmak bölgesel ve küresel sistemi dinamitlemek demektir" diye konuştu. "Savaş değil barış hakim olmalıdır" Coğrafyada savaşın değil barışın hakim olması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Uyarıyorum; Tahran’ın, İsfahan’ın, Kum’un ve Kerec’in vurulması; sonuç olarak cevabi mahiyette karşılıkların verilmesi küresel bir savaşa doğru hızla dönüşebilecektir. Savaş değil barış hakim olmalıdır. Mübarek Ramazan ayında İslam beldelerinin karanlığa gömülmesi kabul edilemez bir durumdur. Merhameti kalmamış, empati duymayan, kendi çıkarlarına odaklanmış, masumları hedefine almış, öldürmeyi, yakmayı, yıkmayı, kırmayı olağan hale getirmiş sözde gelişmiş ülkeler ve bunların taşeronları inanıyorum ki iki cihanda da hesap vereceklerdir. İsrail Savunma Bakanı’nın, ‘önleyici saldırı’ başlattıklarını iddia etmesi, ABD Başkanı’nın ‘İran’a yönelik büyük bir operasyon başlattık’ açıklaması aynı aklın ürünü, aynı amacın üretimidir" dedi. "Türkiye’mizin barışçıl çağrıları milli güvenliğimizin muhafazası için her tedbirin alınmasıdır" Bahçeli, "Burada esas olarak Türkiye’mizin sağduyu ve soğukkanlı hareket ederek barışçıl çağrıları ısrarla taraflarla paylaşması, milli güvenliğimizin muhafazası için her tedbirin alınmasıdır. Ramazan ayının mehabet ve muhabbetini tahrip edenler insanlıktan nasibini almayan kirli odaklardır. Sizler sabırla, akılla, imanla, vatan ve millet sevgisinin coşkusuyla duruşunuzu koruyacaksınız. Üzerinde dumanların tüttüğü dünyada Türk milletinin ve Türkiye’mizin ümit şadırvanı olmayı sürdüreceksiniz" ifadelerini kullandı.

Rusya Dışişleri: "ABD ve İsrail, bir kez daha tehlikeli bir maceraya girişti" Haber

Rusya Dışişleri: "ABD ve İsrail, bir kez daha tehlikeli bir maceraya girişti"

Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılara tepki göstererek, “Washington ve Tel Aviv, bölgeyi hızla insani, ekonomik ve muhtemelen radyolojik bir felakete yaklaştıran tehlikeli bir maceraya bir kez daha girişti” ifadelerini kullandı. ABD ve İsrail’in sabah saatlerinde İran’a başlattığı hava saldırısından sonra Orta Doğu’da gerilim tırmanmaya devam ederken, Rusya’dan resmi açıklama geldi. Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD ve İsrail’e tepki gösterildi, çatışma sonuçlarının daha da kötüleşebileceğine dikkat çekildi. Açıklamada, “Sabah saatlerinde ABD ve İsrail güçleri İran topraklarına hava saldırıları düzenledi. Bu düşüncesiz eylem öncesinde bölgeye büyük bir ABD askeri grubunun sevk edilmesi de dahil olmak üzere yürütülen askeri-politik ve propaganda hazırlıklarının ölçeği ve niteliği, söz konusu eylemin, uluslararası hukukun temel ilke ve normlarını ihlal eden, BM üyesi egemen ve bağımsız bir devlete karşı önceden planlanmış bir silahlı saldırganlık eylemi olduğuna dair hiçbir şüphe bırakmamaktadır” denildi. İran ile ABD arasında devam eden müzakere sürecine rağmen yapılan saldırıya tepki gösterilerek, “İsrail'in İran'la askeri bir çatışmaya girmek istemediğine dair Rus tarafına verilen mesajlara rağmen yapılması, özellikle kınanması gereken bir husustur. BM yönetimi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) dahil olmak üzere uluslararası toplum, Orta Doğu'da barışı, istikrarı ve güvenliği yok etmeye yönelik bu sorumsuz eylemlere derhal objektif ve tavizsiz bir değerlendirme yapmakla yükümlüdür” ifadeleri kullanıldı. ABD ve İsrail’in, İran’ın egemenliğine saldırıda bulunduğuna da dikkat çekilerek, “Washington ve Tel Aviv, bölgeyi hızla insani, ekonomik ve muhtemelen radyolojik bir felakete sürükleyen tehlikeli bir maceraya bir kez daha girişmiştir. Saldırganların niyetleri açıkça bellidir ve kendileri tarafından da dile getirilmektedir: Askeri diktaya ve hegemonyaya boyun eğmeyi reddeden bir devletin anayasal düzenini bozmak ve yönetimini yok etmek. Öngörülemez zincirleme tepkiler ve şiddet sarmalının tırmanması da dahil olmak üzere insan eliyle oluşturulmuş bu krizin tüm olumsuz sonuçlarının sorumluluğu tamamen onlara aittir. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın (NPT) temel taşı olduğu küresel nükleer silahsızlanma rejimine yönelik bu ağır sonuçlar görmezden gelinmektedir. Amerikan-İsrail ortaklığı, İranlıların nükleer silaha sahip olmasını engelleme yönündeki sözde bir kaygıya sığınmaktadır. UAEA güvencesi altındaki nükleer tesislerin bombalanması kabul edilemez” denildi. ABD’nin son dönemlerde birçok ülkeye saldırdığı ve birçok ülkeyi tehdit ettiği hatırlatılarak, “Özellikle endişe verici olan, ABD yönetiminin son birkaç aydır dünya düzeninin uluslararası hukuk temellerine, yani iç işlerine karışmama, güç tehdidinden veya kullanımından vazgeçme ve uluslararası anlaşmazlıkların barışçıl çözümü ilkelerine karşı gerçekleştirdiği istikrarsızlaştırıcı saldırıların seri niteliğidir” ifadeleri kullanıldı. Tüm taraflar diplomatik çözüme davet edilerek, “Siyasi ve diplomatik çözüm yoluna derhal geri dönülmesini talep ediyoruz. Rusya, her zaman olduğu gibi uluslararası hukuk, karşılıklı saygı ve çıkarların dengesi temelinde barışçıl çözümler aranmasına yardımcı olmaya hazırdır” denildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.