Bursa’da tatlıcı furyasının ürpertici sonucu ortaya çıktı
Bursa’da tatlıcı furyasının ürpertici sonucu ortaya çıktı
Bursa’da son iki yılda tatlıcı sayısı hızla artarak bine yaklaşırken, uzmanlar bu durumun yalnızca ticari bir trend olmadığını vurguluyor. Ekonomik daralma nedeniyle artan tatlı tüketiminin; obezite, insülin direnci ve duygusal yeme gibi ciddi sağlık sorunlarını tetiklediği belirtiliyor.
Haber Giriş Tarihi: 10.04.2026 14:37
Haber Güncellenme Tarihi: 10.04.2026 14:46
Kaynak:
Bursasaati
Bursa, gastronomi kültürüyle öne çıkan şehirlerden biri olmasına rağmen son yıllarda tatlı sektöründe dikkat çekici bir büyüme yaşanıyor. Bursa Tatlıcılar Odası verilerine göre, iki yıl önce yaklaşık 700 olan tatlıcı sayısı kısa sürede bine yaklaştı. Bu artış, geçmişte yaşanan “çiğ köfte furyasına” benzetiliyor.
Bursa Tatlıcılar Odası Başkanı Necip Daş, sektöre girişlerin çoğunun profesyonel temele dayanmadığını belirterek, tatlıcılığın “kolay kazanç” kapısı olarak görülmesinden endişe duyduklarını ifade etti. Daş, mesleki bilgiye sahip olmayan kişilerin sektöre girmesinin kaliteyi düşürdüğünü ve sürdürülebilirliği tehdit ettiğini vurguladı.
Ayrıca tatlı satışının sadece tatlıcılardan çıkıp market ve bakkallara yayılması da eleştiriliyor. Bu durumun hem haksız rekabet yarattığı hem de mesleki etikle bağdaşmadığı belirtiliyor.
Uzmanlara göre bu hızlı büyüme kalıcı değil. Sektörün zamanla doyuma ulaşacağı ve yalnızca işi doğru yapan işletmelerin ayakta kalacağı öngörülüyor.
Öte yandan konunun sadece ekonomiyle sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, tatlı tüketiminin sağlık üzerindeki etkilerine vurgu yaparak; aşırı şeker tüketiminin insülin direnci, obezite ve metabolik hastalık riskini artırdığını belirtiyor. Türkiye’nin obezite oranlarında Avrupa’da üst sıralarda yer aldığı ifade ediliyor.
Çocuklarda tatlı tüketiminin kontrolsüz şekilde arttığı, özellikle ödül sistemi olarak tatlı verilmesinin sağlıksız alışkanlıklar oluşturduğu da önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Okul kantinlerinde satılan yüksek kalorili ürünler de bu riski büyütüyor.
Psikolojik açıdan ise tatlı tüketimi “duygusal açlık” kavramıyla açıklanıyor. Uzmanlara göre insanlar çoğu zaman fiziksel açlıktan değil; stres, kaygı ve duygusal boşluk nedeniyle tatlıya yöneliyor. Tatlı tüketimi kısa vadede mutluluk hissi yaratsa da uzun vadede bağımlılık, suçluluk ve ruh hali dalgalanmalarına yol açabiliyor.
Ekonomik daralma da bu eğilimi güçlendiriyor. Bireyler büyük harcamalar yerine küçük ama hızlı mutluluk sağlayan tüketimlere yöneliyor. Tatlı da bu “küçük ödül” davranışının en yaygın örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar çözümün yasaklamak değil, farkındalık geliştirmek olduğunu belirtiyor. Bireylerin fiziksel açlık ile duygusal açlığı ayırt etmesi, daha sağlıklı alışkanlıklar geliştirmesi ve stresle farklı yollarla baş etmesi gerektiği vurgulanıyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bursa’da tatlıcı furyasının ürpertici sonucu ortaya çıktı
Bursa’da son iki yılda tatlıcı sayısı hızla artarak bine yaklaşırken, uzmanlar bu durumun yalnızca ticari bir trend olmadığını vurguluyor. Ekonomik daralma nedeniyle artan tatlı tüketiminin; obezite, insülin direnci ve duygusal yeme gibi ciddi sağlık sorunlarını tetiklediği belirtiliyor.
Bursa, gastronomi kültürüyle öne çıkan şehirlerden biri olmasına rağmen son yıllarda tatlı sektöründe dikkat çekici bir büyüme yaşanıyor. Bursa Tatlıcılar Odası verilerine göre, iki yıl önce yaklaşık 700 olan tatlıcı sayısı kısa sürede bine yaklaştı. Bu artış, geçmişte yaşanan “çiğ köfte furyasına” benzetiliyor.
Bursa Tatlıcılar Odası Başkanı Necip Daş, sektöre girişlerin çoğunun profesyonel temele dayanmadığını belirterek, tatlıcılığın “kolay kazanç” kapısı olarak görülmesinden endişe duyduklarını ifade etti. Daş, mesleki bilgiye sahip olmayan kişilerin sektöre girmesinin kaliteyi düşürdüğünü ve sürdürülebilirliği tehdit ettiğini vurguladı.
Ayrıca tatlı satışının sadece tatlıcılardan çıkıp market ve bakkallara yayılması da eleştiriliyor. Bu durumun hem haksız rekabet yarattığı hem de mesleki etikle bağdaşmadığı belirtiliyor.
Uzmanlara göre bu hızlı büyüme kalıcı değil. Sektörün zamanla doyuma ulaşacağı ve yalnızca işi doğru yapan işletmelerin ayakta kalacağı öngörülüyor.
Öte yandan konunun sadece ekonomiyle sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, tatlı tüketiminin sağlık üzerindeki etkilerine vurgu yaparak; aşırı şeker tüketiminin insülin direnci, obezite ve metabolik hastalık riskini artırdığını belirtiyor. Türkiye’nin obezite oranlarında Avrupa’da üst sıralarda yer aldığı ifade ediliyor.
Çocuklarda tatlı tüketiminin kontrolsüz şekilde arttığı, özellikle ödül sistemi olarak tatlı verilmesinin sağlıksız alışkanlıklar oluşturduğu da önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Okul kantinlerinde satılan yüksek kalorili ürünler de bu riski büyütüyor.
Psikolojik açıdan ise tatlı tüketimi “duygusal açlık” kavramıyla açıklanıyor. Uzmanlara göre insanlar çoğu zaman fiziksel açlıktan değil; stres, kaygı ve duygusal boşluk nedeniyle tatlıya yöneliyor. Tatlı tüketimi kısa vadede mutluluk hissi yaratsa da uzun vadede bağımlılık, suçluluk ve ruh hali dalgalanmalarına yol açabiliyor.
Ekonomik daralma da bu eğilimi güçlendiriyor. Bireyler büyük harcamalar yerine küçük ama hızlı mutluluk sağlayan tüketimlere yöneliyor. Tatlı da bu “küçük ödül” davranışının en yaygın örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar çözümün yasaklamak değil, farkındalık geliştirmek olduğunu belirtiyor. Bireylerin fiziksel açlık ile duygusal açlığı ayırt etmesi, daha sağlıklı alışkanlıklar geliştirmesi ve stresle farklı yollarla baş etmesi gerektiği vurgulanıyor.
Kaynak: Bursasaati
En Çok Okunan Haberler