SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlık

Bursa Haberim - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karnındaki şişlikten 22 kiloluk tümör çıktı Haber

Karnındaki şişlikten 22 kiloluk tümör çıktı

İstanbul’da yaşayan 62 yaşındaki Şükran Samanlı’nın karnındaki şişlik ve ağrının nedeni yaklaşık 22 kiloluk yumurtalık tümörü çıktı. Uzun süre yaşadığı rahatsızlığı kabızlık sanan kadın, nefes almakta zorlanınca hastaneye başvurdu. Edinilen bilgiye göre bir süredir karın ağrısı ve şişlik yaşayan Samanlı, şikayetlerini önemsemeyerek doktora gitmedi. Ancak zamanla karnındaki şişlik büyüyerek hamile bir kadın görüntüsüne ulaşınca durum ciddi boyuta ulaştı. Nefes almakta zorlanan hasta, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne kaldırıldı. Yapılan tetkiklerde, karın bölgesini tamamen kaplayan devasa bir yumurtalık tümörü olduğu tespit edildi. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Emin Erhan Dönmez ve ekibi tarafından gerçekleştirilen yaklaşık 6 saatlik operasyonla hastanın karnındaki dev kitle çıkarıldı. Op. Dr. Dönmez, “Karın bölgesinden diyaframa kadar uzanan yaklaşık 50 santimetrelik devasa bir kitle saptadık. Kitlenin yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz” dedi. Doktorlar, kitlenin akciğer ve diyaframa baskı yaptığı için hastanın nefes almakta güçlük çektiğini belirtti. Operasyon sırasında kitlenin kontrollü şekilde boşaltılarak çıkarıldığı ifade edildi. Ameliyat öncesi yaklaşık 79 kilo olan hastanın operasyon sonrası kilosunun 57’ye düştüğü öğrenildi. Yaşadıklarını anlatan Şükran Samanlı ise korkudan uzun süre doktora gitmediğini belirterek, “Kabızlık diye düşündüm. Karnımdaki şişlik taş gibiydi, neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı” ifadelerini kullandı. Samanlı, doğumlardan sonra kadın doğum kontrolüne gitmediğini de söyleyerek kadınlara düzenli muayene çağrısında bulundu. Uzmanlar ise yumurtalık tümörlerinin sinsi ilerlediğine dikkat çekerek; karında şişlik, erken doyma, hazımsızlık, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik ve nefes darlığı gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Op. Dr. Dönmez, “Yumurtalık tümörleri bazen üçüz gebelik boyutuna hatta daha büyük hale gelebiliyor. Bu nedenle kadınların düzenli jinekolojik muayenelerini ihmal etmemesi gerekiyor” diye konuştu.

Evlilik öncesi tarama, talaseminin önlenmesinde kritik rol oynuyor! Haber

Evlilik öncesi tarama, talaseminin önlenmesinde kritik rol oynuyor!

VM Medical Park Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Nihan Alkış, Talasemi (Akdeniz Anemisi) hakkında önemli bilgiler vererek, hastalığın önlenmesinde evlilik öncesi tarama programlarının kritik rol oynadığını söyledi. Talaseminin, kırmızı kan hücrelerinde oksijen taşıyan hemoglobin üretimindeki bozukluk sonucu ortaya çıkan kalıtsal ve genetik geçişli bir kan hastalığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Alkış, hastalığın minör (taşıyıcılık), intermedia ve major olmak üzere üç farklı formda görüldüğünü ifade etti. “Talasemi major erken dönemde belirti verir” Talasemi major hastalarında belirtilerin genellikle bebeklik döneminde ortaya çıktığını belirten Alkış, solukluk, karın şişliği, dalak ve karaciğer büyümesi ile büyüme geriliğinin sık görüldüğünü söyledi. Bu hastaların yaşamın erken dönemlerinden itibaren düzenli kan nakline ihtiyaç duyabildiğini belirten Alkış, tedavi sürecinin çoğu zaman ömür boyu devam ettiğini ifade etti. “Taşıyıcılık çoğu zaman fark edilmiyor” Talasemi minör yani taşıyıcılık durumunda genellikle belirgin şikayet görülmediğini belirten Dr. Alkış, bu nedenle hastalığın fark edilmeden nesilden nesile aktarılabildiğine dikkat çekti. “Talasemi minör genellikle evlilik öncesi tarama testlerinde ortaya çıkmaktadır” diyen Alkış, erken teşhisin önemine vurgu yaptı. “En etkili yöntem tarama” Anne ve babanın her ikisinin de taşıyıcı olduğu durumlarda, her gebelikte yüzde 25 oranında hasta çocuk doğma riski bulunduğunu belirten Uzm. Dr. Nihan Alkış, şu ifadeleri kullandı: “Bu nedenle evlilik öncesi taramalar ve doğum öncesi tanı yöntemleri sayesinde talasemi büyük ölçüde önlenebilir.” Alkış ayrıca, yalnızca bir ebeveynin taşıyıcı olduğu durumlarda çocukların hasta olmayacağını ancak yüzde 50 oranında taşıyıcı olabileceğini söyledi. Erken tanı ve düzenli takip vurgusu Tedavinin hastalığın tipine göre değiştiğini belirten Alkış, talasemi major hastalarında kan nakli, demir yükünü azaltıcı tedaviler ve uygun verici bulunması halinde kemik iliği naklinin uygulanabildiğini ifade etti. Türkiye’de 1 Kasım 2018’den bu yana uygulanan “Evlilik Öncesi Hemoglobinopati Tarama Programı” ile taşıyıcı bireylerin tespit edilerek hasta bebek doğumlarının önlenmesinin hedeflendiğini söyleyen Alkış, bilinçli yaklaşım, düzenli kontrol ve erken tanının hastalıkla mücadelede en güçlü adımlar olduğunu vurguladı.

Nefes darlığına dikkat, uzmandan kritik uyarı! Haber

Nefes darlığına dikkat, uzmandan kritik uyarı!

Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kaplan, nefes darlığının önemli bir sağlık belirtisi olduğunu ve ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Nefes darlığının tıbbi karşılığının “dispne” olduğunu belirten Kaplan, kişinin yeterince nefes alamama hissi yaşadığını ifade etti. Kaplan, bu durumun özellikle yürüme ve merdiven çıkma gibi efor gerektiren aktivitelerde ortaya çıktığını söyledi. Nefes darlığının çoğu zaman kalp ve akciğer hastalıklarının ilk sinyallerinden biri olabileceğini belirten Kaplan, tedavi yönteminin altta yatan nedene göre değiştiğini aktardı. Astım ve KOAH gibi hastalıkların da nefes darlığına yol açtığını söyleyen Kaplan, KOAH’ın dünya genelinde ölüm nedenleri arasında 4. sırada yer aldığını hatırlattı. Hastalığın en önemli nedeninin ise sigara kullanımı olduğunu vurguladı. Zatürreye de değinen Kaplan, hastalığın ilk belirtisinin genellikle öksürük ve nefes darlığı olduğunu, erken teşhis ile tedavi edilebileceğini söyledi. Kaplan ayrıca, kalp yetmezliği ve obezitenin de nefes darlığının önemli nedenleri arasında yer aldığını belirterek, özellikle obezitede en sık görülen şikayetlerden birinin nefes almakta zorlanma olduğunu ifade etti. Uzman, nefes darlığı yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini söyledi.

Bel ağrısında en etkili yöntem açıklandı: Planlı hareket ve egzersiz! Haber

Bel ağrısında en etkili yöntem açıklandı: Planlı hareket ve egzersiz!

Kas ve iskelet sistemi hastalıkları arasında en sık görülen şikayetlerden biri olan bel ağrısı, özellikle modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarıyla artış gösteriyor. Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel sağlığında egzersizin kritik önemine dikkat çekti. Dr. Kayserili, egzersizi “düzenli, tekrarlı ve planlı fiziksel aktivite” olarak tanımlayarak bunun sağlıklı yaşamın temel parçalarından biri olduğunu söyledi. Bel ağrısının çoğu zaman bozulmuş kas dengesiyle ilişkili olduğunu belirten Kayserili, şu ifadeleri kullandı: “Kısalmış kaslar esnetilmeli, güçsüz kaslar ise kuvvetlendirilmelidir.” Tedavi sürecinde egzersizlerin ağrı sınırını aşmadan ve kademeli olarak artırılması gerektiğini vurgulayan uzman, özellikle duruş bozukluğu olan ve sedanter yaşam süren kişilerde düzenli egzersizin koruyucu etki sağladığını ifade etti. Ameliyat sonrası süreçte de egzersizin önemine değinen Kayserili, bel fıtığı, kanal darlığı ve omur kayması gibi operasyonlardan sonra da egzersizin mutlaka devam etmesi gerektiğini söyledi. Egzersiz sıklığıyla ilgili olarak ise şu uyarıda bulundu: “Başlangıçta günde 2 kez yapılmalı, zamanla hekim kontrolünde haftada 3 güne düşürülebilir. Ancak iki seans arası 72 saati geçmemelidir.” Son olarak egzersizlerin mutlaka uzman hekim veya eğitimli sağlık personeli eşliğinde öğretilmesi ve takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Bursa’da hastane satışına tepki: “Sağlık hakkı satılamaz” Haber

Bursa’da hastane satışına tepki: “Sağlık hakkı satılamaz”

Bursa’da meslek odaları, sendikalar ve vatandaşlar, hastane alanlarının satışına karşı bir araya gelerek tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, bu girişimin yalnızca bir mülk satışı değil, doğrudan halkın sağlık hakkına müdahale anlamı taşıdığı ifade edildi. Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi ve Memleket Hastanesi başta olmak üzere bazı sağlık alanlarının satışının gündemde olduğu belirtilerek, zaten yetersiz olan hastane kapasitesine rağmen bu kararın kamu yararıyla bağdaşmadığı vurgulandı. Açıklamada, Memleket Hastanesi’nin 1868 yılından bu yana hizmet veren köklü bir sağlık kurumu olduğu, savaşlar ve Cumhuriyet öncesi dönemden bugüne uzanan bir geçmişe sahip bulunduğu hatırlatıldı. Bu nedenle satışın, sadece bir binanın değil, kentin sağlık hafızasının da kaybı anlamına geleceği ifade edildi. Öte yandan şehir merkezindeki bu hastanelerin, özellikle acil durumlarda vatandaşlar için büyük önem taşıdığına dikkat çekilerek, ulaşılabilir sağlık hizmetinin ortadan kalkmasının ciddi mağduriyetler doğuracağı dile getirildi. Meslek örgütleri, ekonomik kaynak yaratmanın yolunun hastane alanlarını satmak olmadığını, bu tür adımların sağlık hizmetine erişimi daha da zorlaştıracağını belirtti. Açıklama, “Sağlık bir ticaret konusu değildir, hastaneler yatırım aracı olamaz” vurgusuyla son bulurken, kararın geri çekilmesi çağrısı yinelendi.

Bahar alerjisi hafife alınmamalı: Görme kaybına kadar ilerleyebilir! Haber

Bahar alerjisi hafife alınmamalı: Görme kaybına kadar ilerleyebilir!

Bahar aylarında yükselen polen seviyeleri, özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde göz rahatsızlıklarını artırıyor. Uzmanlar, kızarıklık, sulanma, batma ve kaşıntı gibi belirtilerin çoğu zaman hafife alındığını, ancak bu durumun ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, tedavi edilmeyen göz alerjilerinin zamanla görme bozukluğu hatta görme kaybına yol açabileceğini belirtti. Polen ve tozun tetiklediği bu rahatsızlıkların, özellikle bahar aylarında daha sık görüldüğünü vurgulayan İpçioğlu, erken müdahalenin önemine dikkat çekti. Uzmanlar, gözde oluşan kaşıntının kesinlikle ciddiye alınması gerektiğini belirterek, kaşımanın korneada kalıcı hasarlara yol açabileceğini ve bunun da keratokonus gibi görme kaybına neden olan hastalıklara zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Ayrıca güneş ışınlarının da alerjiyi artırabileceğini belirten uzmanlar, UV ışınlarının yanma, batma ve kızarıklığı şiddetlendirdiğini, bu nedenle güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması veya UV korumalı güneş gözlüğü kullanılması gerektiğini söyledi. Göz alerjisinin tedavisinde erken teşhisin kritik olduğunu vurgulayan İpçioğlu, şikayetlerin başladığı anda bir göz hekimine başvurulmasının ciddi risklerin önüne geçeceğini sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.