SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şiddet

Bursa Haberim - Şiddet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şiddet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur!" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur!"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Eğitim Ailesi ile İftar Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale Zaferi’nin 111. yıldönümünde tüm şehitleri rahmetle ve şükranla andı. Öğretmenlere saygıda kusur edilememesi gerektiğini de söyleyen Erdoğan, öğretmenlerin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceklerinin belirtti. "Ramazan Bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslam dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum" Bir taraftan Ramazan ayını uğurlamanın burukluğunu yaşarken diğer taraftan da Ramazan Bayramı’na kavuşmanın sevincini yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bildiğiniz gibi Ramazan’a girerken duamız hep şuydu; Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif’e kavuşturduğun gibi Ramazan Bayramı’na da kavuştur. Ve şimdi Ramazan-ı Şerif’i geride bırakırken hoş geldin Ramazan diyorduk, şimdi elveda Ramazan diyoruz. Ramazan Bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslam dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı. "Çanakkale, dünya durdukça Türk milletinin hürriyet tutkusunun, yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır" Günün bir değer anlamının Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıldönümünü olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 sene geçti. Kahramanlıkları tarihe sığmayan ordumuzun, tarih kitaplarına sığmayan Çanakkale Zaferinin 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle şükranla iade ediyorum. Muhterem hatıralarını gönlümüzün en mutena köşesinde yaşatacağımız o serden geçtikleri merhum Mehmet Akif’in şu muhteşem mısralarıyla bugün bir kez daha selamlamak istiyorum; ‘Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker, gökten ecdad dinerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i, Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın.’ Rabbim hepsinin ruhlarını şad, mekanlarını inşallah cennet eylesin. Merhum Akif İstiklal Marşımızda ‘sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı’ diyerek milletimizin neredeyse her ferdenin şehit ahfadı, şehit evladı, şehit yakını olduğunu söylüyor. Anadolu her ocağından, her ailesinden şehit veren mübarek toprakların adıdır. Dikkat edin Anadolu, Babadolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahfadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conkbayırı’dır, Gelibolu’dur, Çanakkale’dir ve dost düşman iyi bilir ki Çanakkale geçilmez. Çanakkale, dünya durdukça Türk milletinin hürriyet tutkusunun, yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır" diye konuştu. "Son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakarlıklarını asla unutmayacağız" Türkiye’nin sadece 783 bin kilometre kareden ibaret olmadığının en büyük şahidinin Çanakkale olduğunu belirten Erdoğan, "Çanakkale’yi geçilmez kılan iradedir, ittihat fikridir, mücadele azmidir. Çanakkale’de Anadolu’nun her ili bir ilçesi vardır, Çanakkale’de Saraybosna vardır, Çanakkale’de Balkanlar vardır, Çanakkale’de Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale’de gönül ve kültür coğrafyamızın hemen her köşesinin duası, niyazı, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Burada milletimizin seciyesini anlatan şu gerçeği de belirtmek isterim; Çanakkale, Bedir’in aslanlarıyla aynı yüreği taşıyan aslanların, Akif’in ‘Asımın nesli’ diye adlandırdığı o mübarek neslin bize bıraktığı mirastır, bir destandır. Zaferler silsilesinin altın halkalarından biridir. Çanakkale Savaşı epik bir kahramanlık hikayesi olduğu kadar aynı zamanda dramatik bir hikayedir. ‘Çanakkale içinde Aynalı Çarşı, anne ben gidiyorum düşmana karşı’ türküsü henüz bıyığı terlememiş delikanlıların lise ve Darülfünun talebelerinin türküsüdür. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi talebelerinin tamamı Çanakkale’de şehit olduğu için mezun verememiştir. Milli şairimiz Akif, ‘şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda’ derken işte bu acı hakikati dile getiriyor. ‘Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor’ derken sadece Türk şiirinin en güzel mısralarından birini terennüm etmiyor. Bununla birlikte aziz ve asil milletimizin umut güneşi olan gençlerin sönen ocakların destanını da haykırıyor. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakarlıklarını asla unutmayacağız. Çanakkale Zaferimizin 111. Sene-i devriyesinde bizlere bu cennet vatanı miras bırakan bu büyük Cumhuriyeti emanet eden bütün İstiklal kahramanlarımızı bütün şehitlerimizi gazilerimizi rahmetle anıyor, aziz hatıralarını bir kez daha kemali hürmetle yad ediyorum" ifadelerine yer verdi. "Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak kaldıraç şüphesiz nitelikli milli ve zamanın ruhunu yakalamış bir eğitim sistemidir" Güçlü toplum olmanın en önemli etkenlerinden birinin güçlü eğitim sistemine sahip olmak olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Göreve geldiğimiz günden beri bu hassasiyetle çalışıyor eğitime önem ve öncelik vermeyi imal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı iyi eğitim almış, güçlü bir içtimai bünyeyle gerçekleştirebileceğimizin farkındayız. Biliyoruz ki bugünün ve yarının dünyasında ilerlemenin kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak kaldıraç şüphesiz nitelikli milli ve zamanın ruhunu yakalamış bir eğitim sistemidir. Bu yolda son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi nitelikli reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere eğitimde anlamsız yasakları ve katsayı vari adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Ders müfredatlarını ve kitaplarını gözden geçirerek çağ dışı ve vesayetçi unsurları temizledik. Bunları bilimsel bir anlayışla yeni baştan hazırladık. ‘Köklerden Geleceğe’ şiarıyla hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeliyle çalışmalarımızı daha kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimizi her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza eğitim yılı başında ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı spor salonları, dijital kütüphaneler, laboratuvarlar, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Atamaların yanı sıra öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kayda değer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Daha burada saymaya kalksak belki de saatlerimizi alacak nice hizmeti öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin istifadesine sunduk" diye konuştu. "Devletleri ve medeniyetleri yapan da yıkan da muallimlerdir" Türkiye’nin son 23 yılda eğitimde önemli bir mesafe aldığını ve bunun mimarlarının da öğretmenler olduğunu dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Merhum Nurettin Topçu’nun öğretmenin ne manaya geldiğini anlatan şu veciz ifadelerini burada altını çizerek hatırlatmak istiyorum. Merhum Topçu şöyle diyor; ‘Ademoğlunu beşikten alarak mezara kadar götürüp teslim eden dünyanın en büyük mesuliyetine sahip insan muallimdir. Kaderimizin hakikatinin işleyicisi, karakterimizin yapıcısı, kalbimizin çevrildiği her yönde kurucusu odur. Fertler gibi nesiller de onun eseridir. Farkında olsun olmasın her ferdin şahsi tarihinde muallimin izleri bulunur. Devletleri ve medeniyetleri yapan da yıkan da muallimlerdir. Evet, muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda işte böyle hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından işte böyle bir anlam ifade etmektedir." "Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir" Öğretmenlere saygının bir gelenek olduğunu ve onlara yönelik şiddetin her daim karşısında olacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültürümüzde anne babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Biz de çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük. Öğretmene saygıda kusur etmemeyi gördük. Dolayısıyla öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük bir saygısızlığı dahi kabul etmemiz, hoş görmemiz mümkün değildir. En son Fatma Nur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarının lanetlediğimizi, bunları tasvip etmediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Şunu bir defa herkes bilmeli ve anlamalıdır; Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Türkiye’nin aydınlık yarınlarını, kızıl elmamız olan Türkiye Yüzyılını inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz" dedi.

Antalya’da "yan bakma" dehşeti! Haber

Antalya’da "yan bakma" dehşeti!

Antalya'da arkadaşları ile oturan genç ‘Neden bakıyorsun' diyerek yanına gelen ve hiç tanımadığı 2 akranı tarafından darp edilerek burnu kırıldı. Olaya tepki gösteren gencin babası "Akran zorbalığına karşı bir yasa çıkartılmalı. Anne ve babalara burada çok sorumluluk düşüyor" dedi. 8 Şubat tarihinde Konyaaltı ilçesi Öğretmenevleri Mahallesi Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan bir işyerinde meydana gelen olayda, Batuğ Y. (15) arkadaşları ile birlikte vakit geçirmek ve bir şeyler yemek üzere bir zincir restoran bayisine geldi. 2 arkadaşı ile birlikte masaya oturan Batuğ Y.'nin yanına bir süre sonra 15-16 yaşlarında tanımadığı bir kişi geldi. İsminin Kayra K. Ç. olduğu öğrenilen genç "Neden bakıyorsun" diyerek önce Batuğ Y.'nin oturduğu sandalyeye tekme vurdu. Ardından Batuğ Y.'nin yüzüne doğru tokat attı. Bu sırada Kayra K. Ç.'nin çevresinde toplanan bir grup içerisinde isminin Batuhan K. olduğu öğrenilen aynı yaşlardaki genç Batuğ Y.'ye yumruk attı. Olay anı güvenlik kamerasına yansıdı Olay anı işyerinin güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedilirken, gençler arasındaki kısa süreli arbede işyerinde bulunan bir vatandaşın araya girmesi ile sonlandı. Aldığı yumruk darbesi ile yüzünden yaralanan Batuğ Y. kendi imkanları ile hastaneye giderken, yapılan kontrollerde burnunun kırıldığı belirlendi. Olayın ardından ameliyat olan gencin tedavisi devam ederken, Batuğ Y.'nin ailesi polis merkezine giderek şahıslar hakkında şikayetçi oldu. Konyaaltı Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Araştırma Büro Amirliği ekipleri tarafından yapılan kamera incelemeleri sonucu kimlikleri tespit edilen Batuhan K. ve Kayra K. Ç. ikametlerinde gözaltına alınarak işlemleri için Çocuk Şube Müdürlüğü'ne teslim edildi. "Akran zorbalığına karşı yasa çıkartılması" Burnunda kırıklar bulunan ve rapor alan Batuğ Y.'nin babası Cihangir Yılmaz, yaşanan akran zorbalığına tepki gösterdi. Oğlunun olay sonrası psikolojik destek almaya başladığını ve akran zorbalığına karşı bir yasa çıkartılması gerektiğini söyleyen Yılmaz, "8 Şubat tarihinde akşam saat 20.00 sıralarında oğlum kuzenleri ile birlikte yemek yerken kendi akranı 8-9 tane çocuk mekana geliyor. İçlerinden bir tanesi ‘Bana niye bakıyorsun' diyerek masaya tekme vuruyor. Oğlum da ‘Ben sizi tanımıyorum' derken arkadan birisi gelip yumruk vuruyor. Bunun sonucunda burnunda kırıklar meydana geliyor. Ertesi gün ameliyat oldu. Şu anda tedavisi devam ediyor. Ama psikolojisi bozuk, destek alıyoruz. Devletimizin bu konuda akran zorbalığına karşı bir yasa çıkartması gerekiyor" dedi. "Ailelere büyük sorumluluk düşüyor" Akran zorbalığı konusunda ailelere büyük sorumluluk düştüğünü belirten baba Cihangir Yılmaz, "Nasıl ki köpek sahibi köpeği vatandaşı ısırdığı zaman ceza alıyor. Ama çocuklarımız sahipsiz gibi, anne ve babalara burada çok sorumluluk düşüyor. Kanun çıkartılırken ailelerinde sorumlu olması gerekiyor. Bu şekilde olmadığı sürece çocuklarımızda şiddet olayları devam edecek. Biz çocuklarımızı topluma hayırlı evlatlar olsun diye yetiştiriyoruz. Ailelerden ricam lütfen çocuklarına sahip çıksınlar ve bilinçli birey yetiştirsinler. Çocukların daha önceden bir karşılaşması veya sosyal medyadan bir arkadaşlığı yok, birbirlerini tanımıyorlar. Çocuklar televizyonlardaki akran zorbalıklarını görüyor, belki de toplumda kendilerini bu şekilde göstermek istiyorlar. Ama bir an önce bu konuda bir kanun çıkartılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Ahlat’ta okul müdürlerine saldırının kamera kayıtları ortaya çıktı! Haber

Ahlat’ta okul müdürlerine saldırının kamera kayıtları ortaya çıktı!

Bitlis’in Ahlat ilçesinde geçtiğimiz gün veliler tarafından iki okul müdürüne yönelik gerçekleştirilen saldırı kamuoyunda yankı uyandırırken, olaya ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri de ortaya çıktı. Ahlat’ta geçtiğimiz gün veliler tarafından iki okul müdürüne yönelik saldırıya ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Eğitim Bir Sen Bitlis Şubesi de saldırıyı protesto etmek amacıyla olayın yaşandığı Abdurrahman Gazi İlkokulu önünde basın açıklaması yaptı. Sendika yönetiminden Abdurrahman Yaşasın tarafından okunan açıklamada, "Ahlat’ta görev yapan okul müdürü üyelerimize yönelik gerçekleştirilen menfur saldırıyı kınamak, eğitim camiasına yönelen şiddete karşı duruşumuzu göstermek ve dayanışmamızı ifade etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Eğitim kurumları; bilginin, emeğin, sabrın ve geleceğin inşa edildiği kutsal mekânlardır. Bu kurumların yöneticileri ve çalışanları ise toplumun yarınlarını yetiştirmek gibi ağır bir sorumluluğu omuzlarında taşıyan fedakâr insanlardır. Böylesine kutsal bir görevi yerine getiren eğitim yöneticilerine yönelik şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz ve hiçbir şekilde kabul edilemez. Ahlat’ta okul müdürü üyelerimize yönelik gerçekleştirilen saldırı yalnızca bireylere yapılmış bir saldırı değildir. Bu saldırı; eğitime, kamu hizmetine, devlet otoritesine ve toplumun ortak değerlerine yönelmiş açık bir tehdittir. Eğitim çalışanlarının görevlerini huzur ve güven ortamı içerisinde yerine getirememesi, doğrudan doğruya geleceğimizin zarar görmesi anlamına gelmektedir. Şiddeti meşrulaştıran ve sorun çözme yöntemi olarak gören anlayış toplumsal barışa zarar vermekte, kamu düzenini zedelemektedir. Eğitim kurumlarında görev yapan yöneticilerimizin ve öğretmenlerimizin güvenliği sağlanmadan sağlıklı bir eğitim ortamından söz etmek mümkün değildir. Nitekim Eğitim-Bir-Sen’in girişimleriyle Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda eğitimcilere yönelik şiddet suçlarına verilen cezalar artırılarak caydırıcılık güçlendirilmiştir. Bizler eğitim çalışanları olarak sorunların diyalogla, hukuk çerçevesinde ve karşılıklı anlayışla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Şiddetin hiçbir türünü kabul etmiyor, eğitim camiasına yönelen her türlü saldırının karşısında kararlılıkla durduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Yetkili mercilerden beklentimiz; bu saldırının tüm yönleriyle araştırılması, sorumluların hukuk önünde gerekli cezayı alması ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için caydırıcı tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesidir. Eğitim çalışanlarının güvenliğinin sağlanması yalnızca bireysel bir hak değil, aynı zamanda kamusal bir zorunluluktur. Bugün burada sergilediğimiz birlik ve dayanışma, eğitim çalışanlarının yalnız olmadığının en güçlü göstergesidir. Eğitim camiasına yönelen her türlü saldırının karşısında durmaya, meslektaşlarımızın yanında olmaya ve hukuki sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Unutulmamalıdır ki; eğitim çalışanına uzanan el, toplumun geleceğine uzanmış sayılır. Bu vesileyle saldırıya maruz kalan okul müdürü üyelerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, kendilerine ve tüm eğitim camiasına geçmiş olsun diyoruz. Şiddetin olmadığı, güvenli ve saygı temelli bir eğitim ortamı için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.