SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rusya

Bursa Haberim - Rusya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rusya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Barışın rotası yeniden İstanbul! Haber

Barışın rotası yeniden İstanbul!

Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna'da barış müzakerelerine ilişkin yaptığı açıklamada, "Görüşmeler için İstanbul seçeneği mevcut ve tüm taraflar buna oldukça olumlu yaklaşıyor" dedi. Rusya'dan Ukrayna ile en son İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılan barış görüşmelerinin devam edip etmeyeceğine ilişkin açıklama geldi. Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitriy Peskov yaptığı açıklamada, "Görüşmeler için İstanbul seçeneği mevcut ve tüm taraflar buna oldukça olumlu yaklaşıyor" ifadelerini kullandı. Peskov ayrıca görüşmelerin devamı ve bir sonraki tur hakkında şu ana kadar herhangi bir somut bilginin bulunmadığını da ekledi. Kremlin sözcüsü, Rusya'nın Macaristan'ın başkenti Budapeşte'yi hala kabul edilebilir bir görüşme yeri olarak görüp görmediğine ilişkin bir soruya da "Şu anda bununla ilgili herhangi bir görüşme yürütülmüyor" yanıtını verdi. Dmitriy Peskov, Rusya'nın Ukrayna çatışmasının çözümünde İstanbul anlaşmalarına bağlı kalıp kalmadığı ilişkin açıklamasında, 2022 İstanbul anlaşmalarının değişen durumun gerekliliklerini karşılamadığını vurgulayarak, "Gerçeklik tamamen değişti" şeklinde konuştu. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yeni bir görüşmenin olup olmayacağına dair bir soruya ise Moskova'nın herhangi bir yeni talep almadığını söyledi. ABD Başkanı Budapeşte'yi önermişti Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Alaska'nın Anchorage kentinde bir araya gelmişti. İki lider arasındaki görüşme, yaklaşık üç saat sürmüştü. ABD Başkanı bir sonraki görüşmenin Budapeşte'de yapılmasını önermiş, Putin de bu fikri memnuniyetle karşılamıştı. Görüşmeler ilk olarak 2022 yılında önce Belarus'ta, ardından İstanbul'da yapılmıştı Rusya ile Ukrayna arasındaki barış görüşmeleri, 2022 yılının Şubat ayında başlamıştı. Taraflar önce Belarus'ta, ardından İstanbul'da birkaç görüşme gerçekleştirmişti. Rus heyetine Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinskiy, Ukrayna heyetine ise Halkın Hizmetkarı Partisi Parlamenter Grubu Başkanı David Arakhamia liderlik etmişti. İstanbul'daki müzakerelerin sonucunda, Ukrayna'nın tarafsız kalması ve herhangi bir askeri ittifaka katılmaması şartlarını içeren bir taslak anlaşma hazırlanmıştı. Ancak tüm anlaşmalar Kiev ve Batılı müttefikleri tarafından uygulanmadı ve süreçte bazı uluslararası aktörler de rol oynadı. Görüşmelerin sonuncusu üçlü formatta Cenevre'de yapılmıştı Taraflar arasında 2025 yılında müzakereler yeniden başladı ve İstanbul'da üç tur görüşme gerçekleştirilmişti. Bu görüşmelerde Rusya ve Ukrayna, çatışmanın başlangıcından bu yana en büyük esir değişimi de dahil olmak üzere bazı insani konularda anlaşmaya varmış, ancak çatışmanın çözümüne yönelik muhtemel yollar konusunda temel bir anlaşmaya varılamamıştı. Müzakereler 17-18 Şubat 2026'da Rusya, Ukrayna ve ABD temsilcileri arasında üçlü formatta yeniden başlamıştı. İsviçre'nin Cenevre şehrinde yapılan görüşmelerin ilk günü yaklaşık altı saat, ikinci günü ise yaklaşık iki saat sürmüştü. Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinskiy, müzakereleri zor, fakat iş odaklı olarak nitelendirdi. Medinskiy, yakında yeni bir toplantı yapılacağını belirtmişti.

AB: "Savaşın tek bir kazananı var, Rusya" Haber

AB: "Savaşın tek bir kazananı var, Rusya"

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, İran ve Orta Doğu'daki son gelişmelere ilişkin olarak, "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya. Rusya, enerji fiyatlarının yükselmesi sayesinde Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın finansmanı için yeni kaynaklar elde ediyor" dedi. Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, 9-13 Mart tarihleri arasında Brüksel'de gerçekleştirilen yıllık AB Büyükelçiler Konferansı'nda konuştu.Büyükelçilere hitabında dünyada kutuplaşma ve parçalanmanın arttığını ve böyle bir ortamda Avrupa'nın küresel vizyonunun stratejik bir varlık olduğunu ifade eden Costa, dünyadaki yeni gerçekliğin Rusya'nın barışı ihlal ettiği, Çin'in ticareti bozduğu ve ABD'nin kurallara dayalı uluslararası düzeni sorguladığı bir gerçeklik olduğunu söyledi. AB'nin görevinin kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmak olduğunu söyleyen Antonio Costa, "Uluslararası hukukun ihlalleri, ister Ukrayna'da, ister Grönland'da, ister Latin Amerika'da, ister Afrika'da, ister Gazze'de veya Orta Doğu'da olsun, kabul edilmemelidir. İnsan hakları ihlalleri de, ister İran'da, ister Sudan'da, ister Afganistan'da olsun, kabul edilemez" dedi. Orta Doğu'daki savaşın son derece kaygı verici olduğunu ve durumun temel nedenlerinden İran'ın sorumlu olduğunu söyleyen AB Konseyi Başkanı Costa, "Gerginliğin daha fazla tırmanmasından kaçınmalıyız. Böyle bir yol, Orta Doğu'yu, Avrupa'yı ve daha geniş bölgeleri tehdit eder. Bunun sonuçları ağırdır. Ekonomik alanda da ağırdır. Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması bunun açık örneğidir" diye konuştu. "Kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız" AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya. Rusya, uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna'nın konumunu sürekli olarak zayıflatıyor. Rusya, enerji fiyatlarının yükselmesi sayesinde Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın finansmanı için yeni kaynaklar elde ediyor" ifadelerini kullandı. Rusya'nın ayrıca Orta Doğu'daki savaşın gündemin merkezine oturması nedeniyle Ukrayna'ya ilginin azalmasından da istifade ettiğini söyleyen Costa, "Rusya üzerinde baskıyı sürdürmeli, Ukrayna için kabul edilebilir ve Avrupa'nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız. Umarım, yarın mevcut yaptırımların uzatılmasını onaylar ve 20. Yaptırım Paketi'nin kabulü yönünde ilerleriz" dedi. "BM, reformdan geçirilmeli ancak yerine başka bir yapı konulamaz" AB'nin Birleşmiş Milletler'in (BM) güçlü bir destekçisi olmaya devam edeceğini de ifade eden Costa, "BM, reformdan geçirilmeli, ancak yerine başka bir yapı konulamaz. BM, çok taraflı sistemin temel taşı olmaya devam etmelidir. BM, evrensel meşruiyete sahip tek forumdur. Ayrıca, etkili ve çok taraflı iş birliğini sürdürebilecek güce sahip tek platformdur" şeklinde konuştu. Costa, BM sisteminin ciddi finansal kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu dönemde, AB'nin küresel dayanışmada öncü rol oynamaya devam edeceğini söyledi. "Mercosur ve Hindistan ile ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu" AB'nin dünyanın en kapsamlı ticaret anlaşmaları ağını kurduğunu ve bu ağın 80 ticaret ortağını kapsadığını vurgulayan Antonio Costa, "Ayrıca, 27 ülkeyle daha anlaşmalar müzakere ediyor ve onay sürecini yürütüyoruz. Bunlar arasında Meksika, Avustralya, Endonezya, Tayland, Filipinler ve Birleşik Arap Emirlikleri de yer alıyor" ifadelerini kullandı. AB Konseyi Başkanı Costa, "Yakın zamanda imzalanan Mercosur ve Hindistan ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu. Bu anlaşmalar, 32 ülkeyi ve yaklaşık 3 milyar insanı kapsıyor" diye konuştu. Görevi süresinde genişlemeyi de bir öncelik olarak kabul ettiğini ifade eden Antonio Costa, Ukrayna'nın AB'ye üyelik başvurusunun genişleme sürecinde Moldova ve Batı Balkan ülkelerini de etkileyen bir dinamizme yol açtığını söyledi. AB Konseyi Başkanı, "Bu ülkelerin geleceği, AB içindedir. Lakin katılım süreci, liyakat esasına dayalı olmalıdır" dedi. Konuşmasında 2025 yılında Avrupa savunmasına odaklandıklarını ve 2026'yı ise Avrupa'nın rekabetçilik yılı yapmak istediklerini söyleyen Costa, "Bu iki alan, Avrupa'nın egemenliğinin temel sütunlarıdır. ABD'nin Grönland'a yönelik tehditlerine AB olarak verilen kararlı ve etkili yanıt, küresel konumumuzun nasıl güçlendiğinin bir örneğidir" şeklinde konuştu.

Putin’den İran’a tebrik Haber

Putin’den İran’a tebrik

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yeni İran’ın dini lideri seçilen Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’i tebrik ederek, "Tahran’a sarsılmaz desteğimizi ve İranlı dostlarımızla olan dayanışmamızı bir kez daha ifade etmek isterim" dedi. İran’da ABD ve İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ardından başlayan liderlik süreci sonuçlandı. İran Anayasası uyarınca ülkenin en üst siyasi ve dini makamı olan dini liderin belirlenmesi için toplanan Uzmanlar Meclisi, yaptığı oylama sonucunda Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’i oy çoğunluğuyla ülkenin yeni dini lideri olarak seçti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Mücteba Hamaney’i tebrik eden ilk isimlerden biri oldu. Putin, "İran’ın silahlı saldırılarda mücadele ettiği bir dönemde bu yüksek pozisyondaki göreviniz şüphesiz cesaret ve kararlılık gerektirecektir. Babanızın çalışmalarını gururla sürdüreceğinizden ve İran halkını ciddi sınamalar karşısında bir araya getireceğinizden eminim" ifadelerini kullandı. "Tahran’a sarsılmaz desteğimizi ve İranlı dostlarımızla olan dayanışmamızı bir kez daha ifade etmek isterim" diyen Putin, Rusya’nın İran’ın güvenilir ortağı olduğunu ve olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi. Putin, tebrik mesajını " Karşılaşacağız zorlu görevleri başarıyla çözmenizi dilerim" sözleriyle sonlandırdı. Ali Hamaney, ABD ve İsrail’in saldırıları sırasında hayatını kaybetmişti. İran’da dini lider, ülkenin en üst siyasi ve askeri otoritesi olarak kabul edilmektedir. Dini lider aynı zamanda silahlı kuvvetlerin başkomutanı olup, Yargı erkinin üst düzey yetkililerini ve bazı önemli kurumların yöneticilerini atama, devlet televizyonunun yönetimini belirleme gibi geniş yetkilere sahiptir. Ülkenin genel politikalarının belirlenmesinde ve stratejik kararlarında da belirleyici rol oynayan dini lider, İran’daki siyasi sistemin en güçlü makamı olarak görülmektedir. Mücteba Hamaney kimdir Mücteba Hamaney, İran’ın önceki dini lideri Ali Hamaney’in ikinci oğludur. 1969 yılında başkent Tahran’da doğan Mücteba Hamaney, dini eğitimini İran’ın önemli ilim merkezlerinden biri olan Kum kentinde aldı. Dini ilimler alanında eğitim gördü ve uzun yıllar boyunca Kum’daki dini çevrelerde faaliyet gösterdi. Kamuoyunda genellikle daha az görünür bir profil çizen Mücteba Hamaney, resmi bir devlet görevinde bulunmamasına rağmen İran’daki siyasi ve dini çevrelerde adı zaman zaman gündeme gelen isimlerden biri olarak biliniyor. Özellikle son yıllarda İran’daki siyasi gelişmeler ve muhtemel liderlik tartışmaları gündeme geldiğinde Hamaney’in adı sık sık anılan isimler arasında yer aldı. Uzun yıllar boyunca daha çok dini çevrelerde faaliyet gösteren ve kamuoyunda sınırlı sayıda programda görülen Mücteba Hamaney’in, İran’daki güç dengeleri ve siyasi yapı içinde etkili olabileceği yönünde çeşitli değerlendirmeler yapılmaktadır. İran’da dini lider nasıl seçiliyor İran’da dini lider, ülkenin en üst siyasi ve dini otoritesi olarak kabul ediliyor. Dini lider, İran Anayasası’na göre Uzmanlar Meclisi tarafından seçiliyor. 88 din adamından oluşan Uzmanlar Meclisi üyeleri ise halk tarafından yapılan seçimlerle belirleniyor. Uzmanlar Meclisi’nin temel görevlerinden biri, dini lideri seçmek ve gerekli görülmesi halinde görevden alabilme yetkisine sahip olmaktır. Dini liderin hayatını kaybetmesi veya görevini sürdürememesi durumunda Uzmanlar Meclisi toplanarak yeni lideri belirliyor.

Kürtlerin "İran" planına Trump engeli! Haber

Kürtlerin "İran" planına Trump engeli!

ABD Başkanı Donald Trump, Kürt grupların İran’a girmesini istemediğini belirterek, "Girmeye istekliler ama onlara girmelerini istemediğimi söyledim. Kürtleri işin içine katmadan da savaş yeterince karmaşık" açıklamasında bulundu. Trump, İran’daki bir okula düzenlenen ve çoğu öğrenci yaklaşık 175 sivilin ölümüne neden olan saldırı hakkında ise, "Gördüklerime dayanarak bunu İran’ın yaptığını düşünüyorum. Çünkü bildiğiniz gibi, mühimmatları hiç isabetli değil" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, İran savaşında ölen 6 askerin cenazelerini düzenlenen törenle karşıladıktan sonra, Florida’ya dönüşte uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Hayatını kaybeden askerler için çok üzgün olduklarını vurgulayan Trump, buna rağmen İran’a karşı verilen savaşı açık ara kazandıklarını söyledi. Herkesin cephede ölen ABD askerleri ile gurur duyduğunu ifade eden Trump, "Onların kötü imparatorluğunu yerle bir ettik. Savaş bir süre daha devam edecek" dedi. Operasyonun daha ne kadar devam edeceği yönündeki bir soruyu da yanıtlayan Trump, "Bir haftada herkesin mümkün olduğunu düşündüğünden daha fazlasını başardık. Donanmalarını, 44 gemilerini yok ettik. Hava kuvvetlerini, her bir uçağı yok ettik. Füzelerinin çoğunu yok ettik. Görüyorsunuz, artık pek füze gelmiyor. Füzeleri ürettikleri üretim alanlarını da çok sert bir şekilde vurduk. Drone kapasiteleri epey düştü. Ve onları canlarını en çok yakan yerden vurduk; her türlü liderlik kademesi de dahil olmak üzere her şeylerini yok ettik" değerlendirmesinde bulundu. Operasyonun ne kadar süreceğini kesin olarak bilmediğini vurgulayan Trump, "Ne kadar sürerse sürsün, ama orduları neredeyse yok olmuş durumda" dedi. Trump, İran ordusuna yönelik daha yoğun saldırılar yapabileceklerini ifade etti. "Bu, 47 yıldır yapılması gereken bir şeydi" Enerji fiyatları hakkında endişelenip endişelenmediği yönündeki soruya "Hayır" yanıtını veren Trump, "Bu, 47 yıldır yapılması gereken bir şeydi. Bunu yapmak 47 yıl sürdü ve hiçbir başkanın bunu yapacak cesareti yoktu" dedi. ABD’nin savaşta daha fazla kayıp verebileceğini belirten Trump, "Üzülerek söylüyorum, ancak bu savaşın kötü bir parçası" yorumunu yaptı. Trump okul saldırısı konusunda İran’ı suçladı Trump, İran’daki bir okula düzenlenen ve çoğu öğrenci yaklaşık 175 sivilin ölümüne neden olan saldırı hakkında ise, "Gördüklerime dayanarak bunu İran’ın yaptığını düşünüyorum. Çünkü bildiğiniz gibi, mühimmatları hiç isabetli değil. Bu saldırı İran tarafından yapıldı" diye konuştu. "Rusya İran’a istihbarat sağlıyorsa, bu pek iyi değil" İran hakkındaki "koşulsuz teslimiyet" talebine açıklık getiren Trump, bunun yalnızca İran’ın resmi olarak ilan etmesiyle değil, İran’ın askeri olarak tamamen etkisiz hale getirilmesi ile de gerçekleşebileceğini yineledi. Trump, Rusya’nın İran’a istihbarat desteği sağladığı iddiaları ile ilgili, "Hayır, öyle bir bilgi almadım. Buna dair hiçbir emare yok. Eğer yapıyorlarsa da bu pek iyi değil. Çünkü İran'ın durumu oldukça kötü" yorumunu yaptı. "Büyük bir kanserden kurtulmuş olacağız" Trump’a Hürmüz Boğazı’ndaki durum da soruldu. Gemilerin buradan geçmemesinin kendi tercihleri olduğunu belirten Trump, "İran’ın donanmasını yok ettik. Donanmaları şu an denizin dibinde. Yani bu bir seçim" dedi. Petrol fiyatlarının kısa vadede yükselebileceğini kabul eden Trump, "Ancak çok hızlı bir şekilde düşecek. Biz ise yeryüzündeki çok çok büyük bir kanserden kurtulmuş olacağız. Bir kanseri söküp atmış olacağız. Biliyorsunuz, 7 Ekim'i unutmayın. Yıllar boyunca yaşanan tüm o şeyleri unutmayın. Hepsi, hepsi bu insanlar yüzünden oldu. Yani yaptığımız şey sadece ülkemiz için değil, sadece İsrail için değil, sadece Orta Doğu için değil, tüm dünya için harika bir şey" ifadelerini kullandı. Trump’tan petrol rezervi açıklaması Petrol konusunda herhangi bir sorun yaşanmayacağını belirten Trump, "Ülkemiz muazzam bir miktara sahip ve dışarıda da çok fazla petrol var" dedi. Trump, "Stratejik Petrol Rezervi kullanmayı düşünür müsünüz?" sorusuna ise, "Evet. Onları dolduran benim. Biden, seçimde biraz fazladan oy alabilmek için o rezervleri kullandı. Sonunda yarışan kişinin o olmayacağı ortaya çıktı. Kamala’ydı. Ve açıkçası hiç fazladan oy alamadı, çünkü biz kesin ve ezici bir üstünlükle kazandık. O rezervleri bu amaçla kullanmamalıydı. Ben doldurmuştum, o ise oy almak için kullandı ve şimdiye kadarki en düşük seviyesine indirdi" dedi. "Nükleer tesislerinde tam bir yıkım oldu" Trump, İran’daki petrol tesislerini kontrol altına almak için kara kuvvetlerini kullanmayı düşünüp düşünmediği sorusuna kesin yanıt vermekten kaçındı. İran’ın nükleer tesislerindeki zenginleştirilmiş uranyumu güvence altına almak için harekete geçebileceklerini belirten Trump, "Bunu öğreneceğiz. Bunun hakkında konuşmadık ama nükleer tesislerinde tam bir yıkım oldu. Ona ulaşamadılar. Ve bir noktada belki biz ulaşırız. Biliyorsunuz, bu harika bir şey olurdu ama şu an sadece onları kırıp geçiriyoruz. Ancak, zenginleştirilmiş uranyumun peşine düşmedik. Fakat biliyorsunuz, bu daha sonra yapabileceğimiz bir şey. Bunu şimdi yapmayız. Belki daha sonra yaparız" dedi. "İran’da barışçıl bir lider istiyoruz" İran’da yeni lider seçimine müdahil olmak istediği hatırlatılan Trump, barışçıl bir yönetim istediğini vurgulayarak, "Biz her 5 yılda veya her 10 yılda bir geri dönüp bunu yapmak istemiyoruz. Bu yüzden, ülkesini bir savaşa sürüklemeyecek bir başkan seçmek istiyoruz" şeklinde konuştu. Witkoff: "Anlaşmak isterlerse, tavır değiştirmeleri gerek" İran’la yürütülen nükleer müzakerelerde ABD’yi temsil eden Trump’ın Orta Doğu Temsilcisi Steve Witkoff ise, diplomatik seçeneğin hala mümkün olduğunu, ancak kararın Trump’a bağlı olduğunu ifade etti. İran’ın anlaşma yapmaya yanaşmadığı iddiasını yineleyen Witkoff, " Müzakerelerde pek de uysal görünmüyorlardı. Daha önceki açıklamalarımı duydunuz. ‘Zenginleştirme konusunda devredilemez bir hakkımız var’ dediler. ‘11 bombaya yetecek kadar, yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş nükleer yakıta sahip olmakla’ övündüler. Bana ve Jared Kushner’a, ‘Askeri olarak alamadığınız şeyi, size diplomatik yollarla vermeyeceğiz’ dediler. Yani, anlayacağınız, bence bir tavır değişikliğine gitmeleri gerekecek" diye konuştu. Witkoff, "Olası bir anlaşmadan beklentiniz ne? Yani, şu anda en üst düzeyde müzakere kozuna sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz?" sorusuna ise, "Bence başkan buna sahip olduğumuzu kanıtladı" yanıtını verdi. Trump’tan İngiltere’ye eleştiri Witkoff’un ardından tekrar söz alan Trump, şu anda kendilerinin değil İran’ın anlaşma arayışında olduğunu söyledi. Trump, İngiltere hükümetini istedikleri savunma desteğini zamanında sağlamadıkları gerekçesiyle eleştirerek, "Onlara ihtiyacımız yok. Doğru zaman değil. İki hafta önce onların uçak gemilerine sahip olmak güzel olurdu" dedi. Trump, İran’ın ABD’nin bir deniz suyu arıtma tesisini vurduğu yönündeki eleştirilerileri hakkında ise, "Yani, bir tuzdan arındırma tesisi konusunda şikayet ettikleri dışında bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Biz ise bebeklerin kafalarını kesmemeleri gerektiği gerçeği konusunda şikayetçiyiz" dedi. "Yeryüzündeki en büyük orduya sahibiz" Trump, Rusya’nın İran’a istihbarat sağladığı iddialarının yeniden hatırlatılması üzerine, "Bakın, istedikleri tüm bilgileri verebilirler ama bu bilgileri gönderdikleri kişilerin üstesinden geldik. Bunun da üstesinden geliriz. Yeryüzündeki en büyük orduya sahibiz. Ben bunu ilk dönemimde inşa ettim ve ne yazık ki şimdi onu kullanmak zorunda kalıyorum. Ancak Venezuela'da ne yaptığımıza baktığınızda, B2 bombardıman uçaklarıyla ne yaptığımıza baktığınızda, bu çok büyük bir andı. Çünkü İran iki veya üç hafta içinde nükleer bir silaha sahip olacaktı ve bu onu durdurdu" şeklinde konuştu. "Hem silahlarını, hem onları üretme kapasitelerini vurduk" Trump, "İran'ın füzeleri ve dronları tükeniyor mu, yoksa bu karşı saldırıların devam etmesini bekliyor musunuz?" sorusuna da yanıt verdi. İran’ın savunma kapasitesini önemli ölçüde zayıflattıklarını söyleyen Trump, "Sadece bu da değil. Üretim kapasitelerini de çok sert bir şekilde vurduk. İlk iki günde fırlattıklarının yaklaşık yüzde 9'u seviyesindeler ve bunun sebebinin ellerinde o kadar kalmaması olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda roket fırlatıcılarının da yaklaşık yüzde 70'ini yok ettik. Fırlatıcılar büyük bir mesele. Bulunması çok zor. Çok pahalı" değerlendirmesine bulundu. Hegseth: "Savunma yetenekleri azalıyor" ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise, ABD’nin giderek daha avantajlı konuma geldiğini iddia ederek, "Her geçen gün giderek daha fazla koza sahip oluyoruz çünkü daha fazla kabiliyetimiz var. Onları daha da sert vuruyoruz ve kendilerini savunma yetenekleri azalıyor. Bu yüzden, başkanın ortaya çıkacak sonuçlar için ihtiyaç duyduğu tüm kozu sağlayarak her gün taarruzu sürdürüyoruz" dedi. "İran’ın özür dilemesi teslimiyet göstergesi" Hegseth’in ardından yeniden söz alan Trump, İran’ın büyük darbe aldığını belirterek, "Bir noktada belki 'teslim oluyoruz' diyecek kimse bile kalmayacağını düşünüyorum. Gerçekten çok kötü durumdalar. Ve ayrıca baktığınızda, Orta Doğu devletlerinden onları hedef aldıkları için özür dilediler. Bunu yaptıklarını görmek beni çok şaşırttı. Ama bunu bizim için ve gerçekten dostumuz olan Orta Doğu devletleri için bir zafer olarak bir kenara yazın. Sanırım artık onları hedef almayacaklar. Özür diliyorlar ve ne olacağını göreceğiz. Ama bu büyük bir kayıp. Bu düpedüz bir teslimiyet. Özür dileyip artık onları vurmayacaklarını söylediklerinde ben buna teslimiyet dedim. Bu gerçekten o devletlere ve bize karşı bir teslimiyet" yorumunu yaptı. Trump: "Kürtlerin İran’a girmesini istemiyorum" Trump, Kürt grupların İran’a yönelik olası müdahalesi ile ilgili bir soru üzerine, "Kürtlerin İran’a girmesini beklemiyoruz, böyle bir arayışımız yok. Bildiğiniz gibi Kürtlerle çok dostane ilişkilerimiz var ama savaşı olduğundan daha karmaşık hale getirmek istemiyoruz" dedi. Trump, "Bunu ihtimal dışı mı bıraktınız?" sorusu üzerine, "Bunu İstemiyoruz. Evet, bunu ihtimal dışı bıraktım. Kürtlerin oraya girmesini istemiyorum. Kürtlerin zarar görmesini, öldürülmesini görmek istemiyorum. İyi bir ilişkimiz oldu. Girmeye istekliler ama onlara girmelerini istemediğimi söyledim. Kürtleri işin içine katmadan da savaş yeterince karmaşık" dedi. Trump, savaştan sonra İran haritasının aynı mı kalacağı sorusuna kesin yanıt vermekten kaçınarak, "Muhtemelen hayır" ifadelerini kullandı. "Dünya savaştan sonra daha güvenli olacak" Trump, savaşın ne zaman biteceği konusunda ise, "Buna gelince, savaş bittikten sonra çok daha güvenli bir dünyaya sahip olacağımızı biliyorsunuz. Yani, anlayacağınız, bu kısa bir girişim. Ancak sona erdiğinde, çok daha güvenli bir dünyaya sahip olacağız ve bir sürü hasta ve aklını yitirmiş insandan kurtulmuş olacağız. Yani İran’ın lider kadrosundan. Birinci liderlik kademesinden kurtulduk, sonra ikinci seviye liderlikten kurtulduk. Şimdi üçüncü veya dördüncü liderlik seviyesindeler ve şu an kimsenin kim olduklarını bile bilmediği liderleri var" dedi.

Rusya, ABD ve İsrail’in "uydurma bahanesini" ifşa etti! Haber

Rusya, ABD ve İsrail’in "uydurma bahanesini" ifşa etti!

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan Orta Doğu’daki çatışmalara ilişkin yapılan açıklamada, "ABD ve İsrail, İran’ı bazı Arap ülkelerindeki tesislere yönelik misilleme yapmaya zorladı. Bu saldırılar insan ve maddi kayıplara yol açtı ve bu konuda Rus tarafı derin üzüntü duymaktadır. Böylece Arapları başkalarının çıkarları için savaşa çekmeye çalışıyorlar" dedi. Rusya, Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in başlattığı çatışmaya ilişkin açıklama yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, "ABD ve İsrail’in tamamen uydurma bir bahane ile İran’daki yasal yönetimi devirmek amacıyla başlattıkları askeri operasyonu durdurup, sağduyu göstereceklerine dair herhangi bir işaret gözlemlenmiyor. Aksine başkentlerinden savaşı körükleyen açıklamalar geliyor ve İsrail ordusu Lübnan’a yeni bir işgal girişiminde bulundu" denildi. "Aynı zamanda Filistin halkının felaket durumundan dikkatleri saptırıyorlar" Açıklamada Ramazan ayı olduğuna vurgu yapılarak, "Saldırganlar, Müslümanlar için kutsal olan Ramazan ayının ortasında İslam dünyasının bölünmesi için çalışıyor. İran’ı bazı Arap ülkelerindeki tesislere yönelik misilleme yapmaya zorladılar. Bu saldırılar insan ve maddi kayıplara yol açtı ve bu konuda Rus tarafı derin üzüntü duymaktadır. Böylece Arapları başkalarının çıkarları için savaşa çekmeye çalışıyorlar. Aynı zamanda Filistin halkının felaket durumundan dikkatleri saptırıyorlar" ifadeleri kullanıldı. "Bölgenin istikrarsızlığa sürüklenmesini önlemenin tek yolu ABD ve İsrail’in saldırganlığını durdurmaktır" Ateşkes çağrısı yapılan açıklamada, "Mevcut çatışmanın tüm taraflarını, özellikle de Arap Körfez ülkeleri topraklarına yönelik kabul edilemez saldırılar da dahil olmak üzere tüm askeri operasyonları derhal durdurmaya yeniden çağırıyor, sivil halka yönelik saldırıları, İran’da veya Arap Devletleri İşbirliği Konseyi ülkelerinde olsun, herhangi bir sivil tesise yapılan saldırıları tamamen kabul edilemez olarak değerlendiriyoruz. Bununla birlikte bölgenin daha fazla istikrarsızlığa sürüklenmesini önlemenin tek yolunun Arapların çektiği acılar zincirini başlatan ABD ve İsrail’in saldırganlığını durdurmak olduğu açıkça ortadadır" denildi.

Rusya Dışişleri: "ABD ve İsrail, bir kez daha tehlikeli bir maceraya girişti" Haber

Rusya Dışişleri: "ABD ve İsrail, bir kez daha tehlikeli bir maceraya girişti"

Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırılara tepki göstererek, “Washington ve Tel Aviv, bölgeyi hızla insani, ekonomik ve muhtemelen radyolojik bir felakete yaklaştıran tehlikeli bir maceraya bir kez daha girişti” ifadelerini kullandı. ABD ve İsrail’in sabah saatlerinde İran’a başlattığı hava saldırısından sonra Orta Doğu’da gerilim tırmanmaya devam ederken, Rusya’dan resmi açıklama geldi. Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD ve İsrail’e tepki gösterildi, çatışma sonuçlarının daha da kötüleşebileceğine dikkat çekildi. Açıklamada, “Sabah saatlerinde ABD ve İsrail güçleri İran topraklarına hava saldırıları düzenledi. Bu düşüncesiz eylem öncesinde bölgeye büyük bir ABD askeri grubunun sevk edilmesi de dahil olmak üzere yürütülen askeri-politik ve propaganda hazırlıklarının ölçeği ve niteliği, söz konusu eylemin, uluslararası hukukun temel ilke ve normlarını ihlal eden, BM üyesi egemen ve bağımsız bir devlete karşı önceden planlanmış bir silahlı saldırganlık eylemi olduğuna dair hiçbir şüphe bırakmamaktadır” denildi. İran ile ABD arasında devam eden müzakere sürecine rağmen yapılan saldırıya tepki gösterilerek, “İsrail'in İran'la askeri bir çatışmaya girmek istemediğine dair Rus tarafına verilen mesajlara rağmen yapılması, özellikle kınanması gereken bir husustur. BM yönetimi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) dahil olmak üzere uluslararası toplum, Orta Doğu'da barışı, istikrarı ve güvenliği yok etmeye yönelik bu sorumsuz eylemlere derhal objektif ve tavizsiz bir değerlendirme yapmakla yükümlüdür” ifadeleri kullanıldı. ABD ve İsrail’in, İran’ın egemenliğine saldırıda bulunduğuna da dikkat çekilerek, “Washington ve Tel Aviv, bölgeyi hızla insani, ekonomik ve muhtemelen radyolojik bir felakete sürükleyen tehlikeli bir maceraya bir kez daha girişmiştir. Saldırganların niyetleri açıkça bellidir ve kendileri tarafından da dile getirilmektedir: Askeri diktaya ve hegemonyaya boyun eğmeyi reddeden bir devletin anayasal düzenini bozmak ve yönetimini yok etmek. Öngörülemez zincirleme tepkiler ve şiddet sarmalının tırmanması da dahil olmak üzere insan eliyle oluşturulmuş bu krizin tüm olumsuz sonuçlarının sorumluluğu tamamen onlara aittir. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın (NPT) temel taşı olduğu küresel nükleer silahsızlanma rejimine yönelik bu ağır sonuçlar görmezden gelinmektedir. Amerikan-İsrail ortaklığı, İranlıların nükleer silaha sahip olmasını engelleme yönündeki sözde bir kaygıya sığınmaktadır. UAEA güvencesi altındaki nükleer tesislerin bombalanması kabul edilemez” denildi. ABD’nin son dönemlerde birçok ülkeye saldırdığı ve birçok ülkeyi tehdit ettiği hatırlatılarak, “Özellikle endişe verici olan, ABD yönetiminin son birkaç aydır dünya düzeninin uluslararası hukuk temellerine, yani iç işlerine karışmama, güç tehdidinden veya kullanımından vazgeçme ve uluslararası anlaşmazlıkların barışçıl çözümü ilkelerine karşı gerçekleştirdiği istikrarsızlaştırıcı saldırıların seri niteliğidir” ifadeleri kullanıldı. Tüm taraflar diplomatik çözüme davet edilerek, “Siyasi ve diplomatik çözüm yoluna derhal geri dönülmesini talep ediyoruz. Rusya, her zaman olduğu gibi uluslararası hukuk, karşılıklı saygı ve çıkarların dengesi temelinde barışçıl çözümler aranmasına yardımcı olmaya hazırdır” denildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.