SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Petrol

Bursa Haberim - Petrol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Petrol haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kevin Hassett: "İran'ın gücü bitti." Haber

Kevin Hassett: "İran'ın gücü bitti."

Beyaz Saray Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett, petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı'ndan yavaş yavaş geçmeye başladığını öne sürdü. Beyaz Saray Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett CNBC'nin "Squawk Box" programına katılarak İran savaşının petrol ve doğal gaz fiyatlarına etkisi ile ekonominin durumuna dair açıklamalarda bulundu. Hassett, petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapmaya başladığını, İran'ın söz konusu nakliye yolundaki trafiği engelleme eylemlerinin ABD ekonomisine zarar vermediğini belirtti. Hassett, "Tankerlerin boğazdan yavaş yavaş geçmeye başladığını görüyorsunuz ve bence bu, İran'ın ne kadar az kaynağı kaldığının bir işareti. Kısa vadede bunun sona ereceğine dair çok iyimseriz ve gemiler rafinerilere ulaştıktan sonra birkaç hafta boyunca fiyatlara yansımaları olacaktır" ifadelerini kullandı. Hassett, Orta Doğu'dan gelen arz düşüşünü karşılamak için Asya'nın ABD'ye eskisi kadar rafine petrol ihraç etmeyebileceğinden endişe duyulduğunu söyledi. Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemi Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği Hürmüz Boğazı, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir geçiş noktası olarak kabul ediliyor. Basra Körfezi'ni Umman Denizi ve Hint Okyanusu'na bağlayan boğazdan kriz öncesi günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol taşınıyordu. İran'ın kapatması ve saldırı tehdidinde bulunmasının ardından Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiği durma noktasına geldi. Boğazın kapatılması tarihteki en büyük petrol arzı kesintisine yol açtı.

Trump: "İran’ın askeri hedefleri tamamen yok edildi" Haber

Trump: "İran’ın askeri hedefleri tamamen yok edildi"

ABD Başkanı Donald Trump, İran için kritik öneme sahip olan Hark Adası’na Orta Doğu tarihindeki en şiddetli bombardımanlardan birini gerçekleştirdiklerini duyurarak, "Hark Adası'ndaki tüm askeri hedefler tamamen yok edildi" açıklamasında bulundu. ABD Başkanı Donald Trump’tan İran’a yönelik son saldırılarla ilgili yeni açıklama geldi. Truth sosyal medya platformu üzerinden bir mesaj yayınlayan Trump, ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) kendisinin talimatıyla "Orta Doğu tarihinin en şiddetli bombardımanlarından birini" gerçekleştirdiğini belirterek, "İran için kritik öneme sahip olan Hark Adası'ndaki tüm askeri hedefler tamamen yok edildi" dedi. ABD’nin dünyanın en güçlü ve gelişmiş silahlarına sahip olduğunu söyleyen Trump, "İnsaniyet namına, adadaki petrol altyapısını yok etmemeyi tercih ettim. Bununla birlikte, İran veya başka herhangi bir ülke, Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin serbest ve güvenli geçişine müdahale ederse, bu kararı derhal yeniden gözden geçireceğim" uyarısında bulundu. "İran’ın saldırılarımıza karşı koyma yeteneği yok" İlk görev döneminde ve şu anda dünyanın en etkili ordusunu inşa ettiğini yineleyen Trump, "İran'ın hiçbir saldırımıza karşı koyma yeteneği yok. Yapabilecekleri hiçbir şey yok" ifadelerini kullandı. Trump, "İran asla nükleer silaha sahip olmayacak. ABD ve Orta Doğu'yu veya dünyayı tehdit etme yeteneğine sahip olmayacak. İran ordusu ve bu terörist rejimle bağlantılı diğer unsurlar, silahlarını bırakıp ülkelerinin kalanını (ki zaten çok az şey kaldı) kurtarmak için akıllıca davranmalıdır" dedi. İran için kritik önem taşıyor Hark Adası, İran'ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90'ını gerçekleştirdiği en büyük ve en hayati petrol terminali olarak biliniyor. Bu stratejik konumu nedeniyle ada, İran petrolünü dünyaya açan ana kapı işlevini görüyor. Adanın güvenliği ve kesintisiz işleyişi, İran'ın ekonomik olarak ayakta kalabilmesi ve küresel enerji piyasasındaki gücü için kritik bir önem taşıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türk’ün hürriyetine dokunulamaz!" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türk’ün hürriyetine dokunulamaz!"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "En son İsrail’in tahrikleriyle komşumuz İran’a karşı başlatılan savaş, hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, konuşmasına toplantının Türkiye’ye, Türk milletine ve demokrasiye hayırlara vesile olmasını dileyerek başladı. İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’nci yıl dönümü olduğuna değinen ve milli marşın yazıldığı dönemin zorlu şartlarına dikkati çeken Erdoğan, dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey’in sözlerine atıfta bulunarak, "O günlerde cepheler arka arkaya çökmekteydi. Eskişehir’in sükutu, hatta Ankara’nın istilası dahi gün meselesiydi. Hükümetin Sivas’a kadar çekilmek hesabı vardı. Ordu her an Sakarya gerisine çekilmek üzereydi. Askerlerimizin maneviyatı son derece sarsılmıştı" dedi. "İstiklal Marşı son devletimizin kurucu belgesi ve yapı taşıdır" Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklal Marşı’nın 12 Mart 1921’de TBMM’de tekrar tekrar okunduğunu ve alkış ile gözyaşları eşliğinde kabul edildiğini hatırlatan Erdoğan, "Bu topraklarda ezelden ebede hür yaşamış milletimizi esir etmeyi amaçlayan emperyalist kuşatmaya karşı verilen milli mücadele, kahraman ordumuza ithaf edilen İstiklâl Marşımızın kabulüyle kelimelerden mürekkep bir sancağa kavuşmuştur. İstiklal Harbimizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal, Meclis Başkanı sıfatıyla gözyaşlarının sel olup aktığı o tarihi günlerde bu hakikati şöyle dile getirmiştir: ’Bu marş bizim inkılabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı’nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır.’ En beğendiğim yeri şu mısralardır: ‘Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal.’ Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Bu demektir ki efendiler Türk’ün hürriyetine dokunulamaz’. Sadece yazıldığı günler bakımından değil, muhteviyatı itibarıyla İstiklal Marşı son devletimizin kurucu belgesi ve yapı taşıdır. Aynı zamanda milletimizin bağımsızlık beyannamesi ve hürriyet iradesinin manifestosudur. Bunun için İstiklal Marşımız, Peygamber Efendimizin çetin ve çileli hicret günlerinde yol arkadaşı Hazreti Ebubekir’e seslenişinden ilhamla ‘korkma’ diye başlar. Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak/Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak/O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak/O benimdir, o benim milletimindir ancak" ifadelerini kullandı. "Vatan topraklarında inşallah kıyamete kadar hür yaşayacağız" Türk milletinin hiçbir zaman korkmadığını ve korkmayacağını kaydeden Erdoğan, "Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında nasıl bin yıldır alnımız ak, başımız dik bir şekilde hür yaşadıysak, inşallah kıyamete kadar yine hür yaşayacağız. Kendisi muazzam bir şair olmasının yanı sıra hayatı da muhteşem bir şiir olan Mehmet Akif, İstiklal Marşı ile ilgili şunları ifade etmişti: ’O şiir bir daha yazılmaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir, o milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın.’ Ben de bugün Cenab-ı Allah bu ülkeye ve bu aziz millete bir kere daha İstiklal Marşı yazmayı gerektirecek şartlar göstermesin diyorum" dedi. "Yayınladıkları rezil bildirilerle milletin inanç değerlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşımızı bir kez daha okumalarını tavsiye ediyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Burada özellikle önceki hafta yaşanan süfli ve seviyesiz tartışmalar babında yayınladıkları rezil bildirilerle devletimizin kurucu kodlarına ve milletin inanç değerlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşımızı bir kez daha okumalarını, anlayana kadar tekrar tekrar okumalarını kendilerine tavsiye ediyorum. Bilhassa şu mısralar Türk milletinin asli kimliğinin ne olduğunu, Türkiye’yi hangi iradenin kurduğunu, bu devletin hangi esaslar üzerine bina edildiğini anlamalarına çok yardımcı olacaktır: ‘Ruhumun senden İlahi, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli. Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.’ Milli Mücadele’yi zafere ulaştıran, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini atan, Türk milletinin mayasını çalan asli değerler işte bunlardır. Ezandır, Kur’an’dır, şehadettir, bayraktır, hürriyettir ve her gönülde yaşayan İ’lâ-yi Kelimetullah davasıdır. Merhum Nurettin Topçu’nun İstiklal Marşımızın müellifi ile ilgili yaptığı ’Türk’ün Müslümanlıktan ayrılmayacağını bize Akif öğretti’ tespiti sadece malumun ilamı değil midir? Üstat Necip Fazıl’ın ’İçi alev alev Müslüman, dışı pırıl pırıl Türk ve içi dışına hakim, dışı içine köle’ ifadesinde vücut bulan hakikat bu değil midir? Bugün Asya’dan Afrika’ya, Kafkaslar’dan Balkanlar’a Türkiye denilince, Türk milleti denilince akla ilk neyin geldiği belli değil midir? Allah aşkına bu değişmez gerçeklere gözlerini kapamak, bu hakikatlere sırt çevirmek mümkün mü? Sırf birilerinin işine gelmiyor diye aslımızı, neslimizi, ruh kökümüzü inkar mı edelim? Nesli tükenmekte olan üç-beş kart yobaz rahatsız oluyor diye bizi biz yapan kurucu değerlerimizi yok mu sayalım? Beyefendiler istemiyor diye ’Allah Allah’ nidalarıyla üç kıta yedi iklimde at koşturan kahraman ecdadımızı ret mi edelim? Kimse kusura bakmasın, biz bunu yapmayız, yapamayız. Biz aslımıza da ceddimize de sırtımızı asla dönmeyiz. Kim ne derse desin, kim hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın, bizi biz yapan hasletlere sıkı sıkıya sarılacağız. Hiçbir dahili ve harici bedhahın, hiçbir gücün bu hasletlere zarar vermesine; inancımızı ve irademizi kırmasına, bu milleti sahte ve sanal korkularla esir almasına müsaade etmeyeceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, 86 milyonun hep beraber Türkiye Cumhuriyeti’nin hukukuna canı pahasına sahip çıkacağını ifade ederek, hem İstiklal Marşı’na hem de istiklale son nefese kadar sahip çıkılacağının altını çizdi. "Savaş, hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu" Türkiye’nin etrafında uzun bir süredir krizlerin ve çatışmaların ardı arkasının kesilmediğini ve mevcut çatışmaların sona ermeden her gün bir yenisinin eklendiğini vurgulayan Erdoğan, "En son İsrail’in tahrikleriyle komşumuz İran’a karşı başlatılan savaş, hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu. Sorunların masada çözülme imkan ve ihtimali varken; yanlış hesaplar, yanlış değerlendirmeler ve elbette gözünü kan bürümüş bir şebekenin kışkırtmaları neticesinde bölgemiz yeniden kan ve barut kokusuyla kaplandı. Saldırının başladığı ilk gün bir ilkokulda maalesef 175 kız öğrenci katledildi. İran’da hayatını kaybedenlerin sayısı iki bine ulaştı. Bu arada dini lider Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey İranlılar suikast yoluyla öldürüldü. Komşumuz İran’ın altyapısına ağır zayiat verdirildi. Ekonomik ambargo ve ağır yaşam koşulları altındaki İran halkı şimdi de her gün devam eden bombardımanla hayatta kalma mücadelesi veriyor. Kadın, çocuk, yaşlı, sivil ayrımı yapmadan topyekun bir halka gelişmelerde hiçbir sorumluluğu yokken ağır bedeller ödetildiğini üzülerek görüyoruz. Petrol üretim tesislerinin, su ve enerji altyapısının, ulaştırma altyapısının vurulduğuna, insanların cezalandırıldığına şahit oluyoruz. Öte yandan İran’a yönelik saldırılar, başta petrol fiyatlarının artması olmak üzere küresel ekonomi üzerinde de ciddi baskı kuruyor. Şimdiden sadece savaşın bizzat içindeki ülkeler değil, bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor. Bu anlamsız, kuralsız ve hukuksuz savaşın devam etmesi durumunda daha fazla can ve mal kaybı olacağını, küresel ekonominin faturasının daha da kabaracağını hepimiz şimdiden görüyoruz" açıklamasında bulundu. "Biz krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan, gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükümetiz" Türkiye’nin çevresindeki krizlere duyarsız kalan, kriz anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ zihniyetiyle hareket eden nemelazımcı bir ülke hiç değiliz. Tam tersine biz krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan, gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükumetiz. Nitekim gerilimin çatışmaya dönüşmesini engellemek, meselenin müzakere ile çözülmesini sağlamak için yıllardır çaba sarf ediyorduk. Çatışmaların başladığı günden bugüne hem İran hem Amerika Birleşik Devletleri hem de ilgili bölge ülkeleriyle temaslar kurduk. Bu kapsamda 20’nin üzerinde telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Diğer arkadaşlarımız aynı şekilde muhataplarıyla sürekli temas içinde oldular. Elbette şu anda da silahların susması için umudumuzu halen kaybetmedik. Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekala mümkündür. Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz" diye konuştu. İçinde bulunulan sürecin hassasiyetine binaen çok dikkatli konuştuklarını ve kelimeleri özenle seçtiklerini dile getiren Erdoğan, Türkiye’yi rotasında tutmak ve etrafını saran ateşten korumak için son derece temkinli hareket ettiklerini bildirdi. "İran halkına ’bu Şii’dir, bu Sünni’dir, bu Türk’tür, bu Kürt’tür’ diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz" Başta mezhep kavgası olmak üzere bölgede sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri aldıklarını söyleyen Erdoğan, "Biz, bölgemizin tamamına olduğu gibi kardeş İran halkına da ’bu Şii’dir, bu Sünni’dir, bu Türk’tür, bu Kürt’tür’ diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz. Millet olarak bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii, Sünni değil, sadece insan vardır. İster yanı başımızda ister dünyanın öbür ucunda olsun; haksızlığa uğrayan, mağdur edilen, sıkıntı çeken kim varsa biz onun yanındayız. Daha önce komşumuz Irak’ta bunu yaptık. 15 sene evvel kıtlıkla boğuşan Somali’de bunu yaptık. 13,5 yıl boyunca komşumuz Suriye’de bunu yaptık. 5. yılına giren Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta bunu yapıyoruz. Sudan’da, Lübnan’da, Yemen’de, Libya’da ve daha pek çok yerde bunu yaptık, yapmaya da devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bizim tek bir dinimiz var, o da İslam" Cumhurbaşkanı Erdoğan, ırk, mezhep, din, dil ve köken ayrımını reddettiklerini aktararak, sözlerine şöyle devam etti: "Bizim Sünnilik, Şiilik gibi bir dinimiz yok. Bizim tek bir dinimiz var, o da İslam. Bizi bütünleştiren ortak paydamız yine İslam. Mezheplerimizden, kökenlerimizden önce hepimiz insanız ve Müslümanız. Hazreti Ali bizim, Hazreti Ömer de bizim. Hazreti Osman bizim, Hazreti Hasan ve Hüseyin de bizimdir. Hazreti Ayşe validemiz bizim, Hazreti Zeynep annemiz de bizimdir. Özellikle bu dönemde bir annenin çocukları anlamına da gelen ’ümmet’ kavramının temsil ettiği manaya daha sıkı sarılmamız gerekiyor. Son günlerde sosyal medyada mezhepçiliğin körüklendiğine, asırlık tartışmaların yeniden ısıtılmak istendiğine şahit oluyoruz. Savaşın bir cephesi olarak gördüğümüz bu tehlikeli tartışmalara karşı hem milletimizi hem de bölgedeki tüm kardeşlerimizi dikkatli olmaya çağırıyorum. Menşei bundan 13-14 asır öncesine uzanan muhataralı meselelerin bugün tekrar gündeme getirilmesi asla tesadüf değildir. İster dini, ister siyasi, ister tarihi olsun; bugün bize faydası olmayan, aksine nefreti körüklemesi, fitneyi büyütmesi sebebiyle kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardan uzak durulmalıdır. Şiiler, Sünniler olarak; Araplar, Türkler, Kürtler ve Farslar olarak bütün farklılıklarımıza rağmen yüzlerce yıldır bir arada yaşıyoruz. İnşallah bu çatışma ve savaşlar bittikten sonra da yine bir arada, barış içinde yaşamaya, aynı coğrafyayı ve aynı kaderi paylaşmaya devam edeceğiz. Bölge halkları olarak zaten mağduru olduğumuz bir çatışmanın daha büyük yaralar açmasına müsaade etmemeliyiz. Siyonist katliam şebekesinin elin taşıyla elin kuşunu vurma oyununa kesinlikle gelmemeliyiz."

Kürtlerin "İran" planına Trump engeli! Haber

Kürtlerin "İran" planına Trump engeli!

ABD Başkanı Donald Trump, Kürt grupların İran’a girmesini istemediğini belirterek, "Girmeye istekliler ama onlara girmelerini istemediğimi söyledim. Kürtleri işin içine katmadan da savaş yeterince karmaşık" açıklamasında bulundu. Trump, İran’daki bir okula düzenlenen ve çoğu öğrenci yaklaşık 175 sivilin ölümüne neden olan saldırı hakkında ise, "Gördüklerime dayanarak bunu İran’ın yaptığını düşünüyorum. Çünkü bildiğiniz gibi, mühimmatları hiç isabetli değil" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, İran savaşında ölen 6 askerin cenazelerini düzenlenen törenle karşıladıktan sonra, Florida’ya dönüşte uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Hayatını kaybeden askerler için çok üzgün olduklarını vurgulayan Trump, buna rağmen İran’a karşı verilen savaşı açık ara kazandıklarını söyledi. Herkesin cephede ölen ABD askerleri ile gurur duyduğunu ifade eden Trump, "Onların kötü imparatorluğunu yerle bir ettik. Savaş bir süre daha devam edecek" dedi. Operasyonun daha ne kadar devam edeceği yönündeki bir soruyu da yanıtlayan Trump, "Bir haftada herkesin mümkün olduğunu düşündüğünden daha fazlasını başardık. Donanmalarını, 44 gemilerini yok ettik. Hava kuvvetlerini, her bir uçağı yok ettik. Füzelerinin çoğunu yok ettik. Görüyorsunuz, artık pek füze gelmiyor. Füzeleri ürettikleri üretim alanlarını da çok sert bir şekilde vurduk. Drone kapasiteleri epey düştü. Ve onları canlarını en çok yakan yerden vurduk; her türlü liderlik kademesi de dahil olmak üzere her şeylerini yok ettik" değerlendirmesinde bulundu. Operasyonun ne kadar süreceğini kesin olarak bilmediğini vurgulayan Trump, "Ne kadar sürerse sürsün, ama orduları neredeyse yok olmuş durumda" dedi. Trump, İran ordusuna yönelik daha yoğun saldırılar yapabileceklerini ifade etti. "Bu, 47 yıldır yapılması gereken bir şeydi" Enerji fiyatları hakkında endişelenip endişelenmediği yönündeki soruya "Hayır" yanıtını veren Trump, "Bu, 47 yıldır yapılması gereken bir şeydi. Bunu yapmak 47 yıl sürdü ve hiçbir başkanın bunu yapacak cesareti yoktu" dedi. ABD’nin savaşta daha fazla kayıp verebileceğini belirten Trump, "Üzülerek söylüyorum, ancak bu savaşın kötü bir parçası" yorumunu yaptı. Trump okul saldırısı konusunda İran’ı suçladı Trump, İran’daki bir okula düzenlenen ve çoğu öğrenci yaklaşık 175 sivilin ölümüne neden olan saldırı hakkında ise, "Gördüklerime dayanarak bunu İran’ın yaptığını düşünüyorum. Çünkü bildiğiniz gibi, mühimmatları hiç isabetli değil. Bu saldırı İran tarafından yapıldı" diye konuştu. "Rusya İran’a istihbarat sağlıyorsa, bu pek iyi değil" İran hakkındaki "koşulsuz teslimiyet" talebine açıklık getiren Trump, bunun yalnızca İran’ın resmi olarak ilan etmesiyle değil, İran’ın askeri olarak tamamen etkisiz hale getirilmesi ile de gerçekleşebileceğini yineledi. Trump, Rusya’nın İran’a istihbarat desteği sağladığı iddiaları ile ilgili, "Hayır, öyle bir bilgi almadım. Buna dair hiçbir emare yok. Eğer yapıyorlarsa da bu pek iyi değil. Çünkü İran'ın durumu oldukça kötü" yorumunu yaptı. "Büyük bir kanserden kurtulmuş olacağız" Trump’a Hürmüz Boğazı’ndaki durum da soruldu. Gemilerin buradan geçmemesinin kendi tercihleri olduğunu belirten Trump, "İran’ın donanmasını yok ettik. Donanmaları şu an denizin dibinde. Yani bu bir seçim" dedi. Petrol fiyatlarının kısa vadede yükselebileceğini kabul eden Trump, "Ancak çok hızlı bir şekilde düşecek. Biz ise yeryüzündeki çok çok büyük bir kanserden kurtulmuş olacağız. Bir kanseri söküp atmış olacağız. Biliyorsunuz, 7 Ekim'i unutmayın. Yıllar boyunca yaşanan tüm o şeyleri unutmayın. Hepsi, hepsi bu insanlar yüzünden oldu. Yani yaptığımız şey sadece ülkemiz için değil, sadece İsrail için değil, sadece Orta Doğu için değil, tüm dünya için harika bir şey" ifadelerini kullandı. Trump’tan petrol rezervi açıklaması Petrol konusunda herhangi bir sorun yaşanmayacağını belirten Trump, "Ülkemiz muazzam bir miktara sahip ve dışarıda da çok fazla petrol var" dedi. Trump, "Stratejik Petrol Rezervi kullanmayı düşünür müsünüz?" sorusuna ise, "Evet. Onları dolduran benim. Biden, seçimde biraz fazladan oy alabilmek için o rezervleri kullandı. Sonunda yarışan kişinin o olmayacağı ortaya çıktı. Kamala’ydı. Ve açıkçası hiç fazladan oy alamadı, çünkü biz kesin ve ezici bir üstünlükle kazandık. O rezervleri bu amaçla kullanmamalıydı. Ben doldurmuştum, o ise oy almak için kullandı ve şimdiye kadarki en düşük seviyesine indirdi" dedi. "Nükleer tesislerinde tam bir yıkım oldu" Trump, İran’daki petrol tesislerini kontrol altına almak için kara kuvvetlerini kullanmayı düşünüp düşünmediği sorusuna kesin yanıt vermekten kaçındı. İran’ın nükleer tesislerindeki zenginleştirilmiş uranyumu güvence altına almak için harekete geçebileceklerini belirten Trump, "Bunu öğreneceğiz. Bunun hakkında konuşmadık ama nükleer tesislerinde tam bir yıkım oldu. Ona ulaşamadılar. Ve bir noktada belki biz ulaşırız. Biliyorsunuz, bu harika bir şey olurdu ama şu an sadece onları kırıp geçiriyoruz. Ancak, zenginleştirilmiş uranyumun peşine düşmedik. Fakat biliyorsunuz, bu daha sonra yapabileceğimiz bir şey. Bunu şimdi yapmayız. Belki daha sonra yaparız" dedi. "İran’da barışçıl bir lider istiyoruz" İran’da yeni lider seçimine müdahil olmak istediği hatırlatılan Trump, barışçıl bir yönetim istediğini vurgulayarak, "Biz her 5 yılda veya her 10 yılda bir geri dönüp bunu yapmak istemiyoruz. Bu yüzden, ülkesini bir savaşa sürüklemeyecek bir başkan seçmek istiyoruz" şeklinde konuştu. Witkoff: "Anlaşmak isterlerse, tavır değiştirmeleri gerek" İran’la yürütülen nükleer müzakerelerde ABD’yi temsil eden Trump’ın Orta Doğu Temsilcisi Steve Witkoff ise, diplomatik seçeneğin hala mümkün olduğunu, ancak kararın Trump’a bağlı olduğunu ifade etti. İran’ın anlaşma yapmaya yanaşmadığı iddiasını yineleyen Witkoff, " Müzakerelerde pek de uysal görünmüyorlardı. Daha önceki açıklamalarımı duydunuz. ‘Zenginleştirme konusunda devredilemez bir hakkımız var’ dediler. ‘11 bombaya yetecek kadar, yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş nükleer yakıta sahip olmakla’ övündüler. Bana ve Jared Kushner’a, ‘Askeri olarak alamadığınız şeyi, size diplomatik yollarla vermeyeceğiz’ dediler. Yani, anlayacağınız, bence bir tavır değişikliğine gitmeleri gerekecek" diye konuştu. Witkoff, "Olası bir anlaşmadan beklentiniz ne? Yani, şu anda en üst düzeyde müzakere kozuna sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz?" sorusuna ise, "Bence başkan buna sahip olduğumuzu kanıtladı" yanıtını verdi. Trump’tan İngiltere’ye eleştiri Witkoff’un ardından tekrar söz alan Trump, şu anda kendilerinin değil İran’ın anlaşma arayışında olduğunu söyledi. Trump, İngiltere hükümetini istedikleri savunma desteğini zamanında sağlamadıkları gerekçesiyle eleştirerek, "Onlara ihtiyacımız yok. Doğru zaman değil. İki hafta önce onların uçak gemilerine sahip olmak güzel olurdu" dedi. Trump, İran’ın ABD’nin bir deniz suyu arıtma tesisini vurduğu yönündeki eleştirilerileri hakkında ise, "Yani, bir tuzdan arındırma tesisi konusunda şikayet ettikleri dışında bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Biz ise bebeklerin kafalarını kesmemeleri gerektiği gerçeği konusunda şikayetçiyiz" dedi. "Yeryüzündeki en büyük orduya sahibiz" Trump, Rusya’nın İran’a istihbarat sağladığı iddialarının yeniden hatırlatılması üzerine, "Bakın, istedikleri tüm bilgileri verebilirler ama bu bilgileri gönderdikleri kişilerin üstesinden geldik. Bunun da üstesinden geliriz. Yeryüzündeki en büyük orduya sahibiz. Ben bunu ilk dönemimde inşa ettim ve ne yazık ki şimdi onu kullanmak zorunda kalıyorum. Ancak Venezuela'da ne yaptığımıza baktığınızda, B2 bombardıman uçaklarıyla ne yaptığımıza baktığınızda, bu çok büyük bir andı. Çünkü İran iki veya üç hafta içinde nükleer bir silaha sahip olacaktı ve bu onu durdurdu" şeklinde konuştu. "Hem silahlarını, hem onları üretme kapasitelerini vurduk" Trump, "İran'ın füzeleri ve dronları tükeniyor mu, yoksa bu karşı saldırıların devam etmesini bekliyor musunuz?" sorusuna da yanıt verdi. İran’ın savunma kapasitesini önemli ölçüde zayıflattıklarını söyleyen Trump, "Sadece bu da değil. Üretim kapasitelerini de çok sert bir şekilde vurduk. İlk iki günde fırlattıklarının yaklaşık yüzde 9'u seviyesindeler ve bunun sebebinin ellerinde o kadar kalmaması olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda roket fırlatıcılarının da yaklaşık yüzde 70'ini yok ettik. Fırlatıcılar büyük bir mesele. Bulunması çok zor. Çok pahalı" değerlendirmesine bulundu. Hegseth: "Savunma yetenekleri azalıyor" ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise, ABD’nin giderek daha avantajlı konuma geldiğini iddia ederek, "Her geçen gün giderek daha fazla koza sahip oluyoruz çünkü daha fazla kabiliyetimiz var. Onları daha da sert vuruyoruz ve kendilerini savunma yetenekleri azalıyor. Bu yüzden, başkanın ortaya çıkacak sonuçlar için ihtiyaç duyduğu tüm kozu sağlayarak her gün taarruzu sürdürüyoruz" dedi. "İran’ın özür dilemesi teslimiyet göstergesi" Hegseth’in ardından yeniden söz alan Trump, İran’ın büyük darbe aldığını belirterek, "Bir noktada belki 'teslim oluyoruz' diyecek kimse bile kalmayacağını düşünüyorum. Gerçekten çok kötü durumdalar. Ve ayrıca baktığınızda, Orta Doğu devletlerinden onları hedef aldıkları için özür dilediler. Bunu yaptıklarını görmek beni çok şaşırttı. Ama bunu bizim için ve gerçekten dostumuz olan Orta Doğu devletleri için bir zafer olarak bir kenara yazın. Sanırım artık onları hedef almayacaklar. Özür diliyorlar ve ne olacağını göreceğiz. Ama bu büyük bir kayıp. Bu düpedüz bir teslimiyet. Özür dileyip artık onları vurmayacaklarını söylediklerinde ben buna teslimiyet dedim. Bu gerçekten o devletlere ve bize karşı bir teslimiyet" yorumunu yaptı. Trump: "Kürtlerin İran’a girmesini istemiyorum" Trump, Kürt grupların İran’a yönelik olası müdahalesi ile ilgili bir soru üzerine, "Kürtlerin İran’a girmesini beklemiyoruz, böyle bir arayışımız yok. Bildiğiniz gibi Kürtlerle çok dostane ilişkilerimiz var ama savaşı olduğundan daha karmaşık hale getirmek istemiyoruz" dedi. Trump, "Bunu ihtimal dışı mı bıraktınız?" sorusu üzerine, "Bunu İstemiyoruz. Evet, bunu ihtimal dışı bıraktım. Kürtlerin oraya girmesini istemiyorum. Kürtlerin zarar görmesini, öldürülmesini görmek istemiyorum. İyi bir ilişkimiz oldu. Girmeye istekliler ama onlara girmelerini istemediğimi söyledim. Kürtleri işin içine katmadan da savaş yeterince karmaşık" dedi. Trump, savaştan sonra İran haritasının aynı mı kalacağı sorusuna kesin yanıt vermekten kaçınarak, "Muhtemelen hayır" ifadelerini kullandı. "Dünya savaştan sonra daha güvenli olacak" Trump, savaşın ne zaman biteceği konusunda ise, "Buna gelince, savaş bittikten sonra çok daha güvenli bir dünyaya sahip olacağımızı biliyorsunuz. Yani, anlayacağınız, bu kısa bir girişim. Ancak sona erdiğinde, çok daha güvenli bir dünyaya sahip olacağız ve bir sürü hasta ve aklını yitirmiş insandan kurtulmuş olacağız. Yani İran’ın lider kadrosundan. Birinci liderlik kademesinden kurtulduk, sonra ikinci seviye liderlikten kurtulduk. Şimdi üçüncü veya dördüncü liderlik seviyesindeler ve şu an kimsenin kim olduklarını bile bilmediği liderleri var" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.