SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Orta Doğu

Bursa Haberim - Orta Doğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orta Doğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BM Güvenlik Konseyi İran'daki gelişmeleri ele aldı Haber

BM Güvenlik Konseyi İran'daki gelişmeleri ele aldı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İran’daki gelişmeleri ele almak üzere acil bir toplantı gerçekleştirdi. Bazı ülkeler İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgularken, bazı ülkeler ise İran’ın misilleme saldırılarına tepki gösterdi. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Fransa, Bahreyn ve Kolombiya'nın talebiyle "Orta Doğu’daki durum" gündemiyle toplanarak İran’daki gelişmeleri ele aldı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, konseye hitaben yaptığı konuşmada, BM Sözleşmesi’nden alıntı yaparak, "Tüm üyeler, herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç tehdidinden veya kullanımından kaçınmalıdır" ifadelerini kullandı. Sahadaki durumun oldukça değişken olduğunu ve doğrulanamayan birçok gelişme yaşandığını aktaran Guterres, "Birkaç üst düzey yetkilinin öldüğü bildiriliyor ve İsrail kaynaklarına göre İran’ın dini lideri Ali Hamaney de bunlar arasında. Ancak bunu doğrulayacak durumda değilim" diye konuştu. İran genelinde Tahran, İsfahan, Kum, Şahriar ve Tebriz dahil olmak üzere yaklaşık 20 şehrin saldırıya uğradığını hatırlatan Guterrez, İran medyasının saldırılarda çok sayıda kişinin öldüğünü duyurduğunu ifade etti. "Bu bölgenin barışa ihtiyacı var" Fransa’nın BM Daimi Temsilcisi Jérôme Bonnafont ise, Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Makron’un konseyin toplanmasını istediğini belirterek, "Bu bölgenin barışa ihtiyacı var. İran'ın uluslararası yükümlülüklerine saygı göstermesi gerekiyor" dedi. Gerilimin azaltılması çağrısında bulunan Bonnafont, "Uluslararası hukuka saygı, bölgede ve dünyada uzun vadeli güvenlik için bir koşuldur" değerlendirmesinde bulundu. İran'ın çeşitli ülkelere yönelik misilleme saldırılarını şiddetle kınayan Bonnafont, Fransa'nın talep halinde bu ülkeleri korumak için gerekli adımları atmaya hazır olduğunu ifade etti. Bahreyn’den İran’ın misilleme saldırılarına kınama Bahreyn’in BM Daimi Temsilcisi Jamal Fares Alrowaiei ise, ülkesinin İran’ın yaptığı gibi "haklı gerekçesi olmayan pervasız saldırılara" hedef olacağını asla beklemediğini söyledi. İran'ın saldırılarını şiddetle kınayan Alrowaiei, bu saldırıları Bahreyn'in egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün ihlali olarak nitelendirdi. Saldırıların uluslararası hukuku ve BM Sözleşmesi’ni açıkça ihlal ettiğini belirten Alrowaiei, Bahreyn'in bu tür saldırganca eylemlere karşı kararlı bir duruş sergileyeceğini ve bunun tüm bölgenin kolektif güvenliğine yönelik bir saldırı olduğunu ifade etti. Rusya: "Diplomasiye ihanet edildi" Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily A. Nebenzia, oturumun "Orta Doğu’daki durum" gündemiyle düzenlenmesine tepki göstererek, ülkesi ve Çin’in toplantının "Uluslararası barış ve güvenliğe yönelik tehditler" başlığı altında yapılmasını talep ettiğini hatırlattı. Bu talebin İran’dan gelen ilgili bir mektupta da yer aldığını vurgulayan Nebenzia, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını "BM Sözleşmesi ve uluslararası hukuka aykırı olarak, egemen ve bağımsız bir BM üyesi devlete karşı temelsiz bir başka silahlı saldırı eylemi" olarak niteledi. Nebenzia, bu düşüncesiz adımın bölge genelinde gerginliğe yol açtığını vurgulayarak, bunun "diplomasiye ihanet" olduğunu söyledi. Çin: "Saldırılar şoke edici" Çin’in BM Daimi Temsilcisi Fu Cong ise, ABD ve İsrail’in İran’ı hedef alan saldırılarını "küstahça" olarak tanımlayarak, uluslararası ilişkilerde güç kullanma tehditlerini kınadı. "İran'ın ve bölgedeki diğer ülkelerin egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyulmalıdır" diyen Cong, sivil kayıplardan duyduğu derin üzüntüyü dile getirerek tüm tarafları uluslararası hukuka riayet etmeye çağırdı. Güç kullanımının uluslararası anlaşmazlıkları çözmenin bir yolu olmadığını ve kimsenin çıkarına hizmet etmediğini vurgulayan Cong, "Anlaşmazlıkları çözmenin tek yolu diyalog ve müzakeredir. Çin, daha fazla gerilimi önlemek için askeri eylemlerin derhal durdurulmasını talep ediyor" dedi. Cong, ABD ve İran arasındaki diplomatik müzakerelerin ortasında ABD ve İsrail’in saldırı başlatmasını ise "şoke edici" olarak niteledi. "Güç hukukun yerini aldığında, uluslararası düzen zayıflar" Kolombiya'nın Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Zalabata Torres, çatışmalar nedeniyle yaşanan kayıplara dikkat çekerek, "İnsan hayatının korunması her zaman uluslararası kararların merkezinde olmalıdır" uyarısında bulundu. BM Sözleşmesi’nin bağlayıcılığına dikkat çeken Torres, buna aykırı her türlü askeri eylemi, kimden gelirse gelsin kınadıklarını söyledi. Hiçbir devletin tek taraflı olarak başka bir devlete saldırma hakkının olmadığını ifade eden Torres, "Güç hukukun yerini aldığında, uluslararası düzen zayıflar ve barbarlık onun yerini alır. Ve ilk kaybedenler siviller olur" değerlendirmesinde bulundu. Torres, İran'ın programının yalnızca barışçıl amaçlar için kullanılması gerektiğini de sözlerine ekledi. ABD, saldırılarının haklı olduğunu savundu ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, ülkesinin İran’a yönelik saldırılarının tehditleri ortadan kaldırmak üzere, belirli stratejik hedeflere yönelik olduğunu iddia etti. "ABD’nin operasyonu, İran rejiminin dünyayı nükleer silahlarla tehdit etmesini önlemeyi amaçlıyor" diyen Waltz, İran’ın Orta Doğu’daki vekilleri aracılığıyla uzun süredir istikrarsızlığa yol açtığını savundu. Waltz, "Devam eden saldırganlık eylemleri görmezden gelinemez. Hiçbir sorumlu ulus sürekli saldırganlığı ve şiddeti göz ardı edemez" diye konuştu. İran’ın füze yeteneklerini sürekli olarak geliştirmesini ve diplomatik fırsatlara rağmen nükleer emellerinden vazgeçmeyi reddetmesini "ciddi ve artan bir tehlike" olarak niteleyen Waltz, konseyin daha önce İran'ın eylemlerinin uluslararası barış ve güvenliğe tehdit oluşturduğu yönündeki "dünyanın ortak görüşünü" temsil eden kararlar aldığını hatırlattı. Pakistan bölgesel güvenlik riski konusunda uyardı Pakistan’ın DM Daimi Temsilcisi Asim Ahmed, ABD ve İsrail’in saldırılarının tüm bölgenin güvenliğini riske atabileceğine dikkat çekti. Ahmed, aynı zamanda İran'ın Suudi Arabistan, Bahreyn, Ürdün, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik saldırılarını kınadı. Pakistan'ın bu ülkelerle dayanışma içinde olduğunu vurgulayan Ahmed, İran’a yönelik saldırıların diplomatik çabaları baltaladığını ve diplomasiye olan güveni daha da zedelediğini ifade etti. "İran'ın asla nükleer silah geliştirmesine izin verilmemeli" İngiltere’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı James Kariuki, Orta Doğu’nun kırılgan bir dönemden geçtiğini belirterek, İran'a yönelik saldırılarda ülkesinin hiçbir rolünün olmadığını vurguladı. Buna rağmen, İran rejiminin doğası konusunda "hiçbir yanılsama içinde olmadıklarını" belirten Kariuki, "Bölgesel istikrar önceliğimiz olmaya devam ediyor" hatırlatmasında bulundu. İran’ın nükleer programına karşı olduklarını belirten Kariuki, "İran'ın asla nükleer silah geliştirmesine izin verilmemeli" dedi. İngiltere’nin diplomasiden yana olduğunu aktaran Kariuki, "Bölge için güvenlik ve istikrarı sağlayacak en hızlı çözümü görmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Kariuki, İran'ı daha fazla saldırıdan ve "korkunç" davranışlarından vazgeçmeye ve diplomasiye geri dönmeye çağırdı. İran: "Saldırı gerekçeleri hukuken, ahlaken ve siyasi olarak temelsiz" İran’ın BM Daimi Temsilcisi Amir Saeid Iravani ise ABD ve İsrail’in ülkesine karşı temelsiz ve planlı saldırılar başlattığını hatırlatarak, "Bu sadece bir saldırı eylemi değil; bir savaş suçu ve insanlığa karşı bir suçtur" ifadelerini kullandı. Sivil kayıpların olduğuna dikkat çeken Iravani, ABD’nin bu saldırıyı haklı çıkarmak için gerçekleri çarpıttığının altını çizdi. İran’a yönelik saldırıların "hukuki dayanaktan yoksun" olduğunu belirten Iravani, "Önleyici saldırı söylemleri, yakın tehdit iddiaları veya diğer temelsiz siyasi iddialar, hukuken, ahlaken ve siyasi olarak temelsizdir" dedi. Iravani, Fransa, İngiltere ve diğer Batılı ülkelerin temsilcilerinin İran'ın barışçıl nükleer programı konusundaki iddialarını da kesin bir dille reddetti. Ülkesine yönelik saldırıların BM Sözleşmesi ve uluslararası hukuka karşı açılmış bir savaş olduğunu söyleyen Iravani, İran’ın meşru müdafaa hakkının bulunduğunu hatırlattı. Iravani, ülkesinin komşularının egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymaya devam edeceğini ifade etti. İsrail: "Varoluşsal bir tehdidi durdurmak için harekete geçtik" İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Danny Danon, İran'daki İslam rejiminin 47 yıldır "İsrail'e ölüm, Amerika'ya ölüm" politikası güttüğünü belirterek, "Bu, radikal bir grubun öfkesi değil, devlet tarafından onaylanmış bir nefrettir" dedi. İran’ın nükleer ve füze programını sürdürdüğünü söyleyen Danon, "Bugün, ABD ile birlikte İsrail geri döndürülemez hale gelmeden önce varoluşsal bir tehdidi durdurmak için harekete geçti" diye konuştu. İran’la diplomatik çözüm çabalarının sonuçsuz kaldığını savunan Dannon, Tahran’ın uranyum zenginleştirmeyi durdurmaya ve tam denetime yanaşmadığını iddia etti. Dannon, bu gerçeklerin İsrail açısından "kabul edilemez" olduğunu söyledi.

Rusya Dışişleri: "ABD ve İsrail, bir kez daha tehlikeli bir maceraya girişti" Haber

Rusya Dışişleri: "ABD ve İsrail, bir kez daha tehlikeli bir maceraya girişti"

Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılara tepki göstererek, “Washington ve Tel Aviv, bölgeyi hızla insani, ekonomik ve muhtemelen radyolojik bir felakete yaklaştıran tehlikeli bir maceraya bir kez daha girişti” ifadelerini kullandı. ABD ve İsrail’in sabah saatlerinde İran’a başlattığı hava saldırısından sonra Orta Doğu’da gerilim tırmanmaya devam ederken, Rusya’dan resmi açıklama geldi. Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD ve İsrail’e tepki gösterildi, çatışma sonuçlarının daha da kötüleşebileceğine dikkat çekildi. Açıklamada, “Sabah saatlerinde ABD ve İsrail güçleri İran topraklarına hava saldırıları düzenledi. Bu düşüncesiz eylem öncesinde bölgeye büyük bir ABD askeri grubunun sevk edilmesi de dahil olmak üzere yürütülen askeri-politik ve propaganda hazırlıklarının ölçeği ve niteliği, söz konusu eylemin, uluslararası hukukun temel ilke ve normlarını ihlal eden, BM üyesi egemen ve bağımsız bir devlete karşı önceden planlanmış bir silahlı saldırganlık eylemi olduğuna dair hiçbir şüphe bırakmamaktadır” denildi. İran ile ABD arasında devam eden müzakere sürecine rağmen yapılan saldırıya tepki gösterilerek, “İsrail'in İran'la askeri bir çatışmaya girmek istemediğine dair Rus tarafına verilen mesajlara rağmen yapılması, özellikle kınanması gereken bir husustur. BM yönetimi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) dahil olmak üzere uluslararası toplum, Orta Doğu'da barışı, istikrarı ve güvenliği yok etmeye yönelik bu sorumsuz eylemlere derhal objektif ve tavizsiz bir değerlendirme yapmakla yükümlüdür” ifadeleri kullanıldı. ABD ve İsrail’in, İran’ın egemenliğine saldırıda bulunduğuna da dikkat çekilerek, “Washington ve Tel Aviv, bölgeyi hızla insani, ekonomik ve muhtemelen radyolojik bir felakete sürükleyen tehlikeli bir maceraya bir kez daha girişmiştir. Saldırganların niyetleri açıkça bellidir ve kendileri tarafından da dile getirilmektedir: Askeri diktaya ve hegemonyaya boyun eğmeyi reddeden bir devletin anayasal düzenini bozmak ve yönetimini yok etmek. Öngörülemez zincirleme tepkiler ve şiddet sarmalının tırmanması da dahil olmak üzere insan eliyle oluşturulmuş bu krizin tüm olumsuz sonuçlarının sorumluluğu tamamen onlara aittir. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın (NPT) temel taşı olduğu küresel nükleer silahsızlanma rejimine yönelik bu ağır sonuçlar görmezden gelinmektedir. Amerikan-İsrail ortaklığı, İranlıların nükleer silaha sahip olmasını engelleme yönündeki sözde bir kaygıya sığınmaktadır. UAEA güvencesi altındaki nükleer tesislerin bombalanması kabul edilemez” denildi. ABD’nin son dönemlerde birçok ülkeye saldırdığı ve birçok ülkeyi tehdit ettiği hatırlatılarak, “Özellikle endişe verici olan, ABD yönetiminin son birkaç aydır dünya düzeninin uluslararası hukuk temellerine, yani iç işlerine karışmama, güç tehdidinden veya kullanımından vazgeçme ve uluslararası anlaşmazlıkların barışçıl çözümü ilkelerine karşı gerçekleştirdiği istikrarsızlaştırıcı saldırıların seri niteliğidir” ifadeleri kullanıldı. Tüm taraflar diplomatik çözüme davet edilerek, “Siyasi ve diplomatik çözüm yoluna derhal geri dönülmesini talep ediyoruz. Rusya, her zaman olduğu gibi uluslararası hukuk, karşılıklı saygı ve çıkarların dengesi temelinde barışçıl çözümler aranmasına yardımcı olmaya hazırdır” denildi.

Trump: "İran’a karşı büyük bir askeri operasyon başlattık" Haber

Trump: "İran’a karşı büyük bir askeri operasyon başlattık"

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik saldırılara ilişkin, "Amacımız, çok sert ve korkunç insanlardan oluşan İran rejiminden gelen yakın tehditleri ortadan kaldırarak Amerikan halkını savunmaktır. İran Devrim Muhafızları üyelerine, silahlı kuvvetlere ve tüm polislere sesleniyorum: Silahlarınızı bırakıp tam bir dokunulmazlık elde edin ya da alternatif olarak kesin bir ölümle yüzleşeceksiniz" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik başlattıkları son saldırılarla ilgili resmi açıklama yaptı. Yayınladığı video mesajda İran’a karşı büyük bir askeri operasyon başlattıklarını söyleyen Trump, "Amacımız, çok sert ve korkunç insanlardan oluşan İran rejiminden gelen yakın tehditleri ortadan kaldırarak Amerikan halkını savunmaktır" dedi. İran rejiminin tehlikeli faaliyetlerinin yalnızca ABD’yi değil, ülkenin denizaşırı üslerini ve tüm dünyadaki ABD müttefiklerini tehdit ettiğini savunan Trump, "47 yıl boyunca İran rejimi ‘Amerika'ya ölüm’ sloganları attı ve ABD’yi, birliklerimizi ve birçok ülkedeki masum insanları hedef alan bitmek bilmeyen bir şiddet ve katliam kampanyası yürüttü" diye konuştu. İran’ın ABD karşıtı faaliyetlerini anlattı Rejimin ilk icraatlarından birinin, ABD’nin Tahran’daki büyükelçiliğinin şiddet yoluyla ele geçirilmesi ve onlarca ABD'linin 444 gün boyunca rehin tutulmasını desteklemek olduğunu ifade eden Trump, "1983'te İran'ın vekilleri Beyrut'ta 241 ABD askeri personelinin ölümüne neden olan Deniz Piyadeleri kışlası bombalamasını gerçekleştirmiştir" dedi. İran’ın 2000 yılında USS Cole savaş gemisine Yemen’de gerçekleştirilen intihar saldırısından haberdar olduğunu ve muhtemelen bu saldırıyı desteklediğini söyleyen Trump, "Bu saldırıda pek çok kişi hayatını kaybetti. İran güçleri Irak'ta yüzlerce ABD askerini öldürdü ve sakat bıraktı. Rejimin vekilleri son yıllarda Orta Doğu'da konuşlanmış ABD güçlerine ve uluslararası deniz yollarındaki ABD donanma ve ticari gemilerine sayısız saldırı düzenlemeye devam etti" hatırlatmasında bulundu. İran’ın tüm bu eylemlerini "kitlesel terör" olarak tanımlayan Trump, "Buna daha fazla katlanmayacağız. Lübnan'dan Yemen'e, Suriye'den Irak'a kadar bu rejim, dünyayı kana ve vahşete bulayan terörist milisleri silahlandırdı, eğitti ve finanse etti" dedi. Trump, Hamas’ın da İran’ın vekili olduğunu savundu. "Bu terör rejimi nükleer silaha sahip olamaz" İran’daki son kitlesel gösterileri hatırlatan Trump, "İran, dünyanın bir numaralı terör destekçisi devletidir ve kısa bir süre önce sokaklarda protesto gösterileri yapan on binlerce vatandaşını katletmiştir" ifadelerini kullandı. ABD’nin İran konusundaki politikasının net olduğunu vurgulayan Trump, "Bu terör rejimi asla nükleer silaha sahip olamaz. Tekrar ediyorum, asla sahip olamaz" şeklinde konuştu. İran’ın anlaşma tekliflerini reddettiğini iddia eden Trump, "Bu nedenle geçtiğimiz yılın Haziran ayında yürütülen ‘Midnight Hammer Operasyonu’ kapsamında Fordo, Natanz ve İsfahan’daki nükleer programlarını imha ettik. Sonrasında nükleer silah arayışlarını sürdürmemeleri konusunda uyardık ve defalarca bir anlaşma yapmaya çalıştık. Ancak İran bunu reddetti. On yıllardır olduğu gibi her fırsatı geri çevirdi" dedi. "İran’ın füzeleri yakında topraklarımızı tehdit edebilir" İran’ın nükleer kapasitesini yeniden inşa etmeye ve uzun menzilli füzeler geliştirmeye çalıştığını savunan Trump, "Bu füzeler artık Avrupa’daki müttefiklerimizi, denizaşırı birliklerimizi ve yakında ABD topraklarını tehdit edebilir" hatırlatmasında bulundu. Nükleer silahlara sahip bir İran rejiminin bu güçten cesaret alacağını vurgulayan Trump, "Bu nedenle ABD ordusu, bu radikal ve tehlikeli diktatörlüğün ABD'yi ve ulusal güvenlik çıkarlarımızı tehdit etmesini engellemek için geniş kapsamlı ve devam eden bir operasyon yürütmektedir" ifadelerini kullandı. "Füzelerini yok edeceğiz" Operasyonun hedeflerine de değinen Trump, "Füzelerini ve füze endüstrisini yok edeceğiz. Donanmalarını etkisiz hale getireceğiz. Bölgedeki terör vekillerinin istikrarsızlık oluşturmasına ve güçlerimize saldırmasına izin vermeyeceğiz. Yol kenarı bombalarıyla binlerce insanı, birçok ABD'liyi öldürmelerine son vereceğiz. İran’ın nükleer silah elde etmesine izin verilmeyecek. Mesaj basit: Asla nükleer silah sahibi olmayacaklar" diye konuştu. İran rejiminin kimsenin ABD’nin askeri gücüne meydan okumaması gerektiğini ifade eden Trump, "İlk görev dönemimde ordumuzu güçlendirdim ve yeniden yapılandırdım. Yeryüzünde bizim ordumuzun gücüne, kudretine veya gelişmişliğine yaklaşabilecek hiçbir ordu yok" şeklinde konuştu. İran’ın güvenlik güçlerine silah bırakma çağrısı Bölgedeki ABD personeline yönelik riskleri en aza indirmek için gereken tüm tedbirleri aldıklarını söyleyen Trump, İran rejiminin güvenlik unsurlarına, "Devrim Muhafızları üyelerine, silahlı kuvvetlere ve tüm polislere sesleniyorum: Silahlarınızı bırakıp tam bir dokunulmazlık elde edin. Ya da alternatif olarak kesin bir ölümle yüzleşeceksiniz" çağrısında bulundu. İran halkına seslendi: "Özgürlük saatiniz yaklaştı" Trump, İran halkına ise, "Özgürlük saatinizin yaklaştığını söylüyorum. Sığınaklarda kalın. Evinizden çıkmayın. Dışarısı çok tehlikeli. Her yere bombalar düşecek. İşimiz bittiğinde hükümetinizi devralın. Sizin olacaktır. Bu, muhtemelen nesiller boyunca sahip olacağınız tek şansınız olacak" sözleriyle seslendi. İranlıların uzun yıllardır ABD’den yardım istediğini ifade eden Trump, "Hiçbir başkan benim bu gece yapmaya istekli olduğum şeyi yapmaya istekli olmadı. Artık size istediğinizi veren bir başkanınız var. O halde nasıl yanıt vereceğinizi görelim" dedi. ABD’nin İran halkının yanında olduğunu söyleyen Trump, "Şimdi geleceğinizin kontrolünü elinize almanın ve ulaşabileceğiniz kadar yakın olan refah dolu, şanlı geleceği ortaya çıkarmanın tam zamanıdır. Şimdi eylem zamanıdır. Bu şansın kaçmasına izin vermeyin" ifadelerini kullandı.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: "Hiçbir güç İran'ı durduramaz" Haber

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: "Hiçbir güç İran'ı durduramaz"

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, nükleer silah peşinde olmadıklarını yineleyerek, "Beni diğer siyasetçiler gibi görüp yalan söylediğimi düşünebilirler. Ancak bir ülkenin dini lideri yalan söylemez. Nükleer silahımızın olmayacağını söylediğinde bu açık ve nettir" dedi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Mazenderan Eyaleti Planlama ve Kalkınma Konseyi Toplantısı'nda yerel kalkınma gündeminin yanı sıra bölgesel gelişmeler, ABD'nin son açıklamaları ve nükleer dosyaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran'ın nükleer silah peşinde olmadığını vurgulayan Pezeşkiyan, dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in nükleer silah üretimi ve kullanımını yasaklayan dini hükmüne atıfta bulunarak, "Beni diğer siyasetçiler gibi görüp yalan söylediğimi düşünebilirler. Ancak bir ülkenin dini lideri yalan söylemez. Nükleer silahımızın olmayacağını söylediğinde bu açık ve nettir. Bu siyasi bir mesaj değil, kesin bir duruştur. İstesek bile inançlarımız buna izin vermez. Buna rağmen İran'ın nükleer silah peşinde olmadığını söylemediğimizi iddia ediyorlar" ifadelerini kullandı. Trump'ın "gösterilerde 32 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği" iddiasına tepki ABD Başkanı Donald Trump'ın ocak ayındaki protestolarda 32 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği yönündeki iddialarına da yanıt veren Pezeşkiyan, "ABD Başkanı, İran'ın 32 bin kişiyi katlettiğini söyledi. Biz katliam mı yaptık? Rakamları biz açıkladık, hatta açıkladığımız kişilerin kimlik bilgilerini de paylaştık. Daha fazla olduğunu iddia eden varsa bunu belgeyle ortaya koymalı. Açıklanan rakamların 2 binden fazlası şehitlerden oluşuyor. Bunların 300 ila 400'ü, güvenliği sağlamakla görevli asker ve güvenlik personeliydi ve görev başında hayatını kaybetti. Bunlar sokak eylemine katılan kişiler değildi. 350'den fazla cami ateşe verildi, 300'den fazla okul tahrip edildi. Protesto eden biri okul yakar mı? Protesto eden biri cami ateşe verir mi?" dedi. "Birlik olursak hiçbir güç İran'ı durduramaz" Pezeşkiyan, İran'ın komşu ülkelerle ilişkileri geliştirme çabalarına değinerek, karşılıklı saygı ve birbirinin sınırlarına saygı anlayışıyla ilişkileri güçlendirmeye çalıştıklarını söyledi. Bu yaklaşımın ülkeye önemli kazanımlar sağladığını ve zor zamanlarda yardımcı olduğunu belirten İran cumhurbaşkanı, "Bu ülkede hepimiz kardeşiz. Müslüman komşularımızla da kardeşiz. İsrail'in Orta Doğu'yu nasıl ateşe verdiğini, ülkeleri karşı karşıya getirdiğini ve İslam ülkelerini birbirine düşman ettiğini görüyoruz. Birlik olursak ve el ele verirsek hiçbir güç İran'ı durduramaz. Beni ya da bir başkasını devre dışı bıraksalar bile bu ülkeyi yönetecek yüzlerce, hatta daha nitelikli isimler var" şeklinde konuştu. "Baskılara rağmen geleceği inşa edeceğiz" Mesud Pezeşkiyan, Mazenderan'ı ziyareti sonrasında yaptığı değerlendirmede ise göreve geldikleri ilk günden bu yana çeşitli baskılarla karşılaştıklarını söyledi. Pezeşkiyan, "Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana ülkemizin ilerlemesini engellemeye yönelik baskılar, savaşlar, yaptırımlar ve tehditlerle karşı karşıyayız. Ancak tüm bu girişimlere karşı kararlılıkla duracağız. Ülkemizin hak ettiği konuma ulaşmasını engellemek isteyenlere rağmen kalkınma yolumuzu sürdüreceğiz. Hiçbir şüphe yok ki geleceği biz inşa edeceğiz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.